DUA VAKTİDİR
Bedrettin KELEŞTİMUR
Cumalarda, Seherlerde, Günün Beş Vaktinde;
GÖZYAŞLARIYLA YAKARIŞTA BULUNACAĞIZ…
EVLERİMİZİ MESCİTLER ETTİK!
BİR NEVİ İNZİVAYA ÇEKİLDİK…
AN VE AN… GÜN BE GÜN TEFEKKÜR EDECEĞİZ…
SABIRLA… SÜKÛTLA… HUZUR İÇERİSİNDE HAKKI BİRLEYECEĞİZ!
“KENDİNİ BİLEN HAKKI BİLİR!”
BUGÜNDEN YARINLARA KENDİMİZİ HAZIRLAYACAĞIZ!
Dua sözlükte, “Allah’a yalvarma, Allah’dan dilekte bulunma, yakarma”
Şüphesiz ki dua, ibadetin özüdür…
Dua, Mümin’in silahıdır…
Dua, Dinin direğidir…
Dua, Manevi telkin ve terbiyedir…
Dua, İhlâs ve tevekküldür…
Dua, Hakk’a teslimiyettir…
Dua, İç huzuru ve gönül rahatlığıdır…
Dua, Sabır, sükût ve selamettir…
Ayet, (Habibim, ya Muhammed!) Kullarım sana benden sorarsa,
Şüphe yok ki ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm;
Öyle ise onlar da benim için (davetime) icabet etsinler; ta ki hak yolu bulsunlar.” (Bakara, 186)
Dua, öncelikle yöneliştir… Kulun kendi aczini, çaresizliğini vesaire ifadesidir.
Dua, ibadetin parçasıdır…
Bizler biliyoruz ki, “Cenab-ı Allah bizlere şah damarımızdan daha yakındır”
“Sinelerde dolaşanı bilir”
Dua, Hakkı kutsama, birleme ve sığınmadır…
Şu fani, her bakımdan ahiretin tarlası olarak da tarifini bulan dünya serüveninde;
Yaratan’dan dilekte bulunma, niyazda bulunma, halini arz etmektir…
Hadis, “Ben, kulumun bana olan zannı üzereyim (Beni sandığı gibi bulacak).
Beni çağırınca kulumla beraberim.” Buhari/Tevhid; 15,35)
Ayet, “Rabbimiz! Bizi sana teslim olan kimseler eyle ve neslimizden sana teslim olan bir ümmet (çıkar)! Bize, (razı olacağın hac, kurban gibi) kulluk usullerimizi göster ve tövbelerimizi kabul buyur.!
Şüphesiz ki Tevvab (tevbeleri çok kabul eden), Rahim (merhameti bol olan) ancak sensin!” (Bakara, 128)
Allah’ın Resulü ne buyuruyorlar, “Ben babam İbrahim’in duasıyım! İsa’nın müjdesi, annemin rüyasıyım”
Hz. Mevlana, “Ey can! Şu fani varlıklara gönül vererek yerlerde sürünme;
Aşk kanadını aç da, birazcık yüksel, uç! Çünkü ay, yerde değildir, yücelerdedir;
Gölge ise aşağılardadır!
Dilenciler gibi her kapıyı çalma, her kapıdan bir şey bekleme.
Aklını başına al, yer kapılarını çalma da gök kapısını çal. Korkma;
Sen üstün bir varlıksın. Elin göklere kadar uzanabilir; gök kapısını çalabilirsin!”
İşte, Hz. İbrahim’in duası… Hayırlı bir ümmet için, hayırlı bir nesil için… Hayatın korunması için…
Ayet; “Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki biz iman ettik; Artık günahlarımızı bağışla ve bizi Cehennem ateşinin azabından koru’ diyenler: Sabredenler, doğru olanlar, itaat edip baş eğenler, boyun bükenler, (mallarını Allah yolunda) harcayanlar ve seher vaktinde istiğfar edenlerdir.” (Ali İmran, 16,17
Hadis; Allah’ın Resulü(sav) buyuruyorlar;
“Allah her gece dünya semasına gecenin son üçte biri kaldığında rahmetiyle tecelli eder. Ve şöyle buyurur; ‘Bir isteyen yok mu ki onun istediğini vereyim? Bir dua eden yok mu ki ona icabet edeyim?
Bir mağfiret dileyen yok mu ki kendisini bağışlayayım?” (Kurtubi, c, 2/4, 39)
Kuluna karşı Rahmeti, Mağfireti, İhsanı ve Keremi bol olan yüce Yaratıcı kulunun bağışlanması için yolları, bütün kapıları ardına kadar açıyor… Dua, ne kadar güzel bir tazim…
Ne kadar güzel bir İhsan, bir lütuf…
Ayet; “Esmaü’l Hüsna (en güzel isimler) ise Allah’ındır! Öyleyse O’na onlarla dua edin ve O’nun isimleri hakkında haktan (meyledip) sapanları bırakın! (Onlar) yakında yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir” (A’raf, 180)
Hadis, “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim onları sayıp anarsa, Cennete girer. Allah TEK’tir, TEK’i sever” (Buhari/davet, 69)
Dua, kâinatı tefekkürdür… Kirden, pastan, kötülüklerden arınmadır…
İnsana ve insanı kuşatan değerlere şefkat ve merhamet nazarları ile yönelmektir… Dua, tevazudur…
Ayet, “Orada Zekeriya Rabbine dua etti.
Dedi ki: ‘Rabbim! Bana, tarafından temiz bir zürriyet ihsan eyle! Şüphesiz ki sen, duayı hakkıyla işitensin.”(Ali İmran, 38)
İnsanoğlu elbette geleceğini, maziden daha çok ati ’yi düşünür…
Allah yolunda, Resulünün yolunda, insanlığa hizmetkâr evlatlar yetişmesini arzu eder…
Bütün peygamberlerin bu yolda duası vardır…
Ayet, “Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz ki O, haddi aşanları sevmez”
“Ve ıslah edilmesinden sonra yeryüzünde fesad çıkarmayın; (azabından) korkarak ve (rahmetini) ümit ederek O’na dua edin! Şüphe yok ki Allah’ın rahmeti, iyilik edenlere pek yakındır.” (A’raf, 55–56)
Cenab-ı Allah’ın bizlere verdiği nimetlere ne kadar şükretsek azdır
Kâinatı, Ayı, güneşi, yıldızları biz insanoğlunun emrine vermiştir…
Bütün zenginlikler bizlerin istifadesine/ faydalanması için sunulmuştur.
Önümüze getirilen bu nihayetsiz dünya sofrası için bizlere düşen ise, ‘kulluk görevini’ yerine getirmektir.
Hz. Eyyûb! Dertlerin onda harmanlandığı bir Ulu Peygamber!
Hz. Eyyûb! Sabır ve metaneti ile çileye merhaba diyebilen Peygamber!
Ayet, “Bunun üzerine (bizde) onun duasını kabul etmiştik de kendisinde bulunan zararı (o hastalığı) açmış (kaldırmış)tık; katımızdan bir rahmet ve (bize) kulluk edenlere bir ibret olmak üzere, ona ailesini ve onunla beraber bir mislini daha verdik” (Enbiya, 21)
Yunus Peygamber’in duası, “Nihayet biz de) onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık.
İşte, mü’minleri böyle kurtarırız” (a.g.a.88)
Dua, Hak ile beraber olmak…
Dua, Nimete şükran borcunu eda etmek…
Dua, dertlere ve dertlilere şifa kaynağı…
Dua, Kulun niyazı ve edasıdır…
Dua, kurtuluştur…
Dua’da; rahmet ve sağlık, esenlik vardır…
Dua, berat’tır…
Ayet, “ (Ey Resulüm!) Deki, ‘eğer duanız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin’
(Ey müşrikler!) Fakat (siz Resulümü) gerçekten yalanladınız;
Öyle ise (azab) ileride (üzerinize) şart olacaktır.”(Furkan, 77)
Dua, Müslüman’ın zırhıdır… Kelamıdır, selamıdır, yönelişidir…
Yer, gök, kâinatta var olan bütün mahlûkat Yüce Yaratıcıyı Tesbih etmektedir…
Kendi fıtri vazifesi gereği duada ve niyazdadır..
Arif Nihat Asya, ‘Dua’ şiirinde, bir milletin hissiyatını dile getirir;
“Biz, kısık sesleriz... Minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allah’ım!
Mahyasızdır minareler... göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allah’ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah’ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazan sız bırakma Allah'ım!”
