AFRİN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER (1)
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ`a yönelik yürütülen Zeytin Dalı Harekatı´nı ele alarak Afrin Üzerine Düşünceler (1)´ değer
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ`a yönelik yürütülen Zeytin Dalı Harekatı’nı ele alarak ‘Afrin Üzerine Düşünceler (1)’ değerlendirmelerinde bulundu
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) terör örgütleri YPG/PKK-DEAŞ`a yönelik yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı`nı ele aldı. Türkiye’nin Afrin sürecine dahil olması, hem ulusal hem de uluslararası medya tarafından dikkatle analiz edilmeye yahut eleştirilmeye devam ettiğini belirten Palabıyık, ülkenin çıkarları ve geleceğe ait tutumların düşünülmesi sürecinde bu tür eleştirilerin bir öneminin olmaması, politik açıdan ilk bilmemiz gereken bir durum olduğunu söyledi.
“BU SÜRECİN SAĞLIKLI YÜRÜTÜLEBİLMESİNDEKİ ÖN KOŞULDUR”
“Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, izin almak mümkün değildir” diye ifade eden Palabıyık, “Siyaset sahnesinde yer almak ve gücünün etkisini hissettirmek isteyen devletlerin, izin alma gibi bir pratiği yoktur. Diplomasinin dili de böyle değildir, çünkü ABD, hiçbir zaman diplomasinin dilini kullanarak hareket etmemiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın en önemli vasfı olan yönetme kabiliyeti, bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesindeki ön koşuldur. Öncelikle, Türkiye’nin bu alana dahil olması için meşruiyetini kazanması ve bu meşruiyeti hem ulusal hem de uluslararası düzeyde teyit ettirmesi; kendi halkının gücünü arkasına alması; bölge devletlerine huzur getirecek adımların atılacağına dair vermiş olduğu güven, Avrupa devletleri ve medyasının iknası ve de sonrasında “bir gece ansızın” Afrin topraklarına girişimiz, bu yönetim vasfının başarılı bir şekilde algılanması ve bu algının pratiğe geçmesinin sonucudur” dedi.
“HER TÜRLÜ FAALİYETİ GERÇEKLEŞTİREBİLECEK RASYONEL TUTUMA SAHİPTİRLER”
Yıllardır, Avrupa ve ABD gibi, İslam dünyasının oryantalist bir gözle tanımlayan yapıların izahatlarına muhtaç olan müdahale olma izni, bu süreç ile birlikte ortadan kalkmış ve Türkiye, gerçekten bağımsız bir devlet anlayışıyla hareket etme fırsatını yakaladığını kaydeden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılan ittifakların arkasında, bu meşru zemini yakalamak ve hareket etmek mevcuttur. Yoksa hiç kimse, ülkenin politikasını Rusya’ya yaranmak olarak düşünmemelidir. Tarihin belirli zaman aralıklarında, belirli güçler, herhangi bir problemi aşmak için ayrıldıkları gibi bir araya da gelebilirler. Bu bir araya geliş bir siyasettir ve bu siyaset eğer iyi yönetilirse size başarı sağlayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın, meşruluk bağlamında verdiği Afganistan yahut Irak örneklerinin arkasında da işte bu türden bir gerçeklik yatmaktadır. Sömürge düzeni devletlerinin, herhangi bir toprağı işgali ile başlayan sürecin yılarca sürmesine rağmen, ülkemizin atmış olduğu bir adıma karşı canhıraş biçimde tek ses olmaları, bu ilişki biçimi açısından anlaşılırdır. Çünkü sömürge ülkeleri, kendi sömürge faaliyetleri tehdit edildiği takdirde, alanlarını korumak için her türlü faaliyeti gerçekleştirebilecek rasyonel tutuma sahiptirler. Bu tutum, Batı zihniyeti için oldukça tutarlı ve anlaşılırdır lakin doğu toplumları açısından, Batı aklı kokuşmuş ve iyilikten uzak bir süreci barındırmaktadır.”
“BU GEREKLİLİĞİ BAŞKA DEVLETLERİN YERİNE, BİZLERİN YAPMASI DAHA DOĞRU VE RASYONELDİR”
ABD’nin kendisinden oldukça uzak topraklarda (Afganistan, Vietnam, vb.) yapmış olduğu sömürü girişimi, Fransa’nın Cezayir vakası yahut İngiltere’nin Hindistan geçmişini ele aldığımızda, yanı başımızda gerçekleşen olaylara duyarsız kalmamak en tabi hakkımız olarak algılanacağını vurgulayan Palabıyık, “İşte bu algı, rasyoneldir yani akılcı bir yöntemdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, en önemli başarısı bu algıyı yaratmak ve arkasından gerçekleşecek pratiği gerçekleştirmek olmuştur. Çünkü postmodern zaman diliminde kaybettiğimiz gerçeklikler, eninde sonunda yeniden üretilmeyi gerektirir, bu gerekliliği başka devletlerin yerine, bizlerin yapması daha doğru ve rasyoneldir. Biz yapmazsak, II. Abdülhami’in dediği gibi “biri gelir yapar ve bizi yönetir”. Bu tür girişimlere müsaade etmemek adına, ülkemizin geliştirdiği sanayi ile birlikte karşı durmak ve yeni politikalar üretmek zorunludur. Afrin meselesine başlangıç, ancak bu kadar başarılı olabilirdi, meşru zemini sağlamak iktidar açısından biraz zaman aldı lakin NATO gibi yapılanmaların, bu meşruiyete katkı sağlayıcı açıklamalar yapması da, ancak böyle bir zaman dilimi sonucunda olabilirdi. Dolayısıyla Türkiye, bu aklı kullandı ve eğer Suriye’nin kuzeyinde bir aydınlanma yaşanacaksa, buna değer katmayı da ihmal etmedi. Ülkemizin attığı bu ilk adım oldukça rasyonel ve meşrudur, bu adımların sonrasını getirmek ise izlenecek hem askeri, hem siyasi hem de uluslararası medya süreci anlamına gelecektir. Bu konudaki değerlendirmeleri yarın ki yazımıza bırakalım…” ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir
- Cumartesi 13.3 ° / 5.3 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Pazar 14.9 ° / 3.4 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Pazartesi 16.1 ° / 3.1 ° Güneşli

