SUR, "ŞANLI TARİHİMİZİN HİÇBİR SAFHASINDA UTANILACAK BİR SAYFA YOKTUR"
Muş Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Sur, Ermeni soykırımı ifadesinin tamamen yalan bir ifade olduğunu, Ermenileri dün Osmanlı Devletine, bugün de Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı kullananların sorunu olduğunu söyledi.
Avrupa ülkelerinde ve Amerika'da 24 Nisan'da düzenlenen sözde 'Ermeni Soykırımı Anma Günü' ile ilgili olarak bir açıklama yapan Muş Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Sur, sözde 24 Nisan Ermeni Soykırımı Anma Günü'ne tepki gösterdi.
Başkan Sur, açıklamasında sözde ermeni soykırımı iddialarının emperyalist güçler tarafından mazlum coğrafyalarda yapılan soykırımların üstünü örtmek ve kendi iç siyasetlerinde malzeme olarak kullanılmak adına söyledikleri bir yalan olduğunu dile getirdi.
Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan ASİMDER Başkanı Turhan Sur, şanlı tarihimizin hiçbir safhasında utanılacak bir sayfa olmadığına vurgu yaparak şunları söyledi: "Emperyalist Bir İfade Olarak Ermeni Soykırımı Yalanını, Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde oynanan oyunları, hatırlatmak adına kamuoyuna duyuruyoruz. Ermeni sorunu, Ermenilerin sorunu olmaktan çok, Ermenileri dün Osmanlı Devletine, bugün de Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı kullananların sorunudur. Dün komiteci, militan Ermenileri kullananlar, bugün şekil, strateji ve isimlerini değiştirdikleri bölücü unsur ve türevlerini kullanmaktadırlar. ABD, İngiltere, İsrail, Fransa ve Rusya'nın ülkemiz, özellikle de bölgemiz Doğu Anadolu üzerindeki açık ve gizli emelleri akıl ve vicdan sahibi her vatandaşımız tarafından bilinmektedir. Hedef; Dün Osmanlı Devleti topraklarıydı, bugün ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısıdır. Şanlı tarihimizin hiçbir safhasında utanılacak bir sayfa yoktur. "Türkiye, tarihiyle yüzleşmeli diyenler" gerek Dini gerek Millî aidiyet şuurundan yoksun, başkaları adına ülkelerine yani bu mübarek vatana savaş açmış, siyasi devşirmeler ve satılmış işbirlikçilerdir. Bilinmelidir ki; Doğu'da Ruslarla bir olup Osmanlı Devletini arkadan vuran militanlar, Ermeni oldukları için değil! yaşadıkları ve tebası oldukları Devletlerine isyan ve ihanet ettikleri için cezalandırılmışlardır. ABD, İngiltere, İsrail, Fransa gibi ülkeler mazlum coğrafyalarda yaptıkları soykırımları örtebilmek, kendi iç siyasetlerinde de malzeme olarak kullanabilmek için sözde soykırım yalanına sarılmaktadırlar. Ayrıca, Ermenistan'a maddi destek yapılabilmesi için Türkiye düşmanlığının ve soykırım yalanının canlı tutulması gerekmektedir. Çıkan bütün isyanlar ve olaylar, Ermeni Komitecileri tarafından tersyüz edilerek "Ermenilerin, Türkler tarafından katledilmesi" olarak tanıtılmış ve Batı ülkelerine, Hıristiyan kamuoylarına böyle yansıtılarak büyük gürültüler koparılmıştır. Böylelikle gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan, yalan iftira ve sahte beyanlar, kabul etmeye, ettirilmeye başlanmış ve süregelmiştir. Zaten, Emperyalist devletlerin politikaları, bu mesajların, yalanların, iftiraların zamanla benimsenmesini sağlamak amacı güder. Üstelik bu durum yine Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki bir çatışma olarak gösterilmiş, ardından, "Vahşi Müslümanlar, masum Hıristiyanları katlediyor!" yalanlarıyla yazdıkları senaryolarından yine kendilerine vazife çıkararak, Müslümanlara karşı, Hıristiyan Ermenileri ki, Ermenilerden de asıl hedef ve niyetlerini gizleyerek yine Ermenileri destek ve himaye yoluna gitmişlerdir. Tüm bu yaşananların yalan ve iftira olduğunu bilen, Devletine, Vatanına, Milletine bağlı birçok Ermeni Vatandaşımız itiraz ve karşı koymaları sebebiyle Ermeni çeteciler tarafından acımasızca katledilmişlerdir." Dedi.
