Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Afet Araştırma Uygulama ve Yönetim Merkezi’nden Jeomorfolog Yrd. Doç. Dr İskender Dölek, merkeze bağlı Ağartı köyü için güvenli bir yer seçimi yapılarak, köyün bu alana nakledilmesi gerektiğini belirtti
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Afet Araştırma Uygulama ve Yönetim Merkezi’nden Jeomorfolog Yrd. Doç. Dr İskender Dölek, 2011 yılından beri Ağartı köyündeki heyelanı takip ettiklerini “Heyelan Envanter” çalışması kapsamında da haritalandırdığı bu heyelanın Ağartı köyü için ciddi bir tehlike oluşturduğunu farklı platformlarda bu konuyu gündeme getirdiğini ancak bir Türkiye Klasiği olarak da bu uyarının dikkate alınmadığını belirtti.
Ağartı heyelanı aktif tektonik bir sahada yer aldığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Dölek, “Bu alan Varto Fay Zonu ile birlikte Muş Fay Zonu tarafından kontrol edilmektedir. Ağartı Köyü Muş Fay Zonu üzerinde yer almaktadır. Odak merkezi Ağartı olan depremlerin dönem dönem yaşanması, Heyelanın aktivitesi üzerinde önemli bir etki yapmaktadır. Bu tektonik aktivite yamaçların sağlıklı bir şekilde gelişmesini engellemektedir.” Dedi.
“AĞARTI HEYELANI TEKRAR AKTİVİTE KAZANMIŞTIR”
Özellikle aktif fay hatlarında bu şekilde büyük heyelanlara rastlandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Dölek, “depremlerin ve sağanak yağışların heyelanları tetiklediği bilinen bir gerçektir ve son yaşanan sağanak yağışlarda da Ağartı heyelanı tekrar aktivite kazanmıştır.” dedi. Köyün yakınında yer alan derenin yamaçların alt kısımların işlediğini ve akarsuya yakın olan alanlarda yamaçların daha kolay suyla doygun hale geldiğini belirten Dölek, köyün büyük bölümün heyelanın içerisinde olduğunu söyledi. Heyelan morfolojisini bilmeden insanlara güvenli yer olarak heyelanın taç kısmının üst bölümlerinin gösterildiği ve buralara da evlerin yapıldığını kaydeden Dölek, heyelanın taç kısmına doğru gelişeceği burada yer alan evlerin zemin üzerindeki baskısının da heyelanı hazırlayıcı bir faktör olduğunu ifade etti.
Jeomorfolog Yrd. Doç. Dr İskender Dölek, yöreyi kapsayan doğal tehlike kaynakları konusunda DAP idaresi ile de görüştüklerini ama sürecin sonlanmadığını vurgulayarak, gelişmekte olan ülkelerde doğal afetlerin bu ülkelerin gelişmesi üzerinde olumsuz etkilerinin daha fazla hissedildiğini; Türkiye’de Afet pollitikalarında üniversitelerin ne hikmetse görüşlerine pek fazla başvurulmadığını, dışarıda tutulduğunu ama bilimin, problemlerin çözümü için var olduğunu açıkladı.
“KÖYÜN DAHA GÜVENLİ BİR YERE NAKLEDİLMESİ GEREKİYOR”
Aktivite kazanan heyelanlarla Kayalık köyünde tekrar zarar gördüğüne şahit olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Dölek, şunları söyledi: “Ağartı köyü için fizibilite çalışmaları yapılarak, zemin etütleri dışında köyün ekonomik özellilerinin de dikkate alınarak farklı bilimsel alanların bir arada çalışması ile daha güvenli bir yere taşınması gerektiğini ifade etti. Eylül ayında yaşanan depremlerde, 1966 Varto depremleri sonrasında güvenli diye nakledilen bazı evlerin bu depremlerle aktivite kazanan heyelanlarla Kayalık köyünde tekrar zarar gördüğüne bizzat şahit oldum.”
Ağartı köyünün konumu itibariyle tektonik olarak aktif bir yerde olması dışında, bitki örtüsünün tahrip edildiği bu nedenle hızlı bir erozyona maruz kalan sahada yer alması köyün durumunu daha da kritik bir noktaya getirdiğini vurgulayan Dölek: “Eğer mevzuat köyün yerinin naklinin geciktirecekse özellikle bazı mühendislik yapılarla heyelan hareketini önlemeye çalışılması gerekiyor.” Şeklinde konuştu. Dölek, ayrıca saha ile ilgili oluşturduğu verileri ilgilenen kurumlarla paylaşabileceğini, istenirse hızlı bir şekilde bu saha için heyelan duyarlılık ve risk haritalarını da üretebileceklerini sözlerine ekledi.
Muş merkeze
Muş Valiliğine defalarca müracaatlarının sonuçsuz kalmasından dolayı, BİMER aracılığıyla Başbakanlık`a müracaat ettiklerini, Muş Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün ise duyarsız kaldığını ileri süren köy halkı bir an önce boş hazine arazilerinin tespitinin yapılması ve konutların yapımına başlanılmasını istedi.