Turgut Demirel


HERŞEYİN BAŞI SAYGI


Trafik karmaşası belki de hayatımızdaki en önemli sorunlardan biri. Yollar ne kadar geniş ve iyi olursa olsun trafik sorununa bir türlü çözüm bulunamaması bazı şeyleri düşünmemiz gerektiğini bizlere hatırlatıyor. Etrafımızda sorumsuzluk ve anlayışsızlık hat safhada, bunu hemen hemen her konuda belki de her gün yaşıyoruz.
Trafik karmaşasını bir yerlere bağlayıp yönetimi eleştirmek, idarecilere veryansın etmek aslında işin en kolay tarafı! Dönüp hiç kendimize bakmayız. Aslında kendimizi eleştirmeyi becerebilsek birçok sorunu kökünden çözmüş olacağız. Ama nerde?
Şöyle bir bakın etrafınıza Yol ortasında araçlarını durdurup sohbet eden şoförler, yolun sağında ve solunda, hatta yolun ortasında gelişi güzel park eden sürücüler, iftar vakti ralli yapan sürücüler v.s. Suç kimin? Vatandaşın. Devletin, herkesin başına bir polis dikme imkânı yok!
Aslında her şeyin başı birbirimize saygı duymaktan geçiyor. Her şeyde olduğu gibi trafik konusunda da birbirimize yeterince saygı duymadığımız için trafik sorunu her geçen gün büyüyor.
İftar zamanı yaklaşmış. Açız, susuzuz, halden düşmüşüz; Saygısız, anlayışsız insanlarımız ve bizim trafikteki tahammülsüzlüğümüz... Sonrasında da tartışmalar yaşanıyor ve kimi zaman bu tartışmalar kavgayla sonuçlanabiliyor…
Tek çözüm ceza kesmek, yol yapmak ya da mevcut yolları genişletmek, insanlara ehliyet vermeyi zorlaştırmak değil. İnsanlarımıza hakkına razı olmayı ve başkalarına karşı saygı kuralını da öğretmek gerekir ki bu tür manzaralarla karşılaşmayalım. Birbirimize değer vermeliyiz. Dertlerimizin, Sorunlarımızın, Sorumluluklarımızın farkına varmalıyız. Aksi takdirde trafik sorunu giderek artmaya ve kördüğüm olmaya devam eder. Dolayısıyla öfkeyle kalkar ve her zaman zarar ederiz.
Aynaya bakmaya razı olmadınız. O zaman Hocanın bu vaazına kulak verin; Ramazan ayında kötü alışkanlıklarımızı, kusur ve günahlarımızı terk etmeli, bütün varlığımızla Yüce Allah`a yönelmeliyiz. Bu ayı ibadet, dua ve hayır hasenatla ihya etmeli, bol bol Kur`an okumalıyız…
Ramazan orucunun farz kılınmasının hikmeti, müminlerin kötülüklerden arınması, güzel meziyetlerle donanmasıdır. Öyleyse oruçlarımızı, farz kılınma hikmetine uygun bir şekilde tutmalıyız; sevabını azaltacak davranışlardan sakınmalıyız. Hz. Muhammed s.a.v. bu konuda şöyle buyurur: "Biriniz oruçlu olduğunda çirkin söz söylemesin, kimseyle çekişmesin Şayet birisi kendisine sataşırsa `Ben oruçluyum, ben oruçluyum` desin…
Hocanın vaazına kulak vermediniz. O zaman peygamber efendimizin tavsiyelerini uygulayın; 1-"Sizden biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun, öfkesi geçerse ne âlâ, öfkesi geçmezse yatsın."
2-"Ben bir söz biliyorum, onu söyleyenin öfkesi gider. O da, `Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm-Kovulmuş şeytandan Allah`a sığınırım` sözüdür."
3-"Öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ancak suyla söndürülür. Öyle ise biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın."
4- "Her türlü öfke ve ağız kavgasının ilacı, iki rekat namazdır."
Bunca anlattık ve yazdık. Hala bir şeyler değişmiyorsa; Burkina Faso atasözünde ifade edildiği gibi “Eğer bir insan insan değilse, demek ki o insan insan değildir” demek istiyorum.