HABERLERE DİKKAT EDECEĞİZ
En büyük korkumuz nedir?
“Bilgi Kirliliği…”
Maalesef önüne geçemiyorsunuz!
Kaçınmamız gereken, insanımız ve toplum tarafından da, asla kabul görmeyen, yayın hayatında da etik olmayan haberler neler olabilir?
“İftira, karalama, kişi hakkıyla oynama, rencide etme, kişi hak ve hürriyet sınırlarına girme…
Şu yerküresinde, hergün milyonlarca, ‘haberler uçuşuyor’
Hucurat Suresi 6.ncı ayette şöyle buyrulur;
“Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz!”
Haberin doğruluğunu araştırmak en büyük vicdani sorumluluktur.
İsra Suresi 36.ncı ayette de şöyle buyrulur; “Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardınca gitme, çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur!”
Türkiye’mizi büyük bir yasa/ kedere/ üzüntüye düşüren bir deprem oldu.
Bizim millet olarak öncelikli görevimiz, 85 milyon insanımızla yardıma koşmak… Acıları birlikte paylaşabilmek… Yaraları en kısa zamanda milletçe sarmaktır. Anadolu insanımız bu erdemli duruşu yerine getirdi/ getirmeye de devam ediyor.
Hacc Suresi 1.nci ayette şöyle buyrulur;
“Ey insanlar! Rabbinizden sakının! Çünkü kıyametin zelzelesi (depremi) pek büyük (korkunç) bir şeydir!”
Burada dikkatlerimiz çekiliyor. Büyük bir uyarı/ veya ikaz var.
O ikaz nedir?
“Deprem öldürmez, binalar öldürür…” sözünden hareketle, ‘büyük bir vebali omuzluyoruz!’
O vebal, bir silsilenin halkaları olarak bizleri birlikte, ‘aydın/ veya münevver insan sorumluluğuna davet ediyor’
Fatır Suresi 18.nci ayette şöyle buyrulur; “Hiçbir günahkâr kimse bir başkasının günahını çekmez!”
Şunu hemen ifade edelim. Birbirimize olan bağımız, ‘gönül bağı’ olsun. İlim, hikmet, marifet bağı olsun. Örümceğin bağı gibi olmasın!
Ankebut Suresi 41.nci ayette şöyle buyrulur;
“Allah’dan başka dostlar edinenlerin misali, (kendine) bir ev edinen ankebut’un (örümceğin) hali gibidir. Hâlbuki şüphesiz evlerin en çürüğü elbette örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!”
Şunu veya bunu karalama yerine, ‘işlerimizi doğru, dürüst, samimi, adaletli ve dengeli yapacağız’
İbrahim Suresi 41.nci ayette ne buyruluyor;
“Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez!”
Allah’ın Resul’ü (sav.) “Benim ahlakım Kur’an ahlakıdır!” buyuruyorlar.
Kur’an’ın ahlakına/ veya boyasına sarılanlar, aynı zamanda; ‘hatalardan da imtina ederler’
Zümer Suresi 9.ncu ayette bizlere sesleniyor;
“De ki; “ hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak (selim) akıl sahipleri ibret alır!”
Fatır Suresi 19,20,21. Ayetlerde şöyle buyrulur;
“Körle gören (kâfir ile mü’min), karanlıklarla nur (batıl ile hak), gölge ile sıcaklık (cennet ile cehennem) bir olmaz!”
İnsan kendisine yönelecek! Kendisini sorgulayacak… Başını yatağa koyduğu zaman, “bugün Allah için ben ne yaptım!” diyecek/ diyebilmelidir de…
Ahzab Suresi 4.ncü ayette şöyle buyrulur; “Allah bir adamın içinde iki kalb kılmadı!”
Hemen yazımızın başlığına dönüyoruz. O başlıkta ne demiştik; “Haberlere dikkat edeceğiz!”
İnancımız bizlere, “zannın çoğundan sakının!” diyor!
Hucurat Suresi 12.nci ayette şöyle buyrulur; “Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi?”
Bir başkası hakkında, ‘zan beslemek’ bu kadar dehşet verici bir durumu bizlere haber veriyor!
“Zannın pesinde koşanlara yazıklar olsun!”
Bir yerde kul hakkı oldu mu, ‘duracağız’ Derinlemesine düşüneceğiz!
O düşünce bizleri hangi konuma taşıyacaktır, “Haddi aşmamak!” İnsafı elden bırakmamak!
Fussilat Suresi 22 ayeti birlikte okuyalım;
“Oysa siz, vaktiyle günahlara dalarken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin bir gün aleyhinizde şâhitlik yapacağından çekinmiyordunuz. Üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz!”
Kalemi her elime aldığımda, ‘titrerim’ Allah’ım, “bizleri bilerek veya isteyerek yapabileceğimiz yanlışlardan koru!”
İnancımız bizlere, “yağamayacağınız şeyleri niye söylersiniz?”
Bir yazımızın başlığına, “Orta Yol!” demiştik. Aşırılıklar her zaman bizleri yanlışlarla baş başa bırakabilir. “Dilin kemiği yok!” derler.
İmam Gazali’nin, “Dilin Afetleri” isimli eserini de burada yâd edelim.
Dilin Afetlerinden bir kaçını burada sizlerle paylaşalım; “Fuzuli konuşmak, Batıl konuşmalara dalmak, İtiraz ve münakaşa etmek, Husumet (düşmanlık) beslemek, Alay etmek, Konuşmayı gösterişli yapmak vesaire”
Haberciliğin de, bu mesleğin de, ‘genel bir eğitim aracı olduğunu’ ifade etmeliyim.
Dürüst, Samimi, Akılcı, Güvenilir, İçerisinde bulunduğumuz topluma karşı saygılı olduğumuzu, onların hak ve hukukunun korunmasının da asli prensipler arasında yer aldığını belirtmek isterim…