MUTLULUK
Bedrettin KELEŞTİMUR
Gerek kendi şehrimizde ve gerekse vatan coğrafyamızda, 7’sinden 70’ine kadar bütün yaş gruplarında yer alan insanımıza sorunuz; “Mutluluk Kavramından ne anlıyorsunuz?”
Ve sorunun devamında, “Mutlu musunuz?”
Her yıl İngiltere merkezli Yaşam Kalitesi Enstitüsü tarafından hazırlanan Mutlu Şehir Endeksinde, “Dünyanın en mutlu 250 şehri 2024” listesini açıklanıyor!
Açıklanan bu listede, “Türkiye’den İstanbul “97.nci, İzmir 222nci, Antalya 246ncı sırada yer bulabiliyor!”
Mutlu Şehirler listesinde ilk 10’da yer alan şehirler şunlar;
Aarhus (Danimarka), Zürih (İsviçre), Berlin (Almanya), Göteborg (İsveç), Amsterdam (Hollanda), Helsinki (Finlandiya), Bristol (İngiltere), Kopenhag (Danimarka), Cenevre (İsviçre), Münih (Almanya)
Biraz da sizlerle mutluluk kavramı üzerinde biraz duralım.
Mutluluk sözlükte; “Bütün özlemlere, bütün isteklere eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç durumu!”
“Bir isteği, özlemi yerine geldiğinde duyumsanan sevinç!”
Gönüller sultanı Mevlana, mutluluk için şöyle der; “Mutlu olmak istiyorsan gururu bırak, gönüller almaya bak!”
Mutluluk ekseninde yer alan en güzel kavramlar; “Selam, selamet, esenlik, saadet, huzur, güven, emniyet…” Düşünüyorum da, yıllar boyunca bizler neleri kaybetmişiz?
Frederik Amiel ne diyorlar? “Gerçekten mutlu olanlar, iyi insanlardır!” Bütün kavgamız/ hayat mücadelemizin temelinde ne vardır? , “iyi insan/ veya erdemli insan olmak…”
Henry David Thoreau’nun güzel bir tespiti var; “İnsan kendi saadetinin mimarıdır!”
İnsan o kadar mükemmel bir varlık ki, insanda ki, ‘feraset…’ yaratılış fıtratının en önemli öznesi…
İyiyi kötüden ayırt edebiliyorsunuz. Vicdanınızın sesini dinleyebiliyorsunuz İradenizi radar misali kullanabiliyorsunuz!
Ahmet Hamdi Tanpınar, “İnsan ruhunun en az sabredebileceği şey mutluluktur!”.
Sabır, gerçekte bizler için imtihan vesilesidir. Zorluklara, sıkıntılara, eziyetlere vs. sabır…
Mutluluk, insan bir bakıma ruhunun iyiliklere erişimidir.
Wayne Dyer’in mutluluk üzerine yorumu önemlidir; “Asla mutluluğa giden yol yoktur. Çünkü mutluluğun kendisi yoldur!” O halde ısrarla tekrar ediyoruz, “kendimiz olacağız!” İnancımız, bizlere ‘mutluluğun temel taşlarını’ ikram eder. Bir binayı, ‘temel taşları…’ üzerinde inşa edersiniz!
Allah Resulü(sav), “güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim!” Çileye tebessüm edebilen yüzlere hayranım… Toplumun ateş çemberinden geçtiği dönemlerde de, ‘imanından, ihlasından, inancından, ümitlerinden zerre kadar şaşmayan kahramanlar…’ bu coğrafyanın asıl mimarlarıdır.
L. Annaeus Seneca ne diyorlar; “Mutluluk bile haddini aşarsa, azap olur!”
Rahmetli Şeref Tan bir şiirinde şöyle derler; “Yarabbi! Bizleri haddi aşanlardan eyleme!” deriz!
Her zaman, ‘hak ve hukuk çizgisini’ gözetenlerden olmak Mutluluk sadece, ‘ferdi’ yani ‘bireysel’ olarak düşünülmemeli. Güzellikleri, erdemlikleri, ‘topluma yansıtabilmeliyiz’
Yunus’un, Mevlana’nın, gönül insanlarının; hayat serüveninde, ‘fütüvvet dilin…’ görebilirsiniz! İnsanı, ‘sevgi ikliminde buluşturan bir dil’ O dile, günümüzde daha çok hasretiz, daha çok ihtiyacımız var.
Doğan Cüceoğlu’nun yaklaşımı nasıl? “Mutluluk aramakla bulunacak bir şey değildir, onu inşa etmek gerekir!” Liu Ci’de buna yakın ifadeler kullanır; “saadeti insan arayamaz, fazilet tam ise mutluluk kendiliğinden gelir!”
Ali Fuat Başgil ise şöