ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞU
Bozkır Anadolu’nun Hak Ereni
Fethi Mübin müjdesi veren Veli
O Velinin manevi huzurunda;
Müştak Baba ismiyle Hak Yâreni
Muştular Ankara’yı Başkent Oluşu!
Ebcet hesabıyla düşer cihana…
ZAM YAĞMURU
Ne gam, ne keder, ne tasa
Asanı vurdukça taşa
Sonra gelirmiş akıl başa
Zam yağmuru neylesin paşa
Sen çok yaşa sen çok yaşa
Tarih yazacak isminizi
Acı ilaçları yuta yuta
Akılları öğüte öğüte
Öfkeleri soğuta soğuta
TOPRAK YARDIR BİZE
Toprak yardır bize, vefalı bir dost
Orda mekân tutar, ahir kapısı
Peygamberler, şehitler, Sıddıklar dost
Resul (sav.) izinde yürür gönül dervişi
ISSIZ BİR KÖY
Vardım Ata Yurduna, ıssız bir köy!
Bedri, yüreğine hançer saplanır
Bir hüzün şarkısıdır, söylenir, “OY!”
Sessiz düşlerde bir ömür depreşir
LAF İLE
“Laf ile peynir gemisi yürümez!”
Oku yahu; “şehit teni çürümez!”
Zaferi, hezimet diye yorma sakın;
Anlat ecdadın, gözyaşı kurumaz
Arkadaş, yalan üzere tarih yazılmaz
LOZANDA
Lozan’da, Sevr’in duvarları yıkılır
Asrın, asırların kıvılcımı yakılır
Korkma! Âlem-i İslâm üzerine
Azmin, hür iradenin mührü atılır
O mühür, gazi ve şehitlerin mührü
Binlerce yılın, Devlet-i Ebed Mührü
CAMİLER MESCİTLER
Camiler, Mescitler arı kovanı
Kâh dolar ihlasla Hakk’ın divanı
Saflar kıyamda, mahşeri düşünce
Ufkumda dünya tefekkür alanı
DUA
Dua, Haktan gönül niyetine el açma!
Dua, kâh vuslat, kâh hasret köprüsü
Ey gönül tefrikaya kapı açma;
Dua, Hak dilerse nusret köprüsü
YAZ AYLARI…
Yaz aylarını gariban ağırlar
Zahmeti azdır, bereketi çoktur
İnfaktan kaçan o gafil sağırlar!
Her iki âlemde de, hükmü yoktur
Kış ayları çetin, zengin ağırlar
Hastalığına şifa arar doktor
Dünya ekseninde döner öğütler
ELÂZIĞ- BAKÜ
Elmas Yıldırım’dan, destanlar burcuna
Gala’dan Kale’ye selâm söyleriz
Fuzuli’den Fırat’a, “Su Kasidesi”
Hoyratlarla, mugamlarla kelâm ederiz
Büyük Hazar’dan gönül suyu taşır;
Küçük Hazar’da muhabbet ederiz
Bakü’de, Nuri Paşa’nın ruhuyla;
El3azığ’da şühedaya rahmet ederiz
Mehmet Emin Resulzade’nin yolunda;
“Yükselen Bayrağa selâm ederiz!”
YEİSE UYANMA
Gün doğar, ışığıyla birlikte
Kâinat tebessüm eder, her güne!
Güne doğrul, umutla birlikte
Ufuklarla yeşersin gönlün güne
YALNIZ KALIRSIN
Dünyayı dost tutarsan yalnız kalırsın
Sevgisiz gönülle elem alırsın
Bırak hüznü, benlik diyarını
Her gün bir limandan selâm alırsın
BİR OLMAK
Bir Olmak, öyle güçlü bir şuur ki,
İyilikler, nehir yatağı gibi
Rıza makamı, öyle bir vakar ki
Doğmak, tan vaktinin şafağı gibi
Lebbeyk! Öyle yüreklerden akar ki,
Meydanların fethe atağı gibi
Arkadaş, hislerim öyle vurur ki
Cenk naralarının otağı gibi
ARAF’TAN İNER GİBİ
Araf’tan iner gibi geldik mi?
Günahlardan döner gibi geldik mi?
Hakkı her dem arar gibi geldik mi?
Dönmesin yolumuz artık hevaya