15 TEMMUZ VE KÜRTLER
15 Temmuz sürecini daha önce detaylı bir şekilde analiz eden Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, 15 Temmuz Anıtı ve Kürtler´ konusunu ele aldı
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Adem Palabıyık, ‘15 Temmuz Anıtı ve Kürtler’ konusunu ele aldı. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin yaşandığı gece, birçok Doğu ve Güneydoğu ilinden benzer görüntülerin geldiğini ekranlardan izlerken, insanların kendilerini sokaklarda, direnişin içinde bulması bütün ülkeyi mutlu edip gururlandırdığını ifade eden Palabıyık, “Belirli zamanlarda güncel tartışmaların ana konusu haline getirilen Kürtlerin, o gece sokaklarda oluşu ve darbe girişimine karşı direnişi, bu konuda olumsuz görüş bildirmeye çalışan birçok kişi için hayal kırıklığı yaratmıştır. Lakin bazı aklı evveller, Kürtler ile alakalı yorumlar yaparken onları “makbul vatandaş, sade vatandaş, sadece vatandaş, vb.” gibi nitelemelerle ele alırken, aslında Kürtlerin neyi tercih ettiklerinden ya da etmediklerinden kanımca haberdar değillerdir ya da haberdar olmalarına rağmen gerçeğin kendisini dillendirmek zor gelmektedir.
Doğu illerinden katıldığım birçok nöbette, Kürt illerinin yoğun olarak yaşadıkları mekanların oldukça yoğun ve kalabalık olduğunu görmüştük. Bu yoğunluğun esas nedeni Kürtlerin, kendilerini bu ülkenin kurucu unsurlarından kabul etmeleri ve ülkeyi sahiplenmeleridir. Geçmişte yaşadıkları sıkıntılı dönemleri geride bırakarak, ülkelerini “ülkeden olmayanlara” karşı savunma reflekslerinin altında yatan en önemli toplumsal işaret budur. Aynı davranış biçiminin oy haline dönüşerek, referandum seçimlerinden yüzde üçlük bir artık sağlayarak ülkemizin kaderini değiştiren yine Kürtler olmuştur, hatta sn Cumhurbaşkanımız ve sn Başbakanımız bu yörelere ayrı teşekkür ve selamlarını göndermişlerdir. Aslında esas mesele, Kürtlerin dindarlığı ile alakalı yaratılmak istenen ikilik olgusudur. Her ne kadar bizler, Kürtlerin dindarlığı hususunda tek bir ifade biçimi kullansak dahi, bazı kesimlerin ikilik vurgusu hala gündemdeki yerini korumaktadır” dedi.
“KÜRTLERİN DİNDARLIĞI VE VATANDAŞLIĞI”
“Vatandaş olmak ile dindar olmak arasında önemli bir ilişki biçimi mevcuttur ve bu mevcudiyet biçimi şu ana değil geçmiş zamana ait bir olgudur” diye ifade eden Palabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizin kuruluş yılarlıdaki felsefi görüşler, makbul vatandaşların pozitivist ve batıcı yönde ilerlemesi gerektiğini ortaya koyarken, güncel siyasetin bu olguyu da içererek farklı bir toplumsal gelişmeye evirildiğini görüyoruz. Bu evirilme, içine pozitivist ve batıcı bakış açısını da katarak aynı zamanda dindar kimliğin korunmasını da sağlayacak bir niteliğe sahiptir. Daha doğrusu, Kant’ın aydınlanmacı anlayışının bir yansıması olarak ortaya koyabileceğimiz bir görüş olarak da yansıtılabilir. Bu bağlamda bakıldığı takdirde hem akılcı hem de inancı bir yöntem olarak benimseyen düşünce biçiminin başarıya ulaşacağına neredeyse şüphe yok gibidir. Kürtler ile alakalı basit bir akılcı düşünce sonuç alınamayan bir araştırma modeline benzemektedir, Kürtleri dinden ayrı düşünürsek hata yaptığımızı er geç anlamış oluruz.
Lakin yazılanlara ve söylenenlere bakıldığında Kürtlerin 15 Temmuz algısında bir problem varmış gibi gösteren tavırlara şahit olmaktayız. Örneğin Mücahit Bilici’nin Kürtler ve 15 Temmuz ile alakalı yapmış olduğu açıklamalar bu yönde içeriklere sahipti. Kürtlerin sade bir vatandaş olduğunu ve egemen olmadığını ifade eden Bilici, Kürtler egemenliğe doğru hareket edemez, ederlerse ciddi sonuçlarla karşılaşabileceklerini sözlerine ekleyerek düşüncesini net bir biçimde ortaya koymuştur. Hâlbuki bu problemli konuda, Kürtler bizzat vatanın kurucu özneleri arasındadır ve ülkemizde egemen olan Türkler değil Türkiye içinde yaşayan bütün kesimlerdir.
Etnik unsurlar, toplum içinde ayrıştırıcı ya da egemen olan değil bir arada yaşayan unsurlar olarak görülmelidir. Kürtlerin, kurucu özne olarak yer aldığı ülkemizde, sonrasında yaşanan ciddi sorunlara rağmen ülkemizden ayrılmak için topyekun bir çaba sarf etmemelerinin ve Kürt liderleri/din adamlarının, Türkiye’yi böldürmemek için büyük çaba sarf ettiklerinin dikkate alınması gerektiğini düşünmekteyim. Temel sorun, kimlik haklarından doğan lakin şimdiye dayanmayan tartışmaların bir çözüm zeminine oturtulamamasıdır. Çünkü PKK’nın kendisini hami olarak hissettiği bazı alanlarda hala mevcut ve çözülememiş problemler mevcuttur. Öncelikle temsiliyet açısından PKK’dan kopuk ve ayrı bir siyasi tutumun izlenmesi Kürtler ile alakalı alınacak kararların netleşmesine vesile olacaktır. 15 Temmuz’u ellerini ovuşturarak izleyen ve neredeyse hiçbir eylem yapmayan PKK ile o gece devletine, dinine ve vatanına sahip olmak için sokağa çıkan Kürtlerin ayrı ve değerli olarak ele alınması ve analiz edilmesi gerekmektedir.”
“DEVLETİN ŞEFKATLİ YÜZÜNÜN ELBETTE OLUMLU ANLAMDA BİR KARŞILIĞI OLACAKTIR”
Kürtlerin sadece bir siyasi mekanizmanın parçası olarak görmenin de yanlış olduğunu vurgulayan Palabıyık, “Bölgede Hüda Par gibi bir dizi oluşumun parçası olarak sayılabilecek Kürtlerin çeşitli fraksiyonları mevcuttur. Elbette, çeşitli ailelerde PKK ile ilişkisi bulunan bireylerin varlığını görmezden gelemeyiz, çünkü bazı ailelerin çocukları PKK saflarında ya hala yer almaktadır ya da hayatlarını kaybetmişlerdir. Kandırılmış olan bu gençlerin ailelerinin ya da bazı akrabalarını hemen kazanma ihtimali oldukça zayıf lakin devletin şefkatli yüzünün elbette olumlu anlamda bir karşılığı olacaktır. Doğulu aileler gerçekten saf ve temiz ailelerdir ve maalesef kırsal alanlarda bu ailelerin gençlerine umut kapısı olarak açılan kapılan hepsi aynı değildir. Yine tüm bunlara rağmen 15 Temmuz 2016 gecesi sokaklarda birçok HDP’li birey ve öğrencilerin olduğunu söylemek yanlış olmaz lakin parti siyasetinin bu konudaki ferasetsiz tutumu maalesef birçok olumlu adımların görmezden gelinmesine de sebep olmuştur.
Bu perspektiflerden bakıldığında Kürtler, Bilici’nin ifade ettiğini gibi sade vatandaş değil hem vatandaş hem egemen hem de öznedirler. Referandum sonuçları bunun en önemli göstergesidir. Doğu ve G. Doğu bölgelerinden alınan yüzde üçlük oy farkı sonucu olumlu ve istenilen düzeyde etkilemiştir. Din kullanılarak Kürtleri bir köşeye sindirme ya da siyasi bir sürece itme çabası da tamamen beyhudedir.
NOT: Yarın Muş ve Kürtler başlıklı bir yazı kaleme alacağım, çünkü Muş’taki Kürt vatandaşlarımızın da ayrı bir analize tabi tutulması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca siyasi alanlara yapmış olduğum eleştiriler karşılığını buluyor. İnşallah Muş’un daha iyi yerlere gelebilmesi için elimizden gelenleri de hiçbir zaman esirgemeyeceğiz. Vesselam…” şeklinde konuştu.
İlginizi Çekebilir
- Cuma 14.7 ° / 3.9 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Cumartesi 13.3 ° / 5.3 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Pazar 14.9 ° / 3.4 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı

