Şehir içindeki araç park sorunu için yapılan uygulamaları ve alınan kararları kimsenin taktığı yok. İl Trafik Komisyonunca defalarca yapılan toplantıların ardından her defasında Muş’ta park ve trafik sorununun bir nebze de olsa çözüleceği ifade edildi. Ancak artan nüfusla birlikte araç sayısı da arttı. Her taraf araçlarla doldu. Yıllardır trafik sorunu yaşayan ilimizde, trafik ekiplerinin iyi niyetini su istimal eden sürücüler ile kuralları hiçe sayan sürücülere artan araç sayısı da eklenince, alınan kararlara rağmen bir arpa boyu yol alınamadı. Öyle zannediyorum ki Muş’taki kadar trafik karmaşası ve kargaşası yaşanan başka bir il yoktur. Araçlar yolun sağında ve solunda, hatta yolun ortasında gelişi güzel park ediliyor. Şehir içi minibüslerinin yolcu indirip bindireceği durakları olmasına rağmen takan yok. At arabası gibi istedikleri yerde yolcu alıyor istedikleri yerde balık istifi gibi tıka basa yolcu bindiriyor trafiği alt üst edebiliyorlar. Birde üstüne kendilerini uyaran vatandaşlara da kalmadık laf söyleyebiliyorlar. Birde resmi plakalı araç kullanıyor diye tüm kuralları ihlal etme hakkına sahip olduğunu düşünen sürücüler var. Bu hakkı nerden aldılar, neye güvenerek böyle davranıyorlar aklım almıyor. Market, toptancı ve öğrenci servis araçlarının yarattığı trafik karmaşası yetmezmiş gibi birde son zamanlarda Formula 1 sürücülerini aratmayan lokanta servis sürücüleri çıktı başımıza. Kural ve hız sınırı tanımayan bu sürücüler adeta birer trafik canavarı. Sadece sürücüler ve Esnaflar mı? Birde hani şu yolun ortasından yürürken korna çalan sürücülere ters ters bakıp artistlik yapan yayalar var. Şeytan diyor ki (!) Kısacası bir yerden bir yere araçla gitmek tam anlamıyla çile. Bırakın araç ile gitmek bazı sokaklara yaya olarak bile girilmiyor.
Aynı şekilde Muş Belediyesi Zabıta Yönetmeliği`nde de, uygar, yaşanabilir bir kent için gerekli bir dizi kural ve yasaklar bulunuyor ancak bunlara uyan da uygulayan da tabii ki yok! Tüm bu trafik karmaşası yetmezmiş gibi ana cadde adeta açık hava oto kiralama ofisine dönüşmüş durumda. Araçlar cadde ve sokaklarda, esnafların dükkânlarının önünde akşama kadar park etmek zorunda mı? Kaldırımlar esnafların bıraktıkları eşyalar ve kıraathanelerin kürsüleri ile işgal edilmiş durumda. Yollar nasıl ki araç sahiplerinin babalarının malı ise bu kaldırımlarda kıraathanelerin ve esnafların babalarının tapulu malı haline dönüşmüş. Analarımız, bacılarımız kaldırımlarda oturan saygısız insanların arasından geçip, kürsülerin üzerinden atlamak ve sebze meyve kasalarına çarpmamak için akrobatik hareketler yapmak zorunda değil. Dolayısı ile belediye ve emniyet el ele vermeli iş olsun diye değil, çok acilen ciddi manada çözüm üretme yolu aramalıdırlar. Toplumsal düzeni sağlamanın temel ögesidir kurallar. O halde kurallardan korkmayalım, çünkü en kötü kural kuralsızlıktan daha iyidir.
Benim önerilerim var ancak dikkate alınır mı bilmem; Ana caddelerde park eden araçlardan park ücreti alınmalı veya ana caddede belirli bölgeler araç parkına yasaklanmalıdır. Şehir içi minibüslerinin duraklarının dışında indir-bindir yapmalarına kesinlikle izin verilmemeli. Minibüs durakları başka araçlar tarafından işgal edilmişse ceza kesilmeli. Minibüsler balık istifi gibi her yerde zırt pırt durup tıka basa yolcu almamalı. Kaldırımlar, kıraathaneler ile esnafın hizmetinden alınıp yayaların hizmetine verilmelidir. Dağınık halde faaliyetlerini sürdüren Trafik yoğunluğu ve karmaşasına neden olan yakın il, İlçe, belde ve köylere ait garajlar bir arada toplanmalı. Yeni yapılacak binalarda açık veya kapalı otopark zorunluluğu getirilmeli. İşleri gereği sürekli trafikte bulunan resmi araç, market, toptancı, öğrenci servis, dolmuş ve özellikle lokanta servis araçlarının sürücüleri bilinçlendirilmeli. En önemlisi de yaşanabilir bir Muş için alınan kararlar yetkililer tarafından uygulamaya konulmalı; vatandaş, esnaf ve sürücülerde bu kararlara harfiyen uymalı, yasa ve kuralları hiçe saymamalı…
