Anayasa Mahkemesi’nin bireysel yüzde 10 seçim barajı başvurularını ret etmesi ile ilgili açıklamalarda bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkan Yardımcısı ve Muş Milletvekili Demir Çelik, “Her şeyden önce 32 yıldır 12 Eylül askeri darbesiyle var edilen bir anayasa ile yönetilmeye razı edilen bir ülkede yaşıyoruz” dedi
Anayasa Mahkemesi’nin bireysel yüzde 10 barajı başvurularının red kararını beklediklerini belirten HDP Genel Başkan Yardımcısı ve Muş Milletvekili Demir Çelik, darbe ile var edilen bire anaya ile halen yönetilmeye tepki gösterdi. Çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Muş’a gelen Çelik, “Anayasa Yüksek Mahkemesi, bireysel başvuruların kendi yetkilerinde olmadığını gerekçelendirerek yüzde on barajının kaldırılması talebini reddetti. Yetkisizlik kararıyla bu işin Meclisin Genel Kurulunun görevi olduğu sonucuyla, yetkisizlik kararı aldı. Aslında bu beklenen bir durumdu. Her şeyden önce 32 yıldır 12 Eylül askeri darbesiyle var edilen bir anayasa ile yönetilmeye razı edilen bir ülkede yaşıyoruz. 32 yıldır Doğru Yol Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Anavatan Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi başta olmak üzere birçok parti geldi geçti. Kimse ne Anayasayı değiştirme ihtiyacını dile getirdi, ne de bu Anayasanın belirlediği yasa ve kanunlarla bu halkı en azından reva görmediği noktasında kendisini ifade etti.” dedi.
“Herkes de iktidara gelmişken, bu iktidarın kendisine olan kazancının arkasında durdu” diye ifade eden Çelik, şunları söyledi: “AKP’de 12 yıldır iktidarı boyunca hem umut vadeden noktadan sorunlara yaklaştı. Yolsuzlukla mücadele edeceğim dedi kendisi yolsuzluğa bulaştı, yasaklarla mücadele edeceğim dedi yasaklardan yana oldu, yoksullukla mücadele edeceğim dedi Türkiye şu anda 16’ncı ekonomik güçten 19’ncu sıraya düştüğü gibi işsizlik yüzde 15’ler sıralamasında ve 12 milyonun üzerinde yoksul insan var. Bu manada da adı Adalet ve Kalkınma Partisi artık her şeye özgürlükler adalet temeliyle yaklaşmıyor, kendi iktidarını sürdürmeye hizmet edecek algı ve anlayışla bu ülkeyi yönetiyor. O nasıl ki Adalet ve Kalkınma Partisi olarak bizi yolsuzluk, yasakla mücadele ederek halkı kandırdıysa, darbeyle de mücadele ediyorum diyerek Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya’yı mahkemeye taşıdı. Ama görünen odur ki zaman aşımından kaynaklı bu dava düşeceği gibi, AKP’de darbeyle hesaplaşmanın bir niyetinin olmadığını Ergenekon ve Balyoz davalarına yaklaşımıyla kendisini göstermiştir.”
“ŞU ANDA SEÇİM BARAJI ANTİ DEMOKRATİKTİR”
Seçim barajının anti demokratik olduğunu, demokraside kabul edilmeyecek kadar yüksek olduğunun altını çizen Çelik, “dünyada yüzde 10 seçimine sahip tek ülke maalesef Türkiye’dedir. Hem ileri demokrasi diyeceksin hem hak ve özgürlükler diyeceksin, hem yasaklarla mücadele edeceğim diyeceksin. Hem darbe ile herkesi yaflayıp herkesi darbe ile suçlayacaksın hem de 12 Eylül Darbe yasası ile nimetlerinden faydalanacaksın.” Dedi.
“12 Eylül 2010’daki referandumda kendisine iktidarı sağlayan bir kısım değişikliklerle yetindiği gibi, o dönem bizim dile getirdiğimiz seçim barajını es geçti. Şu anda seçim barajı anti demokratiktir” diye altını çizen Çelik, “Hiçbir demokraside kabul edilemeyecek kadar yüksek bir rakamdır ve dünyada yüzde on seçim barajına sahip tek ülke maalesef Türkiye’dir. 12 Eylül Anayasası ile yönetilmek bizim hak ettiğimiz bir durum değil. AKP yüzde on seçim barajını niçin kaldırmıyor? Çünkü bilerek ve isteyerek bağımsız adaylarla seçime bizi koyduğundan hareketle, avantadan 30-40 milletvekilini bizden çalıyor. Bizden çaldığı 30-40 milletvekili ile 330’lar üzerinden başkanlık seçimine ulaşacak milletvekili sayısına ulaşmak istiyor. Biz de buna inat, madem 12 yıldır değiştirmedin, darbe anayasasıyla bizi yönetmeye kalkışıyorsun o haliyle biz sizin yüzde on barajınızı dinlemiyoruz, tanımıyoruz, anti demokratik olan bu barajınızı aşıp bizatihi sizi toplum nezdinde teşhir etmek istiyoruz.” Dedi.
“2 AY ÖNCE PARTİ İLE SEÇİME GİRECEĞİMİZ SÖYLENMİŞTİ”
HDP Eş Genel Başkanı’nın 2 ay önce parti ile seçime gireceklerini söylediğini hatırlatan Çelik, “Bu yönüyle bizim anayasa mahkemesinin bir hak ihlali kararına varacağı yönünde bir beklentimiz yoktu. Zaten varmaması için başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Başbakan, Bakan ve milletvekilleri habire Anayasa Mahkemesi Başkanını rencide eden, suçlayan, darbeci ve paralelci olarak suçlayan noktadan tehdit ediyordu. Anayasa Mahkemesinin üyeleri üzerinde yaptıkları baskı, sağladıkları diyalog ve en nihayetinde Haşim Kılıç’ı ötekileştirmek kampanyaları ile maalesef beklenen olumsuz sonuç yayınlandı. Biz bu manada Türkiye’nin hukuk devleti olmadığı, tek adamın milli şefin iki dudağı arasından çıkan her şeyin mutlak kabul gördüğü tehlikeli bir sürece girdiğimizi yeniden ifade etmek istiyoruz. Biz 2015’te antidemokratik olan bu barajı aşacağımıza olan inancımız da, toplumun tüm ötekileştirilen, yoksulları, ezilenleri, kadınları partimize davet ediyoruz. Biz mağduruz, mazlumuz, mağdur ve mazlum bir halk olmanın haklı taleplerinin bir savunucusuyuz. Özgürlüklerimiz değerlidir, barışımız her şeyden daha değerlidir. AKP gibi egemenlikçi, AKP gibi devlet partisinin insafına özgürlüğümüzü, barışımızı bırakmadan her türlü barikatı, engeli aşmanın kararlılığıyla ben bir kez daha herkese başarı dileklerimi iletmek istiyorum.” Şeklinde konuştu.