Abdulhak Akpolat


EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE NEBEVÎ METOTLAR (3)

KONUK YAZAR


EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE NEBEVÎ METOTLAR (3)

En sevilen öğretmen (sav), eğitim ve öğretimde en etkili olan ikna metodunu uyguladı. Peygamber Efendimiz’in peygamberliğinin ilk yılları idi. Kendisine inananların sayısı oldukça az ve Müslümanlar zayıf bir durumda idi. Kendisine inanan az sayıda kişilerden biri de İmran idi. İmran’ın babası Husayn, Mekke’nin en akıllı ve ikna gücü ve kabiliyeti olan etkili bir zattı. Oğlu İmran’ın Müslüman olduğunu duyunca Peygamber Efendimiz’i bu davadan vazgeçirmek için iyi bir hazırlık yaptı ve onu ikna etmek için karşısına çıktı ve sordu:

- Duydum ki tanrılarımızı reddediyorsun. Oysa senin dedelerin ve kabilen bu tanrılara inanıyor ve tapıyordu. Onlar şerefli ve akıllı insanlardı. Peygamber Efendimiz (sav);

- Sen şimdi senin ve benim atalarımı bir tarafa bırak, asıl kendimize bakalım, der ve devam eder:

- Sen kaç tanrıya inanıyorsun? Adam:

- Sekiz, diye cevap verir. Peygamber Efendimiz:

- Peki bunların kaçı yerde, kaçı gökte? Diye sordu.

- Yedisi yerde, biri gökte (Allah).

- Peki, sana bir bela, bir musibet gelirse hangisine dua edip, yardım istersin?

- Göktekine. (Yani Allah’a)

- Senin rızkını kim verir?

- Gökteki.

- Hastalandığında sana  şifayı veren kim?

- Gökteki.

- Sadece O, senin duanı kabul ettiği halde diğer tanrıları  ne diye ona ortak ediyorsun? Her zaman herkesi konuşması ile şaşkına çeviren Husayn, suskun ve şaşkındır.

“Hayatımda  şu ana kadar böyle biriyle hiç konuşmamıştım." der. Peygamber Efendimiz, son bir müdahaleyi yapar. 

- Husayn! Müslüman ol ki kurtulasın. Peygamber Efendimiz’i davasından vazgeçirmek için hazırlık yaparak yola çıkan İmran’ın babası Husayn,  orada  Müslüman olur. Efendimiz (asm), bu olay karşısında secde eder ve Allah'a hamd eder. 

Yine bir gün Rahmet Peygamberi (asm) ashabıyla beraber bulunuyordu. Bir genç çıkageldi ve:

- Ya Resulallah! Ben falanca kadın ile arkadaş olmak istiyorum, onunla zina yapmak istiyorum, dedi. Ashab-ı Kiram, bu durumdan çok öfkelendiler. İçlerinden genci dövmek ve Resulullah’ın huzurundan çıkarmak isteyenler oldu. Sevgili Peygamberimiz (asv), "Bırakın o genci.” buyurdu. Resulullah (asv), genci yanına çağırdı. Gencin dizlerini kendi mübarek dizine değdirecek bir şekilde oturttu ve:

- Ey genç! Birinin annenle bu kötü işi yapmasını ister misin? Bu çirkin hareket hoşuna gider mi? Diye sordu. Genç hiddetle:

- Hayır, ya Resulallah! Diye cevab verdi. Resulallah:

- Öyle ise o çirkin işi yapacağın kimsenin evlatları da bundan hoşlanmazlar. Sonra:

- Peki, bu çirkin işi senin kız kardeşinle yapmak isteseler, bunu sever misin? Diye sorduklarında genç:

- Hayır, asla! Diyerek hiddetlendi.

- Şu halde insanlardan hiç kimse bu işi sevmez, buyurdu. Sonra Hz. Peygamber (asm) mübarek elini bu gencin göğsüne koyarak şöyle dua etti:

“Allah'ım! Sen bu gencin kalbini temiz kıl. Namus ve şerefini muhafaza eyle ve günahlarını da bağışla.”

Genç, Resûlullah (sav)’in huzurundan ayrıldı. Bir daha böyle bir kötü düşünce aklından bile geçmeden yaşadı. (Müsned, V. 257) (Devam Edecek)

 Abdulhak AKPOLAT

İl Başvaizi