Afşin-Elbistan sahasına kurulması planlanan termik santral soru önergesi, Bolu F Tipi Cezaevindeki işkence iddialarına ilişkin soru önergesi ve Türkiye genelinde Termik Santrallerin insan, çevre ve eko-sistem üzerindeki zararlı etkilerinin araştırılması konulu araştırma önergesi sundu.
İlk olarak Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’a soru ve araştırma sunan Muş Milletvekili Demir Çelik, şu ifadeleri kullandı; “Türkiye’deki Termik Santrallerin insan, çevre ve eko-sistem üzerindeki zararlı etkileri oldukça yüksektir. Dünya genelinde, eko-sistemde yıkıcı etkiler bırakan karbon salımının, %41’i termik santral kaynaklıdır. Afşin Elbistan kömür havzasında planlanan 8 bin MW gücünde yeni elektrik üretim santrali projesi de yeni kirlilik kaynaklarından biri olmaya aday durumdadır. Stuttgart Üniversitesi’nin proje üzerinde gerçekleştirdiği inceleme sonucunda, aynı bölgede bulunan 2800 MW kapasiteli santral ile yeni planlanan 8 bin MW kapasiteli santral nedeni ile Afşin-Elbistan sahasının, önümüzdeki 40 yıl için dünyanın en kirli enerji kompleksi olacağı iddia edilmiştir. Planlanan tüm santraller kurulursa, 40 yıllık ömürlerinde toplam 2 milyon ton karbon salımı ile dünya üzerinde insan eli ile yapılmış en büyük karbon salımı kaynağı olacağı da aynı incelemenin iddiaları arasındadır. Özetlediğim bu gelişmeler nazara alındığında aşağıdaki sorularımın cevaplanması hâsıl olmuştur. 1.Afşin-Elbistan sahasına kurulması planlanan Termik Santralin insan, çevre ve eko-sistem üzerindeki zararlı etkileri araştırılmış mıdır? Bu araştırmalar hangi kurumlarla ortaklaşarak gerçekleştirilmiştir? 2.Kurulması planlanan Termik Santral ile ne kadar enerji üretilecektir? Üretilen bu enerji hangi bölgelerin enerji ihtiyacının gidilmesi planlanmaktadır?
3.Fosil yakıt kaynaklı enerji üretim tesislerinin haricinde yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasına dönük olarak Bakanlığınızın yürüttüğü çalışmalar nelerdir? Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve yaygınlaştırılması için Bakanlığınızın resmi hedefleri var mıdır? Bu hedefler nelerdir? 4.Fosil yakıt kaynaklı enerji üretimi sağlamayı planladığınız kaç projeniz vardır? Bu projeler ülkemizin hangi bölgelerini kapsamaktadır? Bu projeler ile ülkemizin enerji ihtiyacının ne kadarını karşılamayı planlıyorsunuz? 5.1997 yılında Avrupa Birliği’nce yayınlanan Beyaz Belge’de bulunan hükümlere uyum sağlamayı düşünüyor musunuz?”
Daha sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e soru soran Demir Çelik, mecliste yaptığı konuşmasında şunları söyledi; “Ülkemiz Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve insanlık dışı uygulamalar her geçen gün artmaktadır. Bolu F Tipi Cezaevinde yaşanan insanlık dışı uygulamalar, hak ihlallerinin geldiği boyutu göstermektedir. Bahsi geçen cezaevinde tutuklu bulunan Cihan Yeşil isimli yurttaş cezaevi gardiyanları tarafından uğradığı sistematik işkence sonucunda hafıza kaybı yaşamaktadır. Yeşil’in avukatları aracılığı ile kamuoyuna yansıyan bilgilere göre aynı cezaevinde birçok mahkûmunda aynı sistematik işkencelere maruz kaldığı ve intihara zorlandığı iddia edilmektedir. Avukatların verdiği bilgilere göre Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Uğur Savuk, Engin Karakoç, Sercan Erkaplan ve Osman Ege’nin de sistematik işkenceye maruz kaldığı bildirilmektedir. Aynı cezaevinde tutuklu bulunan Cengiz Sada isimli yurttaşın ise gardiyanlar tarafından intihara zorlandığı ve kişinin kendi boğazını keserek intihara teşebbüs ettiği de iddialar arasındadır. Özetlediğim bu gelişmeler nazara alındığında aşağıdaki sorularımın cevaplanması hâsıl olmuştur. 1. Bolu F Tipi Cezaevi’nde gardiyanlar tarafından uygulanan sistematik işkence iddialarını Bakanlık olarak araştırmış mıdır? Bu iddialar doğru ise sorumlular hakkında herhangi bir cezai işlem başlatılmış mıdır? Bu işlemler nelerdir? 2. Bolu F Tipi Cezaevi’nde kaç tutuklu ve hükümlü kalmaktadır? Bu tutuklu ve hükümlülerden kaçı adli kaçı siyasidir? Cezaevi gardiyanları tarafından bu tutuklu ve hükümlülere karşı farklı uygulamalar söz konusu mudur? Farklı uygulamalar var ise bu uygulamalar nelerdir? 3. Türkiye genelinde Cezaevlerinde 2002-2013 yılları arasında kaç intihar vakası yaşanmıştır? Yaşanan bu intihar vakalarının kaçı adli kaçı siyasi tutuklu veya hükümlüdür? 4. Bolu F Tipi Cezaevi’nde 2002-2013 yılları arasında kaç intihar vakası yaşanmıştır? Yaşanan bu intihar vakalarının kaçı adli kaçı siyasi tutuklu veya hükümlüdür? 5. Türkiye genelinde cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve insanlık dışı uygulamaların giderilmesine dönük olarak Bakanlığınızın yürüttüğü çalışmalar nelerdir? 6. Türkiye genelinde cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dönük olarak bu ihlallerde sorumluluğu bulunan kaç cezaevi çalışanına soruşturma açılmıştır? Açılan soruşturmalar neticesinde uygulanan cezalar nelerdir?”
Son olarak Demir Çelik, Türkiye’deki Termik Santrallerin insan, çevre ve eko-sistem üzerindeki zararlı etkilerinin araştırılarak gerekli önlemlerin alınması ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını talep etti. Gerekçesinde ise şunları kaydeden Çelik; Kömür kaynaklı faaliyet gösteren Termik Santrallerin insan sağlığına ve çevreye zarar verdiği, gerçekleştirilen bilimsel araştırma ve gözlemlerle belgelenmiştir. Dünya genelinde, eko-sistemde yıkıcı etkiler bırakan karbon salınımının, %41’i termik santral kaynaklıdır. Eko-sistemde ciddi iklim değişikliklerine neden olan Termik Santral kaynaklı karbon salınımı çölleşme, kuraklık, orman yangını, bulaşıcı hastalık, yetersiz tatlı su kaynağı ve daha az besin demektir. Termik santral projeleri hali hazırdaki şekilde aynı hızda devam ettiğinde, araştırmalara göre ülkemizde 2030 yılında karbon salınımının %50 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Termik Santrallerin insan ve çevre üzerindeki yıkıcı etkilerinin artacağı gerçeği gözler önüne serilmektedir. Termik santrallerde üretilen enerjinin yalnızca %30-40 oranındaki bir bölümü elektrik enerjisine dönüştürülebilmekte; kalan kısmı ise "kaçak enerji" olarak adlandırılmaktadır. Termik santrallerin en önemli çevresel etkilerinden biri soğutma suyuyla ilgilidir. Bu nedenle termik santraller genellikle nehir, göl veya deniz gibi soğutma suyu kullanılabilecek kaynaklara yakın yerde kurulmaktadır. Deniz, akarsu ve göllerde yapılan atık ısı boşaltımları denizlerdeki biyolojik yaşamı tehlikeye sokmaktadır. Termik santrallerin bir diğer yıkıcı etkisi ise santrallerin bacalarından çıkan zararlı gazlardır. Bu gazlar kükürt dioksit ve azot oksitleridir. Bitki örtüsü ve toprak üzerinde yıkıcı etkileri olan bu gazlar, topraktaki asitleşmeyi artırıcı, bazlarda fakirleştirici ve mikrobiyolojik etkinliği yok edici bir etkide bulunarak, dolaylı yoldan bitkilerin direncinin azalmasına ve üremenin durmasına neden olur. Ülkemiz hızla artan karbon salınımınıyla, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve geçiş ekonomisi ülkeleri arasında birinci sıradadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarından ziyade, eko-sisteme ciddi zararları bulunan enerji üretim tekniklerine yoğunlaşan ülkemizde, faal durumda 16 Termik Santral bulunurken, ileriki dönemlerde yapılması planlanan toplam 40 Termik Santral projesi mevcuttur. Proje aşamasında yapılması planlanan 40 Termik Santralin 33’ünün kömür ihtiyacı Güney Afrika, Rusya gibi ülkelerden ithal edilecektir. Bu çerçevede ülkemizde gerçekleşecek yeni Termik Santral projeleri ile ekonomik anlamda dışa bağımlılık artacaktır. Bu projeler çevre kirliliğini arttırdığı gibi, iklimsel yapıda da geri dönülmez etkiler bırakacaktır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre her yıl toplam 140 bin kişi enerji üretimi kaynaklı çevresel etkiler ile yaşamını yitirmektedir. Elbette ki her ülkenin enerjiye ihtiyacı vardır. Fakat bu enerjiye olan ihtiyaç, yaşamsal kaynakların tüketilmesi ile elde edilemez. Eko-sisteme zarar veren bir enerji üretimi anlayışı günü kurtarmanın ötesine geçemez. Daha temiz ve yaşanılabilinir bir eko-sistem ancak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelerek ve daha az çevresel kirlilik yaratarak mümkün olacaktır. 1997 yılında Avrupa Birliği’nce yayınlanan yenilenebilir enerjilere İlişkin Beyaz Belge, 2010 yılına kadar üye devletlerde tüketilen tüm elektriğin % 23,5’i olan 675 milyar kilovat saatin yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilmesini öngörmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinin aksine ülkemizin yenilenebilir enerji kaynakları açısından resmi hedefleri bulunmamaktadır. Ülkemiz, daha çok fosil yakıt bağımlılığını arttıracak, kirli ve tehlikeli enerji tesislerinin ithalini sağlayan planlar gerçekleştirmektedir. Dünya örneklerinde olduğu gibi rüzgâr enerjisi, Güneş enerjisi, jeotermal enerji, dalga enerjisi ve gel-git enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarına yönelim, enerji üretiminin insan ve çevre üzerindeki yıkıcı etkilerinin giderilmesinde önemli bir etkiye sahip olacaktır. Mevcut olan yenilenebilir enerji kaynakları, ülkemizin tüm enerji ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahiptir. Ülkemizde yalnızca elektrik üretimin %70’i çevre kirliliği yaratan ve küresel ısınmaya yol açan fosil yakıtlar ile elde edilmektedir. Bu açıdan ülkemizdeki Termik Santrallerin insan, çevre ve eko-sistem üzerindeki zararlı etkilerinin araştırılarak gerekli önlemlerin alınması ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir Araştırma Komisyonu kurulması gerekmektedir”