KERBELA (DÖRTLÜKLER)
Bedrettin KELEŞTİMUR
On Ekim altı yüz seksen tarihi
Zifiri karanlığın çöktüğü gün
Dünyanın bozulan, ‘eksen tarihi’
Muhammed’i kanını ‘döktüğü’ gün
Kırık kalplerle hep ansan tarihi
Güneşi menzilinden söktüğü gün
Asrın insafına çeksen tarihi
Şehadetin göğsüme aktığı gün
ŞİİR VE ŞAİR
Resul’ün hırkasını taşır, şair
“Şiirde hikmet gibidir” der, Resul
Anladım, “sanat Allah’ı aramak…”
Bildim, “çelik çomak işimiş, sair…”
Şiir, dua gibi süzülür gönlümden
Hikmet pınarı gibi kaynar özümden
İlham kaynağı gibi taşar özümden
MASA BAŞINDA
Bir milletin ömrü ‘masa başında’
Toz, topraktan uzak, emeksiz işler!
Aşk ile görünmez işin başında;
Fazıl olmaktan uzak, faydasız işler
GAZİ CADDESİ
Kırk yıl önce aynı mı, Gazi Caddesi?
Göremedim gönül kokan gözleri!
Kaldırımlar, çekilmiş perdesi
Ah! Dostların iffet kokan sözleri
MERHABA
Önce selâm, sonra kelâm
Önce refik, sonra tarik
Merhaba yeni güne, gönüllere
Merhaba, kaleme, kalem erbabına
Merhaba, sükûtun sessiz çığlığına
Merhaba, ‘çileye selâm duranlara’
Merhaba, sadakate, vefalı dostlara
Merhaba, adalete, şehadette, kanaate…
Merhaba, özü sözü bir olanlara
Merhaba, ‘güzel ahlak sahibine’
BİZİ BÖLEN
Ah! Bizi bölen nefis duvarları
Öyle yıkmalı ki, edepten yana
İnsanın yürek dolu seferleri
İhlasla akmalı, vakardan yana
BÖLÜŞELİM
Akıldan pay alalım, bölüşelim
Bir dilekte kalalım, üleşelim
Ufku seyre dalalım, gülüşelim
Bahtımıza yarence yürüyelim
YAĞMUR
Yağmur toprağa can, rahmet, bereket
Yeşilin üstüne düşen kristal
Yağmur, gönül deryasına işaret
Gönül, aşk deryasına kartpostal
Yürür bulutlar, canlara hareket!
HER GÜNAH
Her günah, bir mayındır ey can!
Heva ve nefsimiz mayın tarlası
Kurdu içinde taşır, ey can!
Günah bendlerini yıkası
Senin zırhın takvadır, ey can!
GARİP DÜNYANIN
Garip dünyanın zarif insanı
Aşk nehrinin arif insanı
Hikmetli sözün maruf insanı
Sükûtunla vakarına dokun!
Bir de, suyun akarına bakın,
Fenadan bekaya akın var!
İNSAN, İNSANIN KURDUDUR
“İnsan, insanın kurdudur” denildi
Öfke, ‘şeytanın yurdudur’ denildi
Nefsine hâkim, öfkesini yenen;
‘Zafer kazanmış ordudur’ denildi
DÜĞÜNDÜR BİZE
Doğum düğündür bize, ölüm düğün!
Hayatı kördüğüm etme, yazıktır!
Gönül gözüyle dünyayı gördüğün,
Hakkın bizlere ikramı, âşıktır
HAKSIZLIK
Haksızlık, milletin başındaki ur
İnsanı çileden çıkarır gurur
Hadis, “kimin hakkı varsa gelsin alsın” der
Hak yiyen azap içinde boğulur
İSTABUL’UN KURTULUŞU
Altı Ekim 1923 İstanbul’un kurtuluşu
Dört yıl, on ay, yirmi üç gün!
Hasretinle gözyaşı döktü, millet
Gaflet, atalet, en büyük illet
Peygamber muştusundan uzak kalmak
İşgal acısı kadar yaşanan zillet
“Geldikleri gibi de gidecekler!”
Misak-ı Milli ruhuna bağlı kalmak
Türk budur, toprağıyla vatan olmak
CUMA BİRLİĞE ÇAĞRIDIR
Cuma, bir safta birliğe çağrıdır
Saftan kopanlar ah, bize ağrıdır
Kıyam da, rükû da, secde de huzur…