MUŞ AKUB EKİBİ DEPREM BÖLGESİNDE YAŞADIKLARI ANILARI ANLATTILAR
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından depremin vurduğu illerden Diyarbakır’a giden Muş Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı AKUB ekibi yaşadıkları anıları anlattılar.
Kahramanmaraş merkezli meydan gelen ve 11 ilde yıkıma neden olan depremlerin ardından yıkım yaşanan Diyarbakır’a giden Muş Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Arama Kurtarma Biriminde (AKUB) görevli öğretmeler şahit oldukları anıları anlattılar.
Muş Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde 30 gönüllü öğretmenden oluşan AKUB ekibi Diyarbakır’da arama kurtarma faaliyetlerine katılarak enkaz altında kalan 34 kişiyi canlı kurtarırken yaklaşık 100 kişinin de cenazesini çıkarttılar. Diyarbakır’daki çalışmalarını tamamlayarak Muş’a dönen AKUB ekibinin gönüllü öğretmenleri bölgede şahit oldukları sevinç ve hüznü anlattılar.
ÖZDEN, GÖNÜLLÜ ÖĞRETMELERİ ÖZENLE SEÇTİK
İş Sağlığı ve Güvenliği İl Koordinatörü Erhan Özden, AKUB ekibi ile ilgili bilgiler vererek şunları dile getirdi: “Ülkemizde meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Ülkece kötü bir dönemden geçiyoruz. Biz Milli Eğitim Müdürlüğü AKUB ekibi olarak ilk günden itibaren ekip üyelerimizle beraber olay yerine intikal ettik. Ekibimiz ilk olarak 2018 yılında kurulmuştu. Ekibimiz öğretmen arkadaşlarımızdan oluştuğu için 2021 yılında giden arkadaşlarımız olduğu için onların yerine ekibimize yeni arkadaşlar aldık. Biraz daha tecrübeli arkadaşlarımız, bunlar büyük çoğunluğu daha önceki depremlerde çalışanlardan oluşuyor. Biz bu ekibi oluştururken inşaat alanından, motor bölümünden elektrik bölümünden olan arkadaşlarımızı seçtik. Ekibimiz olay yerine intikal ettiği zaman herkes kendi alanındaki çalışmalar yürütecek. Bunun için AFAD’tan gerekli eğitimleri daha önce almıştık. Arkadaşlarımızla olayın ilk günü hemen organize olduk. İstişarelerde bulunarak Milli Eğitim Müdürlüğümüzle irtibata geçerek araç temini sağladık. Daha sonra olay yerine intikal ettik. Ekibimiz sağ olsun iyi bir çalışma ile orada canlar kurtardılar. 34 vatandaşımızı canlı olarak, yaklaşık 100 kişi civarında vefat eden vatandaşlarımıza ulaşıldı. Amacımız ülkemize ve vatandaşlarımıza bu anlamda her türlü doğal afetlerde yardımcı olabilmektir. Onların yaralarını sarabilmektir. Bir ekibimiz gittikten sonra başka bir ekibimiz de gönderdik. O ekibimizde lojistik anlamında destek sağladı. Her türlü desteği sağlıyoruz ve sağlamaya da devam edeceğiz” dedi.
SİDAR, “GİTTİĞİMİZ ENKAZLARDA BİRÇOK YARIM KALMIŞ HİKAYEYE ŞAHİT OLDUK”
AKUB ekibinin gönüllü öğretmenlerinden Sınıf öğretmeni Sidar Sidar, Diyarbakır’da karşılaştığı olayları anlatarak; “Muş Milli Eğitim Müdürlüğü AKUB ekibinde gönüllü olarak görev yapıyorum. Diyarbakır’daki enkaza vardığımızda geride bıraktıklarımızla geleceğe dair neler yapabileceğimize dair konuşmalarımızda birkaç husus bizim çok önemliydi. Bazı arkadaşlarımızın elleri çatlaktı, o çatlak ellerle hiltiler çalıştırıyorlardı. 10 günlük bebeğini evde bırakıp gelen öğretmen arkadaşlarımız vardı. Bunların tamamını bir köşeye bırakıp orada bütün iyi niyeti ve merhameti ile enkazın başında çaba ve gayret gösteren ekibimize çok teşekkür ederim. Gittiğimiz enkazlarda birçok yarım kalmış hikayeye şahit olduk ve bizi en çok bu üzüyordu. Her cenazeye yada her canlıya ulaştığımızda bir hikayenin yarım bırakıldığını hissettiğimizde demorolize oluyorduk. Bir yandan da var olan 40 dairelik binanı içerisinde çıkardığımız her cenaze yada canlıda arkada bekleyen birinin artık yeni bir hayata devam etmesi gerektiği durumunu ortaya çıkardığımızda buda bizi motive ediyordu. En son akşam ateş başında arkadaşlarla birlikte otururken 45 yaşlarında bir beyefendi bir diyaloğumuz oldu. ‘Annem babam rahmet etti. Kız kardeşimi arıyoruz bulamıyoruz’ dedi. Ben ekibimin adına söz veriyorum. Biz senin cenazeni sana teslim etmeden bu Diyarbakır’ı terk etmeyeceğiz. Gerekirse biz burada seninle birlikte arayıp ondan sonra gideceğiz. Dönüp arkadaşlarımızla konuştuğumuz hepsi bize aynı desteği verdi. Son kişinin cenazesini teslim etmeden gitmeyeceğiz. Neticede toprak bir insanı aldığında yüreğimize su serpiliyor. En azından onu defin ettiğinizde gerisinde kalan bütün hatıralarla birlikte sadece küçük anılarla yaşamaya devam ediliyor. Asıl acı dinmiş oluyor. Sadece canlı ve cansız bedenlerin dışında da geride bıraktıkları hatıralar vardı. 10 günlük evli bir aile cüzdanına denk geldiğimizde biz çok üzüldük. Bölgedeki bu takı olayını bildiğimiz için, hırsızlık ve yağmalama olmasın diye çekmeceyi açtığımızda yerlere altınlar ve bir miktar para saçıldı. Onlar ararken herkesin odaklandığını gördük. Aslında çalışmaya elimiz gitmiyordu. Bir yandan da çalışmamız gerekiyor çünkü en azından hatıralarını almamız gerekiyor. Bu tar olaylar çok fazla gelişti. Enkazın içerisinde annesi ve babası ile yatan cenazeler vardı. Mücadele sadece fiziksel değildi. Gerçekten fiziksel olarak yorulmadık. Yorulduğumuzu evimize oturduktan sonra hissettik. Orada bizim manevi olarak toparlanma sürecimizde Diyarbakır halkının desteğini aldığımızda idrak ettik. Muş MEM AKUB ekibinin vermiş olduğu mücadeleyi orada ateşin başında çadırın köşesinde yemek dağıtılırken veya bir kepçe yönlendirilirken dile getirildiğinde çok mutlu olduk. O gün şuna inandık ki biz vicdan olarak burayı terk edeceğiz. Bunun için buradaki bütün arkadaşlarıma tekrarda teşekkür ediyorum. İnanılmaz emekler verdiler. Bu da bizleri onure ediyor.”
EMİNOĞLU, “İNŞALLAH BİR DAHA BÖYLE BİR AFETLE KARŞILAŞMAYIZ VE BİZE İHTİYAÇ KALMAZ”
AKUB ekibinin gönüllü öğretmenlerinden İngilizce öğretmeni Recep Eminoğlu ise, 8 yaşındaki çocuğu enkazdan çıkardıkları anıyı anlatarak şunları söyledi: “6 Şubat sabahı bu elim acı olayı duyduktan sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinesinde ekip liderlerimizle birlikte en erken Diyarbakır enkaz alanına vardık. Belli bir süre çalıştıktan sonra değerli arkadaşlarımla beraber bir öğrencinin karnesine denk geldik. Bir öğretmenin karşılaşmak istemediği bir tabloydu. Çok başarılı da bir öğrenciydi. Orada hepimiz dedik ki bu karne sahiplerini en azından canlı olarak çıkarırız tekrarda okul sıralarında otururlar. Allah nasip etti depremin 4’üncü gününde Beşir Yıldız adlı 8 yaşındaki çocuğumuzu enkazdan çıkardık. Sağlık durumunu da takip ediyoruz, aldığımız bilgilere göre sağlık durumu iyi şuanda. İnşallah tekrarda okul sıralarına oturacaktır. Bu bizi çok derinden etkilemişti. Onun canlı çıkmasının bizim dualarımızın kabul olduğuna inandık. Ekipler ona seslendiğinde yanında kim olduğunu sordular. ‘Annem babam var, ama konuşmuyorlar’ dedi. Onur adında bir kardeşi vardı. Onunla ne zaman konuştun diye sorduklarında ‘4-5 saat öncesine kadar konuşuyordu ama şuan ne yapıyorum bana cevap vermiyor’ dedi. Bu çok acı verici bir durumdu. Biz dedik herhalde baygındır. Beşire ulaştığımızda Onur kardeşini da sağ salim çıkarmayı umuyorduk. Maalesef Beşiri kurtardıktan sonra kardeşinin kısa süre önce vefat ettiğini farkına vardık. Bu da bizi bir taraftan mutluluk bir taraftan da hüzne boğdu. Beşir’in anne ve babası molozların altında kalarak vefat etmişlerdi. Bir taraftan çok şükür böyle bir ekibin bir parçasıyım diyorum, bir taraftan da içimizden dua ediyorduk. İnşallah bir daha böyle bir afetle karşılaşmayız ve bize ihtiyaç kalmaz. Ama ülkemiz bir deprem ülkesi olduğu için bu tür afetler olacaktır. Bu bilimsel bir olaydır. Buna nasıl daha iyi hazırlıklar yapabilir. Daha iyi bir çalışma içine girebiliriz. Deneyimli ekiplerde eğitimler alabiliriz. AFAD ile daha koordineli çalışılabilir. Alet ve teçhizat alanında daha profesyonel olma yoluna gitmeye çalışacağız. İnşallah bu tür afetlerde daha çok canlı kurtarmak nasip olur” şeklinde konuştu.