"DÖRT T" PLANI OLARAK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'NE KARŞI UYGULAMAYA KONULMUŞTUR"
Başkan Sur, açıklamasının devamında ihanet çetelerinin bölücü faaliyetlerine ve hainliklerine devam ettiğini vurgulayarak: "Ermeni sorununun ya da soykırım yalanının artık günümüzde, tarihsel bir konu olmadığı Emperyalist ülkelerin kendi arşiv ve belgelerinde bile ortada olan inkar edemedikleri bir gerçekliktir. Böylelikle bu durumun Siyasi bir sorun olduğu çok net bir şekilde kabul edilmelidir. Zira bu siyasi argüman "Dört T" planı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı uygulamaya konulmuştur. Bu plan, 1- Tanıtma : (Sözde Ermeni Soykırımın tüm dünyaya Terörizmle tanıtılmasıdır) 2 - Tanınması: (Soykırımın kabulü) 3 - Tazminat Alınması : (Türkiye'den) 4- Toprak Elde Edilmesi : (Türkiye'den) Şeklinde aşamalar içermektedir. Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde oynanan oyunları "Doğu ve Güneydoğu da Kürtçe bilen Ermeni ve Yahudiler Kürt kılığına girdi" ifadesi çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin her türlü imkanından sonuna kadar faydalanarak İnsan Hakları ve Demokrasi sözcüklerini dillerine dolamış ifade özgürlüğü adı altında Türk Milletine, Devletine, Milli ve Manevi değerlerine hakaret etmeyi özgürlük ve hak olarak kendilerinde gören, işte bu güruhtur. "Pakraduni" olarak teşkilatlanan bu ihanet çetesi, sosyal hayatta çok çeşitli adlarla Sivil Toplum Kuruluşu, gerekse kamu kurulum ve kuruluşlarının stratejik yerlerinde görev almış kriptolar olarak gizli, bölücü faaliyetlerine ve vatan hainliklerine devam etmektedirler. 1923 Taşnak parti kongresinde, 1915 olaylarının siyasi bir iftira ve oyun olduğunu Ermenistan'ın ilk Başbakanı Yohannes Kagaznuni, şu sözlerle adeta itiraf etmiştir: "Denizden denize Ermenistan hayali için ayaklandık, olayların sebebi biziz, aldatıldık. Türklerin uyguladıkları Tehcir (Zorunlu Göç) amaca uygundu. Kendi dışımızda suçlu aramayalım. Yüzlerce yıl birlikte yaşadık, şimdi Türklere bakacak yüzümüz kalmamıştır…" Bu söylenenlere karşın, içimizdeki satılmış aklıevvellere sorarız; ülkesi Türkiye'de huzur içerisinde yaşayan Ermeni Vatandaşlarımızı rahatsız ve huzursuz etmeye ne hakkınız var? ve sorarız; Vatanını, Dinini, Namusunu, Bayrağını savunmanın adı ne zamandan beri soykırım oluyor?" ifadelerini kullandı.
"24 NİSAN" VE "TEHCİR" YA DA "ERMENİ SOYKIRIMI" YALANI BİRİLERİNİN SİNSİ EMELLERİNE HİZMET EDECEK ŞEKİLDE İKİ DUDAĞI ARASINDAN ÇIKACAK İFADELERE BIRAKILACAK MEVZU OLMAKTAN ÇIKARILMALIDIR"
Başkan Sur, açıklamasının sonunda ise Batılı Emperyalist Devletlerin bir tane ermeni toplu mezarı göstermeyeceğini buna karşın Anadolu'muzun her karışında Ermeni çeteciler tarafından katledilmiş yüzbinlerce masum Müslümana ait toplu mezar gösterilebileceğine dikkat çekerek şunları söyledi: "Gittiği her yere acı, gözyaşı ve kan götüren Batılı Emperyalist Devletler, bütün imkanlarını, teknik donanımlarını seferber etseler bile Ermenilere ait bir tek toplu mezar gösteremezler Çünkü, böyle bir şey yapmaya ne 5 bin yıllık Tarihten gelen seciyemizin, ne de son ve mütekamil Dinimiz İslâmın izin vermeyeceğini tüm dünya gibi onlar da bilir. Ama Anadolu'muzun her karışında, öz yurdunda garip, öz vatanında parya edilmiş akıl almaz işkenceler ve akla hayale gelmeyen zulümlerle Ermeni çeteciler tarafından katledilmiş yüzbinlerce masum Müslümana ait toplu mezar gösterebiliriz. Derneğimiz tarafından tespit edilen ve bugün bu açıklamayı yaptığımız ilimiz Muş'tan örnekle: Savaştan güvenli bölgelere gitmeye çalışırken Ermeni çeteciler tarafından o dönem Muş'un Batıya açık tek güzergahı olan Tarihi Murat Köprüsü civarlarında yakalanarak Merkeze 10 km mesafede Bağlar Köyüne getirilip hunharca katledilmiş Kadın, Yaşlı ve Çocuklara ait 3 bin 200 kişilik önemli bir Şehitlik ve belge olarak açılmayı beklemektedir. "24 Nisan" ve "Tehcir" ya da "Ermeni Soykırımı" yalanı ve iftirası esasen birkaç güne sığdırılan, her yıl birilerinin sinsi emellerine hizmet edecek şekilde iki dudağı arasından çıkacak ifadelere bırakılacak mevzu olmaktan çıkarılmalıdır. Savunmaya geçmeye ya da kınamaya gerek bırakmayacak şekilde bütün bir yıla yayarak, iftira atmakta ısrar eden ülkelerin kendi iftiralarında boğulmalarını sağlamak adına kendi arşivleri ve belgeleri ortaya konulmalı, gençlerimize ders olarak okutulup anlatılmalıdır. Bu milli bir meseledir ve elzemdir. Soykırımın büyük Emperyalist bir yalan olduğunu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "İsviçre – Perinçek Davası"nda kabul etmek zorunda kaldığı ve soykırım yalanının tarihin çöplüğüne atılarak büyük bir başarı kazanıldığı bu dönemde, yetkililerin bu büyük başarıyı görmezden gelmelerini de doğru bulmuyoruz. Soykırım yalanına bile isteyerek çanak tutan kim varsa, bu mahkeme kararında olduğu gibi tarihin çöplüğünde yerini alacaktır. Türkmen'i Kürt'ü Laz'ı Çerkez'i Çeçen'i Arap'ı Zaza'sıyla biz, büyük Türk Milletiyiz! Birliğimiz, dirliğimiz 100. yılımızda daim olsun!"