ALAY KONUSU OLURSUNUZ!
Mizah bizim kültürümüzde vardır.
Anadolu insanının rol modeli öncelikle, “Nasrettin Hoca…” olmuştur.
İster mizah, ister nükte, insanları eğlendirmek niyet/ veya maksadıyla da olsa;
Söz kelâmsa, ‘Edep Yahu’ ile yola çıkarsınız!
Edebin olmadığı yerde, ‘erdemli bir duruş olmaz/ olamaz da…’
Nasrettin Hoca her mizahında güldürmüştür;
Ama her mizahı ile insanımızı düşündürür!
Her sözünde de, ‘bir ders/ veya ibret levhası…’ vardır.
O levhada mutlaka, “Lâhavle…” okunur.
Genç nesil tarafından yakından bilinen, ‘Hasan Can’ın Fırat Üniversitesini küçümseyen sözleri…’ bizleri fazlasıyla/ derinden üzmüştür.
Ki, ‘ünlü komedyanın küçümsediği bölüm de…’ Mühendislik Fakültesi ve onun bir bölümüdür.
F.Ü. Mühendislik Fakültesi’nin Türkiye’de 200’ün üzerinde Üniversite arasında ilk on arasında olduğunu söylememize gerek var mı?
1967 yılında ilk defa, “Devlet Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi!” olarak eğitim ve öğretime başlayan F.Ü. Mühendislik Fakültesinin ilk Hocaları da, “ODTÜ ve İTÜ’den gelen Öğretim Üyeleri olmuştur!”
F.Ü. Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş’ın, Hasan Can Kaya’ya nezaket dolu/ kibar bir açıklamaları oldu; “Biraz İlim, İrfan ve Edep Sahibi olabilmesi için bu yıl YKS Sınavına girip, Fırat Üniversitesini tercih etmesini tavsiye ederim.”
Anadolu’da bir söz vardır, “insan bilmediği şeylerin cahilidir!”
Hele özellikle de, “cahili olduğumuz konularda haddimizi aşmayalım.”
Gerçekten, sizleri bu vesile ile ‘sevenleri de üzersiniz’
İsra Suresi 36.ncı ayette ne buyruluyor,
“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur!”
Öyle bir şeklide sorgulanırsınız ki, “alay edeyim derken alay konusu durumuna düşersiniz!”
Kur’an da Hümeze Suresi 1. Ayette ne buyruluyor; “İnsanları çekiştirip, kaş göz işaretleriyle alay edenlerin vay haline!”
Bizim tarihimizde bir, “Hasan Can…” vardır. Bir vakar, bir edep, bir mütefekkir insan.
Tarihi kaynaklar bizlere Hasan Can’ın, “Devlet adamı, şeyhülislâm ve tarihçi Hoca Sâdeddin Efendi’nin babası…” olduğunu kaydeder.
Hasan Can, Padişah Yavuz Sultan Selim’in en yakınında bulunan bir insandır. Yakınlığı o kadar güçlüdür ki, Padişah’ın birçok sırlarına vakıftır.
Yavuz Sultan Süleyman ile Hasan Can arasında geçen şu söz asırlardan süzülerek bizlere de ders olarak süzülerek gelmiştir.
Yavuz Sultan Selim giderek ağırlaşan hastalığı konusunda Hasan Can’a, “Hasan Can, bu ne haldir?”
Sorusuna Hasan: Can şöyle cevap verecekler, “Sultanım, Cenâb-ı Hakk’a teveccüh edip O’nunla olacak zamandır” cevabı üzerine Yavuz Selim şu nezih ifadeleri kullanacaklar, “Ya bunca zamandan beri bizi kiminle bilirdin?”
Aynı zamanda, hânende ve bestekâr olarak da bilinen Hasan Can ismi zihinlerde yer etmelidir.
Ankebut Suresi 64.ncü ayet bizlere ders veriyor;
“Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir.
Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır.
Keşke bilselerdi!”
Bu dünya hayatında her birimizin üstlendiği roller var.
Tabii ki, ‘sorumluluk isteyen bir hayat serüveni…’
O hayat serüveninin ilk adımı, “güzel ahlaktır!”
Ve sonrasında, “insanı yaşatan bütün maddi ve manevi değerlerdir!”
O değerleri yaşatan/ gelecek nesillere de taşıyan; “Hak, Hukuk ve Adalettir!”
İnsanın, kendi sınırlarını aşarak bir başkasının hukukunu çiğnemesi, ‘olacak bir şey değil’
Haddimizi ve hukukumuzu bileceğiz… Kim olursak olalım…