HAZAR’I ANLATALIM
Dünden bugüne Hazar’ı anlatalım…
Hafızalarda derin izler bırakan şiir akşamlarını
“Üç kıtanın rahmindesin/ Bütün yüzler sana dönük
Oğuz Ata neslindesin/ Hazar, Türklük sana konuk
Tarih sana konuk!”
Tarihin, Türklüğün ve bir büyük medeniyet coğrafyasının konuk olduğu, Hazar’da;
“Şairleri haykırmayan bir millet
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir!”
Edeple yoğrulmuş sözlerinin o içten gürül gürül akan derslerini aldık.
“Hazar anılır, eski dostlarla
Hafızamda yirmi beş yıllık hatıra
Kimler gelmiş misafir şu satıra,
Sade bir şiir, bir gece değil bu
Asırların feryadını dinlemek
Köprüler kurmak gönül coğrafyama…”
Hazar’ın güzelliğini düşündünüz mü?
Türkiye’nin resmi/ siyasi sınırları bellidir.
Bizleri asıl yaşatan/ gönlümüzde çiçekler açmasına sebep olan;
İdeallerimin yeşerdiği, Gönül Haritasıdır.
24 TEMMUZ BASIN BAYRAMI
Mevlana der ki, “cancağızım bugün farklı şeyler söyleyelim.
Basın, hür vicdanların sesi olarak tarif edilir.
“Zıtlar ikilem değil, birbirinin hamisi…” diyebileceğiz.
Öyle bir mücadele ritmini oluşturalım ki,
“Erdemli insanları yaşatalım!”
Verdiğimiz mücadelenin, ‘fazilet mücadelesi…’ olduğunun farkında olalım
İletişimin dört ana temeli nelerdir?
“Sevgi- Saygı, Güvenilir Olmak, Doğruluk ve Dürüstlük, İlkeli, adil ve yüksek bir moral…”
İnancımız ne buyuruyor?
“Bir fasık (günahkâr) size bir haber getirdiğinde onu araştırın!” buyuruyor.
Yalan veya yanlış bir haberde kul hakkı vardır.
Dahası, zulme kapı aralar.
Asrımız insanını tehdit eden ne olabilir?
“Bilgi kirliliği…”
Aldatılmak o kadar vahim bir durum ki
“Duruşu olmayanın gün gelir, vakarı zeval bulur!”
Şu kısa/ veya fani hayatta; sözümüzle, özümüzle, fikrimizle, zikrimizle, kalemimizle gerçekçi olmalıyız.
İnancımız bizlere, “yapamayacağınız şeyleri neden söylersiniz” der.
Tekliflerimiz afaki değil, ‘yapılabilir’ teması üzerinde oluşmalıdır.
RESİMLERE TAŞINAN GİZEMLİ DÜNYALAR!
(Dr. Sadık Ahmet’e ithaf olunur)
Batı Trakya Türklerinin Lideri kahraman insan Dr. Sadık Ahmet’in şehadetinin;
28. yılında rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz…
09.12.2004 tarihinde kaleme aldığımız bir makale… O yazımızın üzerinden de,
19 yıl geçmiş bulunuyor…
Bu yazımızı merhum Dr. Sadık Ahmet’in kızı, Funda Sadık Ahmet’in,
“Şehit babasının hatıralarını dillendirdiği…” gönüllere nakşettiği resim sergisi…
Büyük Mücadele adamı Dr. Sadık Ahmet, “Lozan Barış Antlaşmasının…”
İmzalandığı tarihi günün 72. Yılında şehit edilecektir…
Rauf Denktaşlar, Elçibeyler, Cevher Dudayevler, Dr. Sadık Ahmetler,
Mustafa Cemiloğlu, Bosna-Hersek’in bilge lideri Aliya İzetbegoviçler…
Her birinin yüreğinde, “Anadolu Sevdası…” derin izler taşımaktaydı.
19 Yıl önce kaleme aldığımız, “Resimlere Taşınan Gizemli Dünyalar…”
Bu makalemizi sizlerle bir daha paylaşırken, Dr. Sadık Ahmet2e ithaf ediyorum
Mekânı Cenneti Âlâ Olsun. (âmin)
“Masamın üzerinde çok farklı, sımsıcak bir davetiye ve çok farklı ‘özgürlük meşalesini..’ taşıyan sımsıcak bir kitap!..
Bizlere gönderilen davette şu ifadeler yer alıyor;
“Türk Dünyası’nın son yüzyılda yetiştirdiği en önemli devlet adamlarından birisi olan Dr. Sadık Ahmet’in kızı Funda Sadık Ahmet’in “kardan kız” adlı şiir kitabının imza törenini ve kişisel resim sergisini teşrifinizi saygı ile dileriz..”
Sanattaki, birleştirici ve uzlaştırıcı rolün büyüklüğünü görebiliyor musunuz?.. Mürekkebin damlalarında şehit kanlarının kokusunu alabiliyor musunuz?.. Bir büyük gaye, bir büyük ideal uğruna bu milletin bir araya gelişindeki ufku sezebiliyor musunuz?..
Batı Trakya Türklerinin lideri merhum Dr. Sadık Ahmet’in kızı Funda Sadık Ahmet’in, “şehit babasının hatıralarını dillendirdiği...” eseri..
Bizler, Funda Sadık Ahmet’i, 12. Hazar Şiir Akşamlarında tanıma fırsatını bulmuştuk.. Anneleri, Sadık Ahmet ise, 1998 Tarihinde TİSAV’ın büyük bir organizasyonla düzenlediği Çaydaçıra Bilim, Kültür, Sanat Ödülleri töreninde Sayın Denktaş ile birlikte Elazığ’a gelmişlerdi..
Funda Sadık Ahmet, baskısını büyük bir itinayla Ankara Ticaret Odası’nın yayına hazırladığı 122 sayfalık “Kardan Kız..” isimli şiir kitabında,
“Şehit Dr. Sadık Ahmet’in Dudulu ceza Evi’nde tuttuğu notları kendi kalemiyle yüreklerimize tekrar nakışlamış!.. Abidevi mücadelenin yiğit liderinin hayat hikâyesini mısralarla dillendirmiş…”
“Kardan Kız” isimli şiir kitabının önsözünde Batı Trakya’nın destanlaşarak bayrak olan liderinin hayatını özümseyerek anlatılıyor ve Dr. Sadık Ahmet’in vasiyeti üzerinde vurgu yapıyor; “…Ben bir Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer Türk olmak bir suç ise burada tekrar ediyorum, Ben bir Türk’üm ve öyle kalacağım. Bu mesajımla Batı Trakya Türk azınlığına sesleniyorum ve Türk olduklarını unutmamalarını söylüyorum.”
Eserin önsözünde şu ifadeleri de sizlerle paylaşalım, “Funda Sadık Ahmet’in mısralarının her biri, babasından esinlendiği düşünceleri, duyguları, millet sevdasını, umut ve hayallerini yansıtıyor...”
Funda Sadık Ahmet, “Babama Mektup…” isimli yazısında; “Babacığım nasılsın; Bugün 24 Temmuz baba gittin gideli sekiz yıl oldu. Ne bitmez tükenmez bir yolculuk bu baba? 24 Temmuzlar hep içimi burkuyor. Sen davan, hakların uğruna savaşırken bir 24 Temmuz’da sonu karanlık olan bir yola girdin... Amacınsa, 24 Temmuzda Lozan’dan doğan haklarını almaktı...” ve mektubunun son bölümünde, “Gelmesen de bekle biz geleceğiz vakti gelince, bol bol hasret gideririz baba! Allah’a emanet ol babacığım, ellerinden hasretle öperim. Halkının, dostlarının, sevenlerinin kucak dolusu selamları var babacığım. Benden de bir armağan olsun Babama...
ÇANAKKALE İÇİNDE VURDULAR BENİ ÖLMEDEN MEZARA KOYDULAR BENİ...”
Ve, 12. Hazar Şiir Akşamlarında bütün dinleyenlerini duygulandıran Funda Sadık Ahmet’ten birkaç mısra, “O çok sevdiklerin/ Vatan, millet haklar uğruna/ Türklük uğruna verdiğin mücadele/ Bir kalemle silip attığın hayatın/ Ve bir kenarında da biz/ Hapishane köşelerinde ki anıların.../ Ayda bir gördüğün hayat arkadaşın/ Çocukların, dostların, arkadaşların/ Tek derdin/ Dört duvar arasında/ Elin kolun bağlı bırakılmandı/ Halkının yanında olmamandı/ Bir de bize sor/ Hasretlik neymiş be baba?”
Dr. Sadık Ahmetleri, bir Plevne Kahramanı olarak gördük… Denktaş’ın dediği gibi, “Batı Trakya, Kıbrıs, Kafkasya… Anadolu’nun istihkâm duvarları... Emniyet kemerleri…” Cevher Dudayevler, Elçi Beyler, Denktaşlar, Dr. Sadık Ahmetler, İzzet Begoviçler. Hayatlarını bütünüyle, dert ve çile örmüştür!.. Anadolu’nun başının ağrıması bile, onları çileden çıkarmaya yetmiştir..
Bir büyük özlemin, hafızalardan asla silinmeyecek hatıraların tekrar canlanmasına vesile olan bu program vesilesiyle emeği geçenleri can-ı gönülden tebrik ederiz. Ankara’nın şu kritik günlerinde, yüreklerimize su serpen duygu yükü ile dolu, buram buram Türk elleri kokan mesajların verilmesi de, bu milletin ezelden beri var olan iradesi…