Bedrettin KELEŞTEMUR


MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

FİKİR BAHÇESİ


MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

 

“Malazgirt’i Düşünmek” şiirimizde şöyle diyoruz;

Malazgirt’i düşünmek;

Gazali asrından bir hoş sedadır

Farabi, Biruni, İbn-i Sina’yı edadır

Divan Şehrine, Kaşgar’a yolculuk

Balasagun’da, Yusuf Hacip’le sohbettir

Bilgiye, hikmete her dem sırlara yoldaştır

Türk’ü vuslat haliyle bir daha anmak

O hali yaşamak, dertlenmek, yanmaktır.”

Malazgirt-1071’de, büyük bir medeniyeti düşünürüm! 

O kutlu medeniyetin, ‘coğrafyayı vatanlaştıran kutlu serüvenini…’ düşünürüm.

Hemen yanı başımızda, Ahlat döneminin “Kubbetü’l İslâm Şehridir!”

Malazgirt-1071’lerin üzerinden 952 yıl geçmiş bulunuyor. Bizler, 2023 yılının şu Haziran ayında; “Malazgirt’i solukluyoruz…” 

Alparslan’ın, “Bizler bidat bilmeyen saf ve temiz Müslümanlarız!” sözü Anadolu Coğrafyasında mayalanmıştır… Anadolu insanının sağduyusu, basireti, meziyeti ve de o derin sükûnetinin ilham kaynağı atalarından süzülerek gelmiştir.

Sultan Alparslan’ı bizler, “Ebü’l-feth” lakabıyla anıyoruz. 

Malazgirt-1071’leri bizler, “fetihlerin anası!” olarak da düşünürüz!

Muş Alparslan Üniversitesi sadece ismiyle birlikte 85 milyonun gönlünde, ‘markadır…’ 

“Malazgirt Meydanı karanfil kokar

Canlar, ol mübarek terini döker

Gazi Alparslan, elli bin neferi

Geçilmez denilen surları söker

Nur üstüne en evlâ sabır çöker

Sabrın gaza meydanında seferi…”

Bizlerin büyük bir sabırla, sükûnetle, tahammülle ‘ilim ve irfan yolunda’ büyük bir seferimiz var. 

Nobel Ödülü sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’ın medeniyetimizin önemli merkezlerinden Semerkant’ta 07 Haziran 2023 tarihinde yapılan, “Türk Devletleri Teşkilatı Üniversiteler Birliği Rektörler Özel Toplantısında…” yaptıkları konuşmaları gerçekten dikkate değer bir önem taşımaktadır.

O toplantıda Aziz Sancar’ın tırnak içerisinde aldığımız şu sözleri dikkatlere şayandır; “Batılı yazarlardan çıkmış eserleri okudum ve anladım ki, gerçekten 750 ile 1250 yılları arasında Türk Dünyası bilim dünyasının merkeziydi. Gerçekten, biz büyük medeniyetler yaratmışız. Ama bir sürü nedenlerle ondan sonra bilim yapmayı bıraktık ve Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri bizi geçti. Bunu çözmemiz lazım. Gerçekten de, biz Türklerin yaklaşık son 500 yılda bilime doğru dürüst katkı yapamadığımız ortadadır.”

Malazgirt-1071’lerde, büyük bir medeniyetin yürüyüşünü görmekteyiz. Batı Dünyasının, ‘Orta Çağı’ veya bir farklı ifadeyle, ‘karanlık çağı’ yaşadığı bir dönemde, Anadolu’daki; ‘fütüvvet dilini’ iyi okumalıyız. 

11. ve 12. yy’de yaşayan Bilim Adamlarımız arasında; “İbn-i Sina (Fizik, Tıp),

 İbn-i Heysem (Fizik, Tıp), Biruni (Astronomi, Matematik, Tarih), 

Ebu Said Gardezi (Coğrafya, Tarih), Yusuf Has Hacip (Siyaset bilim), 

İbn Hazm (Tarih), Kaşgarlı Mahmud (Dil, Tarih), Fahrettin Razi (Fizik), 

Cabir (Astronomi, Matematik), Hazini (Fizik, Astronomi, Matematik), 

İbn-i Rüşd (Astronomi, Tıp), Feridüddin Attar (Hekim), İbn-i Zühr (Tıp),

Şerafeddin el-Tusi (Astronomi, Matematik), İbn-i Asakir (Tarih), İdrisi (Coğrafya), 

O kadar nezih isimler var ki, her birine minnettarız, rahmetle anıyor, Fatihalar gönderiyoruz.

Batılı mütefekkirler ne diyorlar, “İslâm Medeniyeti olmasaydı, Rönesans olmazdı!” 

Bu bir realitedir, tarihi gerçeklerle yüzleştiğimiz medeniyetimizin zirvelerde taçlandığı, “altın çağıdır…”

Muş Alparslan Üniversitesine, Selçuklular ve Sultan Alparslan Dönemi üzerinde akademik çalışmalarla; o dönemin maşeri vicdanına, rengine, boyasına, gönül iklimine dokunabilen Prof. Dr. Mustafa Alican’ın Rektör olarak atanması fevkalade duyarlı bir seçim olarak düşünüyorum.

Ahmet Hamdi Tanpınar, “Yahya Kemal’in dikkati vaziyetlerin dikkatiydi. Neyiz ve Neredeyiz?”

“Neyiz ve Neredeyiz?” sorusuyla geleceğe/ yani ufka yöneleceğiz!

Malazgirt-1071 bizleri Yahya Kemal’in birbirlerini bütünleyen dört kelimeden oluşan gönül iklimine götürür; “Kökü mazide olan Atiyiz!”

Kendi kökleri üzerinde yükselen bir Üniversite…

Malazgirt-1071 ve Sultan Alparslan’da, ‘tarihi tefekkür edersiniz’ 

Şunu tefekkür ediyorum, “Bin yıl İslâm’ın bayraktarlığını yapan bir milletin vasıfları…” gelecek nesillere çok iyi anlatılmalıdır. 

“Asil, Dindar, Cengâver, İmanlı ve Cesur…” 

Maide Suresi 54. Ayetin bu milleti işaret ettiği konusunda müfessirler ittifak ederler;

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven, mü’minlere karşı alçakgönüllü (şefkatli) kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar) Bu Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir.”

Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu’nun üzerinde titrediği iki önemli kavram vardı; “Sevgi ve dostluk…”

Kendi tarihimize, kültürümüze, bilumum değerlerimize, büyük bir aşk, sevgi bağıyla, ‘dost olacağız’ 

21.nci asır inşallah bu milletin asrı olacaktır. Selam ve muhabbetle…