ÖĞRETMENLER, ÖZEL ÇOCUKLARLA ANILARINI PAYLAŞTILAR
21 Mart dünya down sendromlular günü dolayısıyla Muş Özel Eğitim Uygulama 1’inci ve 2’inci Kademe Okulu öğretmenleri Down Sendromlu öğrencileriyle yaşamış oldukları güzel anıları anlattılar.
Down Sendromlu onlarca çocuk almış oldukları eğitimle hayata tutunurken, o çocukların başarı dolu hikayeleri ve güzel anıları ise duyanlara umut veriyor. 21 Mart, 'Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü' dolayısıyla Muş Özel Eğitim Uygulama 1’inci ve 2’inci Kademe Okulu öğretmenleri özel öğrencileri ile yaşamış oldukları güzel anıları paylaştılar.
21 Mart, 'Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü' olarak biliniyor. Dünyada ve Türkiye'de 750 ila bin doğumda bir görülen Down Sendromu, genetik bir farklılık olarak biliniyor. Bu sendroma sahip çocuklar fiziksel ya da öğrenme sorunuyla mücadele etmek zorunda kalırken, ailelerin ise sorumlulukları daha da artıyor.
21 Mart, 'Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü' dolayısıyla özel çocuklarla anılarını paylaşan Muş Özel Eğitim Uygulama 1’inci ve 2’inci Kademe Okulu Müdür Yardımcısı İhsan Yasun, Down Sendromunun tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığını belirttiği açıklamasında şunları söyledi: “Down sendromu bir hastalık değildir. Genetik bir farklılıktır. Genetik bir farklılık olan down sendromu bebekteki 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması nedeniyle ortaya çıkan bir durumdur. Dünyada ve ülkemizde 750-1000 doğumda bir görülen down Sendromu; fiziksel büyüme geriliği, karakteristik yüz görünümü ve orta derecede zihinsel geriliğe yol açabilir. 21. kromozomlarının 2 tane yerine 3 tane olması takvimlerde 21 ve 3 rakamını özel kıldığından bu genetik farklılığa vurgu yapacak şekilde her yıl 3. ayın 21. gününü Dünya Down Sendromlular Farkındalık Günü olarak kabul ediyoruz. Down Sendromu tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, bireyin hayatı boyunca devam eden bir farklılıktır. Ülke, milliyet, sosyo-ekonomik statü farkı yoktur. Uygun eğitim programları ile Down Sendromlu çocuklar da pek çok başarıya imza atmakta ve toplum hayatı içinde anlamlı hayatlar kurabilmektedirler. Burada düzenli ve disiplinli bir eğitim programı ve bol tekrar en önemli faktördür. Erken ve sürekli eğitim ile beraber down sendromlu bireyler arkadaş edinebilir, okula gidebilir, iş edinebilir, hayatları ve gelecekleri için karar verebilirler.” Dedi.
YASUN, “+1 KROMOZOMUN BİZE ÖĞRETTİKLERİ”
Müdür Yardımcı Yasun, açıklamasının devamında Down sendromlu özel öğrencilerinin onlara hayat ile ilgili çok şey gösterdiklerini vurgu yaparak şunları söyledi: “Down Sendromunu iyileştirecek veya yok edecek bir tıbbi tedavi yoktur. Tek yol eğitimdir. 0-2 ay itibariyle eğitime başlamak son derece önem taşımaktadır. Tüm çocuklar için eğitim doğduğunda başlar. Down sendromlu bebekler diğer bebeklerden daha fazla desteğe ihtiyaç duyarlar. Ama diğer bebekler gibi onlar da ailenin kabullenmesine, sevgisine, iletişimine ihtiyaç duyarlar. Aileler bebeklik döneminde çocuğun gelişimde kilit rol oynamaktadırlar. Bebekle oynamak, konuşmak, şarkılar söylemek, yeterli uyaran almasını ve sosyal ortamlara sokarak farklı çevreleri tanımasını sağlamak önemlidir.
İletişim her yerde her zaman insan için önemli olmuştur. Biz günlük hayatta arkadaşlarımıza bazen küser, bazen kırılırız. Bazen de ilk defa karşılaştığımız insanlara önyargılarla dolu oluruz. Down sendromlu arkadaşlarımız bize küslüklerin hayatımız için gereksiz olduğunu, kırgınlıklar olmasa daha güzel bir yaşam olacağını, en önemlisi tanışmadan da insanları dünyayı sevebileceğimizi gösterirler.
Her sabaha sınıfa girdiğimizde Yüreklerindeki tertemiz sevgi ve yüzlerindeki sıcacık gülümsemeyle bizleri motive eden bu öğrencilerimizle ilgili anılarımızı ve düşüncelerimizi sizinle paylaşmak istedik.” Dedi.
ARIKAN, “PŞŞ PŞŞ DİYE KAŞ GÖZ YAPIP ELİNDEKİNİ GÖSTERDİ”
Okul öğretmenlerinden Burhan Arıkan, özel öğrencisiyle olan anısını şu sözlerle anlattı: “Bir özel eğitim öğretmeni olarak Down Sendromlu öğrencilerimin olması beni her zaman ekstra mutlu etmiştir. Sınıfımıza her zaman neşe katmışlardır. O kadar çok eğlenceli ve güzel anıya sahibim ki Down Sendromlu öğrencilerimle aklıma gelen birkaç anıdan bahsetmek istiyorum. Yeni atandığımda ilk sınıfımda bir Down Sendromlu öğrencim vardı. Sürekli birilerine bir şey atar ilgi çekerdi. Tabi öğretmenleri olarak diğer öğretmen arkadaşla birçok defa uyardık. Yine bir gün bir şey atarken yakaladık ve uyardık. Diğer öğretmen arkadaşım başka çocukla ilgilenirken ben de göz temasını koruyorum. Birden bana pşş pşş diye kaş göz yapıp elindekini gösterdi. Sonra atayım mı dercesine diğer öğretmen arkadaşı gösterdi. İçimden gülmemem lazım diye kendimi nasıl tuttuğumu anlatamam.”
KÖKSAL “ANILAR DAMLAYA DAMLAYA OKYANUS OLUŞTURUYOR KALBİMİZDE”
Okul öğretmenlerinden Özge Köksal, özel öğrenciler ile olan anıları ile ilgili olarak şunları söyledi: “İyi bir öğrenci dediğimizde herkesin aklında bir görüntü canlanır. Peki özel eğitim öğretmeninin bir öğrencide gördüğü nedir sizce? Her sabah sınıfa girdiğimde yeni bir öğrenciyle tanışıyorum hissi.. Bu bazen sınıfın en başarılı öğrencisi, bazen en yaramaz öğrencisi olabiliyor. Bir gün hiç bir kurala uymayan öğrencim diğer gün okulun en nazik öğrencisi olabiliyor. Aynı öğrencide 30 farklı öğrenci görebilmektir özel eğitim. Bizim gözümüzde mükemmellik farklıdır. Öğrencilerimizin kendi istedikleri için sarılmaları, izin istemeleri, bazen de yaramazlık yapmaları. Biz öğrencilerimizle karşılaştığımızda onlar için mükemmellik seviyesi belirlemeyiz. Her öğrencimiz kendi mükemmellik seviyesini belirler. Bu bazen bağımsız yemek yemek, bazen kapıya vurup sınıfa girmek olabilir. Biz her gün öğrencilerimize kendi mükemmellik seviyelerine ulaştırmak için çabalıyoruz. Basit gibi gözüken her amacımızı gerçekleştirdiğimizde onlarla gurur duyuyoruz. +1 bazen ifade ettiğinden çok daha fazla şey katıyor hayatımıza. +1 ile hayatımıza kattıkları özellikler, anılar damlaya damlaya okyanus oluşturuyor kalbimizde.”
ERANIL, “SEVGİNİN SANA KARŞILIKSIZ OLARAK DÖNÜŞ SAĞLADIĞI TEK YER ÇOCUK KALBİDİR”
Okul öğretmenlerinden Gizem Eranıl ise anıları şöyle ifade etti: “Öğretmen Bir annenin, satırlara dökülmüş duyguları var sırada. Bir kitabın en sevdiğim cümlesidir "ölene dek sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden". Sanırım öğretmenler için kurulmuş en anlam yüklü cümle. Verdiğin ilgi ve sevginin sana karşılıksız olarak dönüş sağladığı tek yer çocuk kalbidir. Ve bu değerin sahibi özel çocuklar ise katacağı anlam bir başkadır, sizi duygu yoğunluğuna sürükler.
Kızımdan 1030 kilometre uzaklıkta olup onu özlediğimde , "Öğretmenim; ben varım üzülme? Ben sana kızın gibi sarılırım" diyen bir öğrenci düşünün. Ben, sevgisini öğrencilerinden esirgemeyen, onları çocuğunun yerine koyup da, bu sevgiyi taa kalplerine kadar işletebilmeyi hedefleyen bir öğretmenim. Edindiğim meslekten hiç şüphe duymadım, yol aldığım her senenin her anına daha da bağlamamı sağlayacak anılar biriktiriyorum. İşinizi severek yapmanız dileklerimle…”