Öğretim Görevlisi Fuat Korkmazer tarafından verilen seminerde ‘zaman’, kısaca bize verilen sürenin tamamı ya da içinde belli bir eylemin geçtiği süre olarak tanımlandı. Özellikle yönetici konumunda bulunan insanların, en çok zamansızlıktan veya zamanın yetmediğinden şikâyet etmekte olduğunu belirten Öğr. Gör. Korkmazer, aslında yönetici için zamanın paradan daha değerli ve daha önemli olduğunu ancak yönetim kaynakları içinde en kötü kullanılan ve harcanan kaynağın da zaman olduğunu ifade etti. Öğr. Gör. Korkmazer, yöneticilerin zaman konusundaki duyarlılığının hem çalıştığı kurumu hem de çalışanları etkilemekte olduğunu, bu nedenle yöneticilerin iş yaşamlarının her anını verimli bir şekilde kullanarak kendilerini geliştirmek ve yetiştirmek durumunda olduğunu dile getirdi.
Yöneticiler açısından zamanın etkin ve verimli kullanılmasını engelleyen faktörler üzerinde duran Öğr. Gör. Korkmazer, sunumunun sonunda yönetsel başarının önemli ölçüde yöneticilerin zamanı etkin ve verimli kullanmalarına bağlı olduğunun altını çizerek; “Bu nedenle yöneticiler, yönetim süreci basamaklarının gerektirdiği etkinlikleri eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ele almalı, daima zaman yönetimi bilinci ile hareket etmelidir” dedi.
“TÜRK DEVLETLERİNDEKİ SAĞLIK SİSTEMLERİ ELE ALINDI”
Sağlık Yüksekokulu Seminerleri çerçevesinde “Türk Devletleri Sağlık Sistemlerinin Veri Zarflama Analiziyle Etkinliğinin Değerlendirilmesi” konulu bir seminer gerçekleştirildi. Sağlık Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Fuad Salamov tarafından verilen seminerde, veri zarflama analizi (VZA) yöntemi ile Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Özbekistan devletleri sağlık sistemlerinin etkinliklerinin karşılaştırmalı olarak değerlendirildi. Sunumunda “Sağlık sisteminde yer alan girdi ve çıktılarla ilgili fonksiyonel bir ilişki tanımlamak oldukça güçtür; çünkü herhangi bir üretim sisteminde belli bir girdi artışının çıktıda ne oranda bir değişime neden olacağı belirli oranlarda tahmin edilirken sağlık alanında birçok girdinin çıktıları hangi yönde etkileyeceği ve hangi ölçekte değişim meydana getireceğinin tahmini oldukça zordur. Bu yüzden sağlık alanında yapılan etkinlik ölçümlerinde fonksiyonel bir ilişki kurma zorunluluğu bulunmayan, parametrik olmayan yöntemlerden olan VZA tercih edilmiştir” diyen Öğr. Gör. Salamov sözlerini şöyle sürdürdü: “CCR ve BCC modeli ile yapılmış etkinlik analizinde etkinsizlik skorları almış olan Kırgızistan ve Özbekistan’ın çıktı miktarlarında potansiyel düzeltmeye gerek olmadığı, fakat girdilerde büyük oranlarda düzeltmeler yapılması gerektiği görülmüştür. Bu ülkelerde gizli işsizlik olduğu ve hastane yataklarının atıl olarak kullanıldığı görülmektedir. Buradan çıkan sonuç ile hem Kırgızistan hem de Özbekistan mevcut çıktı sayısına ulaşması için girdilerde azaltmaya gitmeli ya da mevcut girdiler ile çıktı miktarını artırmalıdır.”