ÇANAKKALE ZAFERİ
Şanlı tarihimizdeki kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferi’dir. Bu zaferin tarihimizde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu büyük zafer, adeta bugün meydana gelmiş gibi hafızamızda taze ve canlıdır. Bu zafer, kahraman ordumuzun dünyayı hayrete düşüren imanlı ve onurlu mücadelesinin zaferidir. Bu zafer, mukaddesat için canını Allah yolunda çekinmeden feda eden ve böylece Allah’ın rızasına kavuşan şehitlerin destanıdır.
Çanakkale Zaferinin bizim için ayrı bir anlam ve önemi vardır. Zira Çanakkale’de aziz ecdadımız, zamanın en güçlü ve donanımlı ordularına karşı büyük bir zafer kazanmış, iman gücünün, her türlü silahtan daha güçlü olduğunu, bütün dünyaya ispat etmiştir.
Çanakkale’deki Mehmetçiğe bu ruh ve mücadele azmini veren güç, maneviyatında var olan, ölümlerin en güzeli ve en şereflisi olan şehit olma bilincidir. Çünkü şehitlik, mukaddesat için Allah yolunda ruhunu feda etmektir. Böyle şerefli bir ölümden daha şerefli ne olabilir ki? Bu şerefli ölümden şehit acı hissetmez. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şehidin ölüm acısını şöyle tasvir etmektedir: “Sizden birinizi karınca ısırdığında ne kadar acı duyarsa, şehit olan kimse de ölüm acısını ancak o kadar duyar.” (Buhari, Cihad) Bir başka hadis-i şeriflerinde ise “Hiç kimse cennete girdikten sonra bütün dünya ona verilse bile tekrar dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Yalnız şehitler müstesna. Onlar, gördükleri hürmet ve ikramdan dolayı dünyaya tekrar dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler.” (Buhari, Cihad) buyurmuştur. Allah (c.c) da şehidin ölmezliğini Kur’an’da şöyle ifade ediyor: “Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.” (Bakara, 2/154)
Şehitliğin bu yüce mertebesini anlayan ecdadımızdan niceleri, 18 Mart 1915’te Çanakkale Savaşında ırkları, renkleri ve dinleri farklı çeşitli milletlerden oluşan haçlı ordularının denizden, karadan ve havadan yapmış oldukları amansızca akınlara karşı mukaddesatı korumak için imanlı göğüslerini gözlerini kırpmadan siper ederek şehit olmuşlardır.
İşte ‘‘Çanakkale geçilmez’’ fermanı, iki yüz elli bin imanlı vatan evladının, şehadet şerbetini içmesiyle yazılmıştır. Ecdadımızın mukaddes değerler uğruna şehit olma arzusunda Yüce Allah’ın “Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın; bilakis onlar diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar.” (Al-i İmran, 3/131) müjdesi vardır.
Çanakkale zaferi, yokluk ve yoksulluk döneminin destanıdır. Öyle ki, askerlerimizin birçoğunun üzerinde üniforması, ayağında ise postalı yoktu. Buna mukabil her Mehmetçiğin kalbinde sarsılmaz bir imanı vardı. Çanakkale’yi geçilmez yapan da işte kalplerdeki bu iman gücüdür.
Bu kutlu zaferin yıl dönümünde Yüce Allah’ın iltifatına mahzar olan aziz şehitlerimize fatihalar gönderelim. Cepheye mermi taşırken yolda donarak şehit olan Şerife Bacıları… hayatın baharında cepheye koşan gençleri… yavrusunu vatana kurban olsun diye kınalayıp cepheye gönderen anaları unutmayalım. Çanakkale’de şahlanan ruhu yaşattığımız müddetçe ulaşamayacağımız hiçbir hedef, başaramayacağımız hiçbir iş, çözemeyeceğimiz hiçbir problem kalmayacaktır.
Şu husus iyi bilinmelidir ki, milletimizin bekası, şehitlik ve gazilik ruhuna sahip olan nesiller yetiştirmekle mümkündür. Bunun için çocuklarımıza Çanakkale destanını ve ardındaki ruhu anlatalım. Birlik ve beraberliğimizi koruyalım. Bize bırakılmış olan maddi ve manevi mirasa sahip çıkalım. Bu vesileyle Çanakkale Savaşına katılan bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum.