Panel için Gaziantep’e gelen üniversitelerin rektörleri etkinlik öncesi Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya’yı ve Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür’ü makamında ziyaret etti. Samimi bir havada geçen ziyaretlerde üniversitelerin sorunları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Gaziantep Üniversitesi Mâvera Kongre Merkezinde düzenlenen ve moderatörlüğünü Yrd. Doç. Dr. Bilal Çıplak’ın yaptığı etkinliğe Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Polat’ın yanı sıra Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın Durmuş ve Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan panelist olarak katıldı.
“İSLAM GENÇLERİN OMUZLARINDA YÜKSELDİ”
Üniversitelerin huzurun ve anlaşmanın hüküm sürdüğü bilim yuvaları hâline dönüşmesinin temel dinamikleri masaya yatırıldığı “Kampüsten Kardeşliğe Bakış” panelinde “Mensubu olduğumuz için hepimizin iftihar ettiği İslam, sizin gibi gençlerin omuzlarında yükselmiş ve insanlığa iyilik sunmuş bir din” diyen Rektör Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, geleneğimizi, kültürümüzü ve gelecek vizyonumuzu tarih boyunca gençlerden hareketle oluşturduğumuzu vurguladı.
Gençliğin değişim ve dinamizmin, yaşlılığın ise durağanlık ve statükonun sembolü olarak ortaya çıktığını aktaran Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, “Hz. Peygamber esasen bu ilişkileri sebebiyle staüko temsilcileri tarafından çok kınanmıştı. Çoluk çocukla, gençlerle oturup kalkıyor; sohbetlerimize gençleri getiriyor tarzında eleştirilere maruz kalmıştı. Oysa Hz. Peygamber o gençlerde yarınlara dair umut ışığı görmüştü. Acaba dinamizmi, ruhu olan; seyyal, hareketli bu sahabe gençliğini oluşturmak nasıl mümkün olabilmişti? Bu gençliğin sürekliliğini nasıl temin edebilmişti? İşin özü bu gençliğe biçilen rol ve onlara gösterilen hedef ile ilgilidir. İslam toplumu ülküsü ve ideali olan bir toplum, bir gençlik oluşturma yönünde Hz. Peygamberin verdiği mesajlar sayesinde her dönemde dinamik bir gençlik oluşturabilmiştir. Kendi ideallerini ve bu ideallere giderken yol işaretleri olarak kabul edilecek kavramsal çerçeveyi oluşturduğumuz sürece bu pozitif enerji yüklü toplumu yeniden inşa edebiliriz. Aksi takdirde başkaları tarafından belirlenmiş ideallere yine onların paradigmaları doğrultusunda koşar dururuz. Karşı karşıya kaldığımız her meydan okumaya ve yeni her duruma, biz özgü cevaplarla değil, başkalarının cevapları ile tepki veririz.” şeklinde konuştu.
“BİRLİKTELİĞİMİZİ KORUDUĞUMUZ SÜRECE HİÇ BİR GÜÇ BİZİ YIKAMAYACAK”
Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, “Biz bir ada ülkesi değiliz, medeniyetlerin kurulduğu ve birçok yapının tarih boyunca hâkim olmaya çalıştığı bir coğrafyadayız. Bizim hem zenginliğimiz, hem kaderimiz, hem de zorluklarımız var. Tarih boyunca bu bölgede savaşlar hiç eksik olmadı. Her şeye rağmen savaşın en zor zamanlarında bile medeniyetler hep burada kurulmuş. Medeniyetin, insanlığın tarihi burada olduğu için burada savaşlar yürütülüyor, o yüzden de etrafımızdaki coğrafyada birçok problemlerle karşı karşıya kalıyoruz. En önemli şey yedi düvel, coğrafyamızda başkalarının çizdiği sınırlara göre bize muamele ederken biz ne yapıyoruz? Bir ailenin gücü; kendi aile içerisindeki anne, baba ve çocukların iyi iletişim kanallarıyla birbirlerini anlamalarından geçer. Tartışmadan, kavga etmeden ama farklı fikirleri birlikte konuşarak çözebildikleri ölçüdedir. Eğer bir aile bütün bu yapısını koruyabiliyorsa dış dünyaya karşı çok güçlüdür. İşte bizim devletler hukukunda da böyledir. Eğer siz ana coğrafyanızda, topraklarınızda farklı fikirlerle birlikte ortak yaşamı gerçekleştirebilmişseniz güçlüsünüzdür. Birlikteliğiniz dıştan size saldırıya geçebilecek olan yapılara karşı sizin en büyük gücünüzdür. İşte bunu bilen uluslararası güçler maalesef coğrafyamızı ele geçirmek adına önce paramparça ettiler, böldükten sonra fitneyi koydular, arkasından da uyutma senfonisini oluşturdular.” diye konuştu.
“TOPLUMUN İÇİNE, SAHAYA İNİN”
İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, öğrencilere tavsiyelerde bulunarak, iyi bir eğitim almaları için önerilerde bulundu. Prof. Dr. Kızılay, “Üniversiteler sadece gelip eğitim-öğretim görülen yükseköğretim kurumları değil. Yüksek nitelikte eğitim, öğretim almanız lazım. Sizi hayatın bütün yönleriyle, bütün etkileşimleriyle üniversitede buluşturmamız gerekiyor. Derslerin, sınavların yanında ülkenin bütün sorunlarını yakından takip etmeli, kendinizi çok iyi yetiştirmelisiniz. Vatanımızın birliği, bütünlüğü açısından geleceğin teminatı olduğunuzun farkında olarak çevrenizle, arkadaşlarınızla büyük bir yola koyulduğunuzu hissetmelisiniz. Üniversitenin, şehrin, bütün imkânlarından yararlanarak kendinize, katma değerlerinizi arttırarak yatırım yapmalısınız. Sanatta, kültürde, sporda, eğitim aldığınız fakültenin yanında ekstra değerlerle yetiştirmeniz çok önemli. Etkinliklere mutlaka katılın bunun en iyi yolu da üniversitelerdeki öğrenci toplulukları. Yine sivil toplum örgütlerinde yer alın. Hatta kendiniz sivil toplum örgütleri kurun, toplumun içine, sahaya inin, insanlarla iyi iletişim içerisinde olun. Bu tür sosyal aktiviteler hem sizi hayata hazırlayacak hem de aldığınız eğitimle bütünleştirmiş olacak” diye konuştu.
“BİLGİ GÜÇTÜR, BİLGİSİZLİK GÜÇSÜZLÜKTÜR”
Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan, Şırnak’ta 30 gencin Rahmetli Şehidimiz Ömer Halisdemir’in mezarının başında nöbet tutmak için gittiğini, yine Şırnak’ta, 15 Temmuz darbe girişiminde tankların üzerine çıkan Şırnaklı gençlerin olduğu vurgusunu yaparak, “Mehmet Akif’in millet kavramı; öyle bir milletmişiz ki medeniyeti, İslamiyet’i göstermişiz. Bizim aramızda kavmiyetçilik tefrikasını sokan ve bizi sürekli küçük küçük parçalara ayırıp bölüp yutmak isteyenler var, şunu rica ediyorum; okuyun. Bilgi güçtür, bilgisizlik güçsüzlüktür. Ancak işte buralarda bilgiyi edinip ve bunu güce çevirebilirsiniz. Birlik beraberlik gücünü de iyi kullanın. 80 milyon için değil bunu 3 milyar insan için kullanmak gerek. Sadece burada birlik beraberlik değil, aynı zamanda Arakan’ın da, Somali’nin de bize ihtiyacı var. Bosna Hersek’e giderseniz de oradaki insanlar da bir şeyler bekliyor. 80 milyon bazında düşünmeyelim, bir tık üste çıkalım hedeflerimiz belli olursa daha da güzel ve hayat tecrübesini aktaralım.” diye konuştu.
“AKLINIZI KİRAYA VERMEYİN”
Çok büyük bir millet olduğumuzu 15 Temmuz akşamı gösterdiğimizi söyleyen Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın Durmuş, Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Çerkeziyle çok büyük bir millet olduğumuzu 15 Temmuz akşamı gösterdiğimizin altını çizdi. Rektör Prof. Dr. Durmuş, şöyle konuştu: “Bizim gençlerimiz tankın önüne yatabiliyorlar. Bir doktor düşünün bir tankın altından kalkıyor öbür tankın altına yatıyor. Bu büyük bir iman kuvvetiyle açıklanır. Vatan sevgisi imandan gelir. 15 Temmuz da bunu gördük. Bu memlekette tankın altına yatabilen insanlarımız var. İnşallah Allah’ın izniyle de millet olarak bizlere bir şey olmaz. 15 Temmuz akşamı, herkes birlik beraberlik içinde Çanakkale ruhu sanki canlanmıştı orada. Bu noktaya nasıl geldik? Aklını, fikrini kiraya veren insanların yüzünden geldik. Aklı, vicdanı hür insanlar değiller. Salya sümük akan bir adamın mendillerini cebinde saklayarak insanlar unvan aldı. Doçent, profesör, vali, kaymakam oldu. Yürümesini, konuşmasını bilmeyen bir adamın peşine takıldı. Niye, aklını fikrini kiraya vermişlerdi. Onun için biz gençlerimizden şunu istiyoruz; aklınızı sakın kiraya vermeyin.”
“İLKEL ŞARTLARDA ÖĞRENMEYE ÇALIŞTIK”
Kaliteli hoca ve öğrenci yetiştirilmesi konusundaki soruyu yanıtlayan Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, “Eğitim sistemimizdeki bütün eksikliklerimize rağmen kaliteli öğrenci çok iyi yetişir.” diyerek, şu ifadelerde bulundu: “Bizim zamanımızda ne doğru düzgün kitap, ne not vardı, fotokopi de yoktu. İlkel şartlarda bir şeyler öğrenmeye çalıştık. İlkokulda beş sınıf bir arada tek sınıfta bir öğretmen vardı. Heyecan, gayret, sürükleme vardı. Şu andaki en büyük eksikliklerden birisi heyecanımızı biraz yitirdik ama öğrencilerimize çok iyi bir eğitim vermenin gayreti içerisindeyiz. Onların iyi bir geleceğe sahip olması için gereken tüm imkânları sunuyoruz.”
“DÜŞÜNEN TOPLUM OLMALIYIZ”
Genel itibariyle günlük olaylara kendi kendimizi çok kaptırıp yapmamız gereken işlerimizi, istikametimizi unuttuğumuzu belirten Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü şunları söyledi: “Genelde uzun vadeli bir istikametimiz olmuyor. O anlamda kısa vadeli istikamette zaten oturmuş oluyor. Dünyaya bakıldığında hâlihazırda oldukça sıkışık bir dünya görüyoruz. Önümüzdeki birkaç on yıl içerisinde bu dünya biraz daha sıkışacak. Biz olayın genelde sosyolojik yönleriyle meşgul oluyoruz ama işin aslında dünyadaki kaynaklarla alakalı olduğunu icra ediyoruz. Dünyadaki kaynaklar hızlı bir şekilde günümüzde daha da hızlanmış biçimde kullanılıyor. Kurulmuş hâlihazır hayatlarının devamı için ve bunun devam ettirilebilmesi için sürekli beslenmesi lazım. Bu beslenme için de mali kaynaklar, tabii kaynaklar bazen insan kaynağı değişik biçimlerde kullanılacak insan kaynaklarının hepsinin düşünülmesi gerekiyor. Bunu düşünen toplum olursanız siz düşünürsünüz. Siz düşünmezseniz başkaları düşünür.”