Dün öğlenden sonra 14.00’da Muş Esnaf ve Sanatkarlar odası Başkanlığının toplantı salonunda buluşan STK’lar, düzenledikleri ortak basın açıklamasında birlik mesajı verdiler. Referandumda evet oyu da kullanacaklarını bildiren STK’lar, ‘Muş halkı geleceğine sahip çıkacak’ sloganını kullandı.
58 STK adına basın açıklamasını okuyan İlim Yayma Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesi Melik Gözel, düzenlenen toplantıda şunları söyledi; Milletlerin tarihinde hayati derecede önemli anlar ve toplumsal dönüşümün yol ayrımı mahiyetinde yüksek karakterli hadiseler vardır. Ülkemiz açısından 16 Nisan 2017 tarihi, bu topraklarda tanık olabileceğimiz en önemli toplumsal dönüşüm anlarından birine sahne olacaktır. II. Dünya Savaşı, bundan tam 72 yıl önce sona ermişti. Bu savaşın kazananları kadar kaybedenleri de olmuştu. Sovyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri gibi iki süper güç tarih sahnesine çıkmış, Almanya ve Japonya iki büyük mağlup devlet olarak tarih sahnesinden çekilmişti. Orduları imha edilen, şehirleri harabeye dönen, yer altı ve yer üstü kaynakları yağmalanan bu iki ülke, aradan 50 yıl bile geçmeden, tekrar dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına girebilmiştiler. Oysa ülkemiz son büyük savaşını bundan tam 100 yıl önce yaşamış, o tarihten bugüne kadar da büyük bir savaşın içerisinde yer almamıştı. Ne olmuştu da iki büyük savaştan çıkmış olan Almanya ve Japonya kısa zamanda toparlanıp gelişmiş ülkeler sınıfına girebilmişti? Yine ne olmuştu da Türkiye, ancak 2000’li yıllardan sonra “orta gelir üstü ülkeler” grubuna dâhil olabilmişti? İnsanımızın hamiyetperverliği ve çalışkanlığı tüm dünyanın malumu iken bizler neden bir türlü muasır medeniyetler seviyesine ulaşmayı başaramamıştık? Bize göre bunun en önemli sebebi, yönetimsel anlamda güçlü bir irade ortaya koyma imkânlarından mahrum bırakılmamız ve herkesçe malum vesayet odaklarınca milli iradenin ipotek altına alınmış olmasıydı. Kimi zaman zayıf hükümetler, kimi zaman koalisyonlar, kimi zaman antidemokratik yönetimler, kimi zaman da ihtilalci komutanlar tarafından güdülmek istenen millet, ancak demokrasiye geçilen dönemlerde nefes alabilmiş, sadece bu zamanlarda vatandaş olmanın heyecanını duyabilmişti.
Ülkemizin ekonomik anlamda üstesinden gelmesi gereken devasa problemleri, siyasi açıdan halletmesi lazım gelen çetin meseleleri ve dış politika açısından güçlü şekilde karar vermesi gereken sorunları vardır. İnananların ülkenin sahipsiz zencileri olarak görüldüğü, başörtülülerin ikna odalarında siygaya çekildiği, bürokraside, askeriyede, akademide ve yargıda alnı secdeye gidenlere “takunyalılar” muamelesi yapılarak hakaret edildiği günleri millet unutmuş değildir. İçeride demokratik yönetimleri 10 yılda bir alaşağı etmekle tehdit eden darbeci salvolar, halkın dinini, dilini aşağılayan yöneticiler, zayıf idareleri fırsat bilip milletin sırtında boza pişiren bürokratlar ve koalisyon idarelerinde kasalarını parayla dolduran haramzadeler, ülkemiz için bir tehdit olmaktan çıkmış değildir. 15 Temmuz darbesinin üzerinden 1 yıl dahi geçmemişken, tankların gürültüsü, kurşunların vızıltısı henüz kulaklarımızdan silinmemişken ve tam da 28 Şubat darbesinin yıldönümünü yaşarken, ulusal medyanın önemli bir yayın organı, “Karargâh Rahatsız” şeklinde bir başlık atabilmiş ve “Ordu içinde neden bir cuntacı yapılanma yok?” dercesine “Delinin aklına taş düşürme” niyetinde olduğunu açık etmiştir.
Bu tehditlerden ilelebet kurtulmak; darbeyi, darbeci zihniyeti ve darbe heveslilerini tarihin utanç galerilerine hapsetmek ve halkın egemenliğini güçlü biçimde yönetime yansıtabilmek için elimize tarihi bir fırsat geçmiş, 16 Nisan 2017’de milletimizin iradesine müracaat etme imkânı doğmuştur. Başından itibaren süreci sevk ve idare eden Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Başbakanımıza, Yüce Meclisimizin saygıdeğer milletvekillerine, ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşlarına ve kalemini hakkın, hakikatin ve halkın lehine kullanan özgür basına yürekten teşekkürler…
Anadolu’nun kadim kültürlerine ev sahipliği yapan, Sultan Muhammed Alparslan komutasında Malazgirt Meydan Muharebesi ile Haçlı zihniyetine dur diyen güzel Muş’un Sivil Toplum Örgütleri aşağıdaki sebeplerle bu referandumda “EVET” oyu kullanacaklardır:
1.Ülkenin gerçek sahibi halktır. Ümmet coğrafyasının parçalanmak istendiği, İslam ülkelerindeki yönetimlerin zayıflatılmak amacıyla hırpalandığı, sahipsiz Müslümanların Avrupalı barbarlar tarafından Paris ve Roma sokaklarında aşağılandığı, Müslüman kılıklı caniler eliyle Hama, Humus ve Halep mezbahalarında doğrandığı şu karanlık asırda güvenli bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
2.Her 10 yılda bir toplum iradesine posta/l koyan, ara yıllarda vesayet organları marifetiyle meclisi yönetmeye kalkışan, manşetlerle hükümet yıkıp manşetlerle hükümet kuran, cumhuriyeti bir imtiyazlılar rejimine, bürokrasiyi de elitler kulübüne dönüştüren, okullarını birincilikle bitiren kızlarımızın ödül töreninde başörtülerini hayasızca çekip alan ayrıştırıcı, parçalayıcı anlayışların yok edildiği özgür bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
3.Bağlaması kadar gitarının, kavalı kadar kemençesinin çalındığı, sokaklarında halay çekilip horon tepildiği, Türkçe, Kürtçe, Arapça türkülerin çığırıldığı, insanların dini, etnik, mezhebi aidiyetlerini korkmadan ifade edebildiği, el kadar yavruların dağlarda ve çukurlarda heba olmadığı huzurlu bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
4.Gereksiz bürokrasinin ortadan kaldırıldığı, e-devlet uygulaması ile insanların iş ve işlemlerini anında gerçekleştirdiği, yıllar süren mahkeme süreçlerinin tarihe karıştığı, kütüphanelerin ve müzelerin gençlerin uğrak yeri haline geldiği medeni bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
5.Ekonomik refahın toplumun tüm kesimlerine yayıldığı, gayrı safi milli hasılanın gelişmiş ülkeler düzeyine çıktığı; borç alan değil borç veren ülke konumuna geldiğimiz, yabancı paralar karşısında lirası değer kazanmış zengin bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
6.Tankını, topunu, tüfeğini; helikopterini, uçağını, uydusunu kendi imkânlarıyla yapan, iç ve dış istihbaratta başkalarına muhtaç olmayan, askeri kabiliyetleri ve kapasitesi ile dostuna güven düşmanına korku salan güçlü bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
7.Her ilinde bir üniversitenin açıldığı, entegre şehir hastanelerinin hizmete girdiği; köprülerin, tünellerin, kanalların, oto yolların, hızlı trenlerin, havaalanlarının birbiri ardınca hizmete alındığı modern bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
8.Vesayetçi rejimin feshedildiği, demokratik hukuk devletinin egemen kılındığı, yargının tarafsızlığının Anayasal güvence altına alındığı, yasama erkinin yürütme erki tarafından baskılanmadığı, toplumsal taleplerin anında ve güçlü biçimde yasama organına taşındığı, sivil toplum kuruluşlarının yönetişim süreçlerinde aktif rol aldığı istikrarlı bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
9.Cumhurun başının kumpaslarla değil, halkın özgür iradesiyle seçildiği, ceberut devlet anlayışının hâdim devlet modeliyle yer değiştirdiği, vatandaşın bir korku sarmalında değil, adalet ve güven ortamında nefes alıp verdiği müşfik bir Türkiye için “Tabii ki EVET!”
10.Darbeci askerlerin mimarı olduğu bir anayasanın ayıbını daha fazla taşımamak, yarının dünyasında evlatlarımızın yüzüne utanmadan bakabilmek ve 2023, 2053, 2071 hedefine kilitlenmiş Büyük Türkiye idealine en güçlü şekilde destek verebilmek için ‘şimdi’ ve ‘hemen’, ‘ama’sız ve ‘bahane’siz; “Tabii ki EVET!”