“MURAT NEHRİ ZEHİRLENİYOR” DİYEN AYTEMİŞ’TEN ACİL ÇAĞRI
Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş, Murat Nehri’ndeki siyanürlü altın madenciliği, ağır metaller ve evsel-kimyasal atıklar nedeniyle ciddi bir ekolojik ve halk sağlığı krizi yaşandığını belirterek yetkililere acil önlem çağrısı yaptı.
Muş ve çevresindeki yerleşimlerin yaşam kaynağı Murat Nehri, siyanürlü altın madenciliği, ağır metaller ve arıtılmamış evsel atıklar nedeniyle tehlike altında. Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş, nehrin sadece su kaynağı olmadığını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yaşam damarlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Bu bir çevre tartışması değil; halk sağlığı ve gelecek kuşakların yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren bir krizdir” diyerek yetkililere derhal önlem alınması için çağrıda bulundu.
Dernek binasında düzenlenen basın toplantısında Murat Nehri’ndeki çok boyutlu kirlilik ve ekolojik riskler konusunda uyarılarda bulunan İhsan Aytemiş, nehrin sadece bir su kaynağı olmadığını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yaşam damarlarından biri olduğunu vurguladı ve “Yaşananlar bir çevre tartışması değil; halk sağlığını, gıda güvenliğini ve gelecek kuşakların yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren bir krizdir” dedi.
Siyanürlü altın madenciliği büyük risk oluşturuyor
Murat Nehri havzasında yürütülen siyanürle altın madenciliği faaliyetlerinin ciddi tehlikeler doğurduğunu söyleyen Aytemiş, “ÇED raporlarına göre sadece 4 yılda 44 milyon metreküp temiz su kirletilecek. Tonlarca siyanür ve yüzbinlerce ton kimyasal atık, en küçük bir sızıntıda bile toplu canlı ölümlerine, ekosistemin çökmesine ve içme suyu kaynaklarının geri dönüşsüz biçimde kirlenmesine yol açabilir” dedi.
Başkan Aytemiş, arsenik, kurşun, cıva ve kadmiyum gibi ağır metallerin toprak ve suya karışmasının uzun yıllar boyunca sürecek bir zehirlenme sürecini başlatacağını belirtti. Ayrıca, bölgenin deprem kuşağında yer alması nedeniyle olası bir havuz çatlaması veya set yıkılmasının telafisi olmayan sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Aytemiş, Erzincan İliç’te yaşanan örneğin bu tehlikeyi somutlaştırdığını söyledi.
Yeraltı suları ve tarım alanları tehdit altında
Aytemiş, Murat Nehri’ndeki kirlenmenin yeraltı sularını geri dönüşsüz şekilde etkileyebileceğini vurgulayarak, “Siyanür ve ağır metaller toprağa sızarsa, içme suyu kuyuları zehirlenir ve bu neredeyse temizlenemez. Bu yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların yaşam hakkının da ortadan kaldırılması anlamına gelir” dedi.
Tarım alanlarının ve hayvancılığın da ciddi tehdit altında olduğunu ifade eden Aytemiş, “Zehirli atıklar topraklara karıştığında ürünler kanserojen hale gelir, köylü ve üretici göçe zorlanır, bölgenin sosyo-ekonomik yapısı bozulur” şeklinde konuştu.
Evsel ve kimyasal kirlilik riskleri
Murat Nehri’ne doğrudan arıtılmamış kanalizasyon suları, fosseptik atıkları, deterjan ve kimyasal içerikli evsel atıkların verildiğini belirten Aytemiş, bunun bakteriyel salgınlar, paraziter hastalıklar ve deri ile bağırsak rahatsızlıklarına zemin hazırladığını söyleyerek, nehir suyuyla sulanan tarım alanlarının sessizce zehirlendiğini kaydetti.
Kaplıca ve balık yetiştiriciliği kaynaklı riskler
Ağrı Diyadin’deki kaplıca sularının arıtılmadan Murat Nehri’ne verilmesinin nehir ekosistemini bozduğunu aktaran Aytemiş, balık yetiştiriciliği faaliyetlerinin ise mikrobiyolojik kirliliği artırarak suyun tadını ve kokusunu bozduğunu, arıtma maliyetlerini yükselttiğini ve ani kirlilik risklerini artırdığını ifade etti.
Halk sağlığı ciddi şekilde etkileniyor
Murat Nehri’ndeki kirliliğin sonuçlarını net bir şekilde ortaya koyan Aytemiş, “Kanser vakalarında artış, solunum ve sinir sistemi hastalıkları, çocuklarda gelişim bozuklukları, hayvan ölümleri ve zoonotik hastalıklar zaten yaşanmış örneklerle kanıtlanmış durumdadır. Bunlar bir olasılık değil, gerçeklerdir” diye konuştu.
Bölgesel değil, ulusal bir sorun
Murat Nehri’nin Fırat Havzası’nın ana damarlarından biri olduğunu hatırlatan Aytemiş, kirliliğin sadece Ağrı ve Muş’u değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun tamamını etkileyeceğini belirterek, “Milyonlarca hektar verimli toprak, biyoçeşitlilik ve endemik türler yok olma riskiyle karşı karşıyadır. Bu yaşananlar bölgesel değil, ulusal ve uluslararası ölçekte bir çevre suçudur” dedi.
Yaşam hakkı ihlali
Anayasa’nın 56. maddesine dikkat çeken Aytemiş, temiz suya erişim ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının bilinçli şekilde yok sayıldığını söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı: “Bu tablo, ekolojik yıkım, halk sağlığına karşı suç ve nesiller arası adaletsizliktir.”
Meşe Derneği’nden acil çağrı
Meşe Derneği Başkanı İhsan Aytemiş, Murat Nehri’ndeki kirlilik ve ekolojik risklerin durdurulması için yetkililere dört acil çağrıda bulundu. Aytemiş, nehir havzasındaki yerleşim yerlerine derhal zorunlu atık su arıtma tesisleri kurulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, yerleşim alanlarında fosseptik ve kanalizasyon denetimlerinin eksiksiz uygulanmasını talep eden Aytemiş, Kıyı Şeridi Kanunu ve ilgili çevre mevzuatının tavizsiz şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini belirtirken, siyanürlü altın madenciliği faaliyetlerinin derhal durdurulmasını istedi.
Aytemiş, “Bu çağrı, suyun, toprağın, havanın ve yaşamın çağrısıdır. Murat Nehri zehirlenirse, bu yalnızca bir çevre sorunu değil, toplumsal bir felaket olacaktır. Sağlıklı yaşamak, başta insan olmak üzere her canlının hakkıdır” diyerek sözlerini tamamladı.