Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Sosyoloji Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi. Adem Palabıyık, ?İblid, Şialık ve Türkiye´ konusunu ele aldı. Örnekler veren Palabıyık, ?Soçi Astana, Tahran, İstanbul ve tekrar Soçi´de, belki de daha sonra başka mekânlarda gerçekleşecek görüşmeler ve Suriye´nin geleceğine dair alınacak kararlar özellikle bugünlerde büyük önem arz ediyor.
Bu kararların İslam ümmetine olan etkisi ya dağılmak yada bir arada kalarak, ümmete olan saldırıyı bertaraf etmek olacaktır. Taraflara baktığımızda ise ümmet kavramını temsil eden tek ülkenin Türkiye olduğunu söyleyebiliriz. Rusya´yı bir kenara bırakırsak, İran´ın ümmet merkezli bir süreç yürütemeyeceği açıktır, çünkü İran´ın Şia geleneği üzerinden sürdürmeye çalıştığı siyaset, İran´ın bir İslam devleti olması önündeki en büyük engel kabul edilmektedir. Kastımız, Şia geleneğini İslam geleneğinden tamamen dışlamak değil, İran´ın sahip olduğu geleneği farklı yorumlaması üzerindeki vurgumuzdur. Çünkü ne yazık ki şu an, İran´ın dini politikası Ayetullah Humeyni´nin vefatından sonra hızla yolunu değiştirmiş ve tanımlanamaz bir yola girmiştir? dedi.
?İRAN, BU YAPIYI DESTEKLEYEBİLİR MİYDİ??
Değerlendirmelerde bulunan Palabıyık, şunları söyledi: ?İran´ın, İsrail karşısında Hizbullah´ı desteklediğini birçoğumuz biliyoruz lakin akıllara şöyle bir sorun gelebilir; eğer Hizbullah, Şia geleneği dışında bir tercihte bulunsaydı İran, bu yapıyı destekleyebilir miydi? Yine yanlış anlamanın önüne geçmek için Hizbullah´ın farklı bir yapı olduğunun anlaşılmasını kastetmeden, Sünni geleneğe sahip olmasının İran için bir anlamının olup olmadığı, doğrusunu söylemek gerekirse aklılarda soru işareti bırakıyor. Ayrıca İran´ın, Yezid´i kafir ilan etmesinin arkasında yatan sebep ile bugün Müslümanların katledilmesine sebep olanları aynı kefeye koymaması da bir o kadar gariptir kıymetli okurlar.
Kabul etsek de etmesek de Yezid´in dedesi bir sahabedir ama her sahabe de aynı değildir, Ebu Süfyan´ın torunu olan Yezid, Peygamberimizin (a.s.) torunu Hz. Hüseyin´i (r.a.) şehit etmiştir. Arada böylesine bir kan davası mevcuttur, bu bağlamda Ali Şeriati´nin ?Ali Şiası, Sefevi Şiası? adlı çalışması bize yol gösterici olacaktır. Genel resme bakıldığında, Hz. Ali (r.a.) ve taraftarlarının yaptıklarının İslam ümmeti ile ilgili olduğunu unutmamak ve ümmeti bir arada tutmak için çaba gösterildiğini bilmek gerekir. Safevi Şiası ise bir devlet geleneğini ifade eder ve buna siyaset denir. Bugün İran´ın takip ettiği yol Safevi Şiasıdır. İran, kendi çıkarına yönelik bir politika izlemektedir. Amr B. El-As´ın hakem olayındaki haksızlığını kabul eden İran ve taraftarlarının bugün yaptıkları ile geçmişte olanlardan hiçbir farkı yoktur. El-As´ın, Hz. Ali´yi (r.a.) haksız duruma düşürerek yaptığı kurnazlık sonucu Muaviye´yi halife tayin etmesi gibi İran´ın da bir politika uğruna Suriye´de olanları görmezden gelerek çıkarına göre tavır alması arasında hiçbir fark yoktur. İşte bu sebeple İran´ın aldığı kararların arkasında ümmeti zihniyetinin aranmasının doğru olmadığı kanaatindeyim.
?BUGÜNE KADAR İRAN İLE ABD´NİN, TÜRKİYE İLE ABD GİBİ OLDUĞU GÖRÜLDÜ MÜ??
İran´ın, genelde Suriye özelde ise İblid meselesine bakışı tam da budur kıymetli okuyucular. İran ve Türkiye´nin belli başlı konularda anlaşamamasının arkasında da bu tarihsel gerçek yatmaktadır. İran mezhep odaklı bakarken Türkiye konuya ümmet odaklı bakmaktadır. İran´ın sürekli olarak ABD ile polemiğe girmesine rağmen hiçbir pratikte bulunmaması da yine aynı tarihsel gerçek ile açıklanabilir. Bugüne kadar İran ile ABD´nin, Türkiye ile ABD gibi olduğu görüldü mü?
İran, açık söylemek gerekirse ABD ile söz dalaşına girer ama hiçbir zaman kavga etmez, çünkü Safevi geleneğindeki siyaset tam böyle bir siyasi geleneği yansıtır. Kendini düşman olarak ilan eden İran´ın gazına gelmemek için ülkemiz büyük çaba harcamaktadır. Anlaşılıyor ki Rusya şu an İran´ın gazına gelmiş ve İblid meselesinde zaman zaman farklı tavırlar takınmıştır. Buna karşın Türkiye´nin ne istediği ise çok açıktır; ateşkes? Eğer İran ümmetin iyiliğini istemiş olsaydı, Türkiye ile aynı sonucu almak uğruna mücadeleye ortak olurdu. Devam edeceğiz??