Anemon Öğrenci Topluluğu tarafından organize edilen ‘Din ve Toplum’ konulu panel Prof. Dr. Sabahattin Zaim Konferans Salonunda düzenlendi. İslami İlimler Fakültesi öğrencisi Medine Yalçınkaya moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, sosyoloji öğrencisi Recep Bozkurt, tarih bölümü öğrencisi Esra Akar, İslami İlimler Fakültesi öğrencisi Zeynep Bingöl ile felsefe bölümü öğrencileri Yıldız Levent ve Mehmet Açıkgöz, konuşmacı oldu.
Topluluk danışmanı Araştırma Görevlisi Yusuf Aydın yaptığı açılış konuşmasında, bu çalışma ile amaçlarının öğrencileri bilimsel hayata ve akademiye alıştırmak olduğunu ifade etti. İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kamil Coşkun’un hediye ve teşekkür belgesi takdiminin ardından başlayan panelde ilk sözü alan Mehmet Açıkgöz din ve toplum arasındaki ilişkiyi toplum ağırlıklı felsefi bir yorumla ele aldı. İnsanın, dini inancı olan sosyal bir varlık olduğunu söyleyen Açıkgöz, dinin her toplumda ortaya çıkış kaynağının farklı olduğunu belirterek Aristo, Platon gibi düşünürlerin görüşlerini aktardı.
“HAYATTA DİN-DEVLET İLİŞKİSİNİN YANSIMALARINDAN BAHSEDİLDİ”
Din ve Toplum konusuna tarihi veriler ışığında yaklaşan Esra Akar, her toplumun kendine has bir dini inanç geliştirdiğini söyleyerek sözlerine başladı. Akar, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi toplumsal hayatta din-devlet ilişkisinin yansımalarından bahsederek Osmanlıda, "Milleti yaşat ki devlet yaşasın" düsturunun öne çıktığını, Cumhuriyet döneminde ise din- devlet ilişkisinin dini baskılamak şeklinde tezahür ettiğini, bunun da gelenekten kopma ile neticelendiğini ifade ederek sözlerine son verdi.
Akar’ın ardından söz alan Recep Bozkurt, dini pratikler ve toplumsal dayanışmadan bahsederek insanın topluluk halinde yaşayan sosyal bir varlık olduğunu anlattı. Ahlaki değerlerin kişide toplanmasını sağlayan unsurun dini pratikler olduğunu ifade eden Bozkurt, bu pratiklerin insanların tüm yaşantısını etkilediğini vurguladı. Aguste Comte, Durkheim, Descartes, Aristo, Nietzsche, Kant, Ali Şeriati gibi düşünürlerden örnekler veren Bozkurt son olarak dinin felsefi açıdan değerlendirilme biçimleri üzerinde durdu.
“İNSANLARIN YEMEK, İÇMEK KADAR DİNİ BİR İNANCA DA İHTİYACI VAR”
Konuşmacılardan Zeynep Bingöl, dinin toplumsal ahlak, inanç ve yaşam tarzı ile değerler üzerindeki etkilerinden bahsederek insanların tarih boyunca mutlaka bir inanışa bağlı olduklarının altını çizdi. İnsanların yemek, içmek kadar dini bir inanca da ihtiyacı olduğunu söyleyen Bingöl, dinin sadece kul ile Allah arasında değil, doğrudan toplumla ilgili olduğunu vurgulayarak inanç, ibadet ve ahlak kavramlarını bu açıdan ele aldı.
Dini felsefi açıdan değerlendiren Yıldız Levent, felsefede din konusunun dinin temel iddiaları hakkında rasyonel, objektif, kapsamlı ve tutarlı bir düşünme biçimi geliştirilmesi şekline anlam ifade ettiğini belirtti. Levent, felsefenin, din gerçeğini kabul eden ve anlamlandırmaya çalışan bir yaklaşım olduğuna vurgu yaptı. Öğrencilerin ilgiyle takip ettiği panel soru-cevap bölümü ile sona erdi.