KESK’e bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), eğitim yöneticilerinin siyasal referanslarla belirlenmesine karşı çıktı. Eğitim Sen Muş Şube Başkanı Mustafa Demiraydın tarafından yapılan açıklamada “Okullarda Seçtiğimiz Eğitim Yöneticileri ile Çalışmak İstiyoruz!” dedi. İş güvencelerinin torba yasa ile adım adım ellerinden alınmak istendiği bir dönem geçirdiklerini ifade eden Demiraydın, şunları söyledi: “Türkiye’de siyasi iktidarlar yıllardır, eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik görüşleri doğrultusunda düzenlemek ve şekillendirmek istemiş, bu isteklerini gerçekleştirmek için başvurulan ilk ve en etkili yöntem ise “siyasal kadrolaşma” olmuştur. İş güvencemizin torba yasalar ile adım adım elimizden alınmak istendiği bir dönemde, eğitim yöneticilerinin görevlendirilmesinde yapılan yasal değişiklikler sonrasında, tamamen siyasi iktidara yakın kişilerden oluşturulması hedeflenmiştir.”
Eğitim Sen’in kurulduğu günden bugüne eğitim yöneticilerinin yukarıdan atama ile değil, bütün eğitim bileşenlerin katılımıyla her okulun kendi yöneticisini kendisinin seçmesini savunduğunu kaydeden Demiraydın, “Milli Eğitim Bakanlığı ise, eğitim yöneticilerinin siyasi iradenin belirlediği idari makamlar tarafından belirlenerek atanması konusundaki ısrarını inatla sürdürmektedir. Eğitim yöneticilerinin görevlendirilmesi ile ilgili yönetmelik, 10 Haziran 2014 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte eğitim kurumlarında 4 yılı dolduran bütün yöneticilerin görevleri, yerlerine yenilerinin atanması ile birlikte sona erecektir. Yeni yönetici görevlendirme yönetmeliği, siyasi iktidar açısından tarihin en kapsamlı siyasal kadrolaşma girişimi olarak dikkat çekmektedir. Yıllardır eğitim kurumlarının birer ticari işletme gibi yönetmeye çalışan MEB, eğitim yöneticilerini siyasi iktidar çizgisinde olan kişilerden oluşturarak, dayatmacı politikalarını yukarıdan aşağıya hayata geçirmeye çalışmaktadır.” Dedi.
“YÖNETİCİLERİN SEÇİMLE BELİRLENMESİ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”
Eğitim Sen’in siyasi iktidarın eğitimde 4+4+4 dayatmasının önemli parçalarından birisi olan söz konusu yönetmeliğe karşı, eğitim yöneticilerinin seçimle belirlenmesi için mücadelesini sürdürdüğünü vurgulayan Demiraydın, “MEB’in eğitim yöneticilerini siyasi ve sendikal aidiyetlerine göre belirleme adımlarının ilk gündeme geldiği andan itibaren Eğitim Sen olarak ülke çapında başlatmış olduğumuz “Kendi Yöneticimizi Kendimiz Seçiyoruz” kampanyası ile çok sayıda okulda sandıklar kurulup seçimler yapılarak eğitim yöneticileri seçilmiştir. Eğitim emekçileri olarak siyasi dayatmalarla değil, demokratik seçimlerle belirlenen eğitim yöneticileri ile çalışmak istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı geçmişte yapılan ve yüksek yargı duvarına çarpan bu tür dayatmacı uygulamalardan vazgeçmeli, eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde mülakat gibi doğrudan “torpil” çağrıştıran yöntemler asla kullanılmamalıdır. Eğitim yöneticilerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi sürecinde siyasi referanslar değil, liyakat ilkesi temel alınmalıdır.
Son günlerde gerek il merkezimizde ve gerekse de ilçelerimizde 13 Haziran 2014 tarihi ile birlikte başlayan operasyonu içeren kulisler yoğun olarak yapılmaktadır. Kamu emekçilerini sadece kişisel vaatler üzerinden, birçok defa baskı ve tehditle üye yapan siyasal iktidarın arka bahçesi malum sendikanın, listeler üzerinde çalıştığı ve hatta paylaşımı yaptığı iddialarının artık ayyuka çıktığı bu süreçte, bu hazırlıkların çalışma barışını tamamen ortadan kaldıracak özelliğe sahip olduğunu kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu antidemokratik yasa ve ona paralel çıkan yönetmelikle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Atamaların siyasi kadrolaşmaya dönüşme ihtimaline karşı sokaksa sokak, grevse grev ile direniş göstereceğiz. Yerel uygulayıcılara da bu kentin ve halkının hassasiyetlerini gözeterek hareket etmeleri çağrısı yapıyoruz. Bizi yok sayarak atacakları her adımın bir yansımasının olacağını bilmeleri gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz. Bu konuyla ilgili Muş Valiliği ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile daha önce görüştük ve çalışma barışını bozacak herhangi bir pratiğin doğuracağı sonuçları paylaşmıştık. Görüşmelerimize devam edeceğiz. Muş’ un, malum sendikanın at koşturma alanı olmadığını tüm kesimlere tekrar hatırlatıyor, kamuoyunu da bu konuda hassas olmaya, çocuklarının geleceğinin bir inatlaşma ve operasyona kurban edilemeyeceği gerçeğini sahiplenmeye çağırıyoruz. Her şeyden önce bilinmelidir ki; iktidarın ve onun taşra teşkilatlarının unuttuğu veya umursamadığı eğitim bizim birinci önceliğimizdir. Her kurumda bana yakın biri, bana itaat edecek bir yönetici olsun mantığıyla yapılacak olan görevlendirmelere izin vermeyeceğiz. Bunu hem üyelerimizin hakkını korumak adına, hem de zaten dezavantajlı bir eğitim gören çocuklarımızın daha kötü bir eğitime maruz kalmamaları için yapacağız. Eğitim Sen olarak, Bakanlığın bu konudaki ısrarına son vermesini ve okullarda bütün eğitim bileşenlerinin iradesi ve katılımı ile seçilen eğitim yöneticilerini okullarda görevlendirilmesini talep ediyoruz.” Şeklinde konuştu.