MEDRESE KÜLTÜRÜ VE MOLLAKENT
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Tarih Bölümü´nden Doç. Dr. İrşad Sami Yuca ve Tefsir Bölümü´nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salmazzem, TRT Kurdi kanalı sabah haberlerine canlı yayında Medreseler ve Medrese Kültürü´ hakkında bilgiler verdiler
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Tarih Bölümü’nden Doç. Dr. İrşad Sami Yuca ve Tefsir Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salmazzem, TRT Kurdi kanlı sabah haberleri canlı yayına katılarak ‘Medreseler ve Medreseler Kültürü’nü değerlendirdiler. Külliyede, TRT Kurdi Muş Muhabiri Şahin Şahin’in canlı yayın konuğu olan Doç. Dr. İrşad Sami Yuca ve Tefsir Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Salmazzem, bir birinden değerli bilgiler verdiler.
İlk söze başlayan Salmazzem, eğitim ve öğretim kurumları olarak medreselerin diğer İslamî coğrafyalarda olduğu gibi şark bölgesinde de önemli hizmetlere kaynaklık ettiği yadsınamaz. İslamiyet’in ilk dönemlerinden itibaren Müslümanlar arasında ilmî geleneğin teşekkül ettiği inkâr edilemeyeceğini söyledi. Fetih gibi çeşitli yollarla hâkimiyet sağlanan bölgelerde medreselerin inşası birincil faaliyetlerden olduğunu ifade eden Salmazzem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mesela Selahaddîn-i Eyyübî (ö.589/1193), yönetimini ele geçirdiği bölgelerde; Şam, Mısır ve el-Cezire gibi şark bölgesinden pek çok yere kadar birçok medrese inşa etmesi ve bunları finanse etmesini bahsedilen gelenekten bağımsız mülahaza etmek mümkün değildir. Aynı şekilde Fatih Sultan Mehmet’in (ö.886/1481) İstanbul’un fethinin ardından birçok kiliseyi medreseye çevirmenin yanı sıra fetihten on yıl gibi kısa bir süre sonra büyük bir camii onun yanında Sahn-ı Seman, Tetimme medreseleri ve bunlara ek olarak muallimhane ve kütüphane inşasına başlaması benzer saiklerle gerçekleşmiştir.
“BİRÇOK SAHADA ÖNEMLİ ROLLERE SAHİPTİR”
Eğitim kurumları toplumun düşünce dünyasından yaşam şekline kadar birçok sahada önemli rollere sahiptir. Bu cihetten, medreselerin İslamî düşüncenin ve yaşam şeklinin hâkim olmasında belirgin rol aldığı inkâr edilemez. Mesela Şii Fatımî devletini ortadan kaldıran Selahaddin-i Eyyûbî’nin Mısır’da Şii düşünceye karşı Ehl-i Sünnet anlayışını egemen kılmak üzere Şi’a eğitim kurumları yerine Sünni anlayışın hükümran olduğu medreseleri açması bu bağlamdaki yaygın kanaati doğrulamaktadır. Selahaddin-i Eyyûbî’den sonraki Eyyübî devlet ricalinden pek çok isim, aynı geleneği sürdürmeye çalışarak Mısır, Şam ve günümüz Türkiye’sinin doğusunda yer alan Cezire bölgesinde birçok medrese inşa etmişlerdir.
11. yüzyılın sonlarında Melikşah’ın vezirlerinden Nizâmülmülk tarafından Nişabur ve Bağdat’ta kurulan nizamiye medreseleri zaman içerisinde şark bölgesinde özellikle Cizre ve Diyarbakır yerleşim merkezlerinde halk tarafından inşa edilen medreseler için de model olmuştur. Cizre’de kurulan medrese bazı kaynaklarda nizamiye medresesinin devamı olarak görülmektedir. Diğer taraftan Cezire bölgesinde inşa ettikleri medreselerden hareketle bölgede medreselerin yayılması ve Sünni Şafii ağırlıklı eğitim vermelerinde Eyyûbî hanedanına mensup ricalin önemli katkılarının olduğu yadsınamaz.”
YUCA, BULANIK MOLLAKENT İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALARI ANLATTI
İkinci olarak söze başlayan Doç. Dr. İrşad Sami Yuca ise Muş Alparslan Üniversitesi BAP Proje Birimi’nin desteklediği “Muş Bulanık Mollakent Köyünde Bulunan Tarihi Kültürel Değerlerin Tespiti ve Tanıtılması” projesi günümüzde Muş’un Bulanık ilçesine bağlı bir belde olan Mollakent ve Medresesi üzerine araştırmalar yapıldığını söyledi.
Yuca, şunları söyledi: “Mollakent, Bilican dağı eteklerine kurulmuş bir yerleşim yeridir. Bu civarda bulunan bazı kalıntılardan hareketle Mollakent’in tarihi geçmişi Urartulara kadar uzanmaktadır. Urartulardan Selçuklulara kadarki dönemde kimlerin ne kadar süre bölgeyi mesken edindiği bilinmemektedir. Fakat nesiller arası aktarılan rivayete göre beldenin Müslümanlar tarafından yerleşim yeri olarak kullanımı, Malazgirt Meydan Muharebesinin hemen ertesine kadar uzanmaktadır. Söz konusu dönemde Ahlat’ta meskun olan Seyyid Abdulhadi’nin Malazgirt meydan muharebesindeki desteğine karşılık olarak Sultan Alparslan’ın kendisine Mollakent beldesinin bulunduğu alanı hibe ettiği ileri sürülmektedir. 11. Yüzyılın sonu ya da 12. Yüzyılın başlarında Seyyid Abdulahadi’nin çocuklarından Seyyid Kara Abdal’in günümüz Mollakent’in yakınındaki Ahkent’e yerleştiği rivayet edilmektedir.
Mollakent Medresesi’nin ilk kurucusu olarak Seyyid Kara Abdal’in zürriyetinden Şeyh İbrahim kabul edilmektedir. Bahsi geçen şahsın 1290 yılında ilk olarak cami ardından da 1321 tarihinde Mollakent Medresesini inşa ettiği bilgisine rastlamaktayız. Günümüzde kısmen ayakta kalabilen Mollakent Medresesi farklı zamanlarda çeşitli restorasyon faaliyeti geçirmiştir. Örneğin Medresedeki taç kapı üzerinde Farsça olarak yazılmış kitabede Medresenin 1234/1819 yılında Şeyh Abdurrahman tarafından onarılarak yeniden talebelerin hizmetine sunulduğu zikredilmektedir.
Osmanlı ilk dönemden 20. yüzyılın sonlarına kadar bir ilim merkezi olarak faaliyette kalabilen Mollakent Medresesi birçok ilim adamının yetişmesine vesile olmuştur. Hatta bu medreseden mezun olan birçok isim, gittikleri yerde imkânları nispetinde medrese talebesi yetiştirmişlerdir. Mesela Mollakent Medresesi’nin 19. Yüzyılın ikinci döneminde en büyük seydası olan Melle Abdurrahman-ı Mellekendî’nin büyük oğlu Melle İbrahim, 1870’li yıllarda günümüzde Erzurum’un Karaçoban ilçesine bağlı Çoxreşî/Erenler köyüne giderek orada bir medrese inşa etmiştir. Melle İbrahim’den sonra onun zürriyetinin öncülüğünde Çoxreşî medresesi, günümüze kadar eğitim faaliyetini sürdürebilmiştir. Mollakent Medresesi’nden eğitim almış ve müderrislik yapmış bazı önemli alimler şunlardır: Seyyid Şeyh Abdurrezak-ı Melekendi, Seyyid Şeyh Abdurrahman-ı Melekendi, Melle Cami-i Bitlisi, Şeyh Abdülkerim-i Şeyhani, Şeyh Hafız-i Bitlisi, Melle Yakub-i Subaşi, Şeyh Mahmud-i Pori, Şeyh İbrahim-i Koğaki, Seyyid Sıbğatullah-i Arvasi (Gavs-i Hizani), Şeyh Abdurrahman-ı Taği, Şeyh Fethullah-ı Verkânisî, Şeyh Halid-i Oleki, Hevidi aşiretinden Molla Hasen-i Ehvedi, Melle Resul-i Sıpki, Şeyh İbrahim-i Çoğreşi, Melle Halil-i Çoğreşi, Melle Yakub-i Norşini, Melle Ali-i Nursi, Melle Ömer-i Xatxe, Melle Ubeydullah-ı Xelepur, Melle Cindi-i Melekork, Melle Süleyman-i Muro, Seyyid Melle İbrahim-i Melekendi, Seyyid Abdulah-ı Melekendi, Seyyid Şeyh İhsan-i Melekendi ve Seyyid Seyda Abdullah-ı (Abdülhalim) Melekendi gibi ilim ve takvada birbirinden değerli bölgenin büyük alimleri yer almaktadır.
Yuca, sözlerine son vermeden önce bu yıl Mart ayı içerisinde Mollakent medresesi ile proje kapsamında kitabının yayınlanacağını dile getirdi. İlaveten bu yıl içerisinde Koğak (Dokuzpınar) Medresesi ve kültürel hayatı üzerine de MŞÜ Bap Proje Birimi’ne başvurulduğunu projenin kabul edilmesinden sonra inşallah çalışmalara başlayacaklarını dile getirdi. Arkasından Abri Medresesi üzerine bir proje yapacaklarını dile getirdi.
İlginizi Çekebilir
- Cumartesi 13.3 ° / 5.3 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Pazar 14.9 ° / 3.4 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Pazartesi 16.1 ° / 3.1 ° Güneşli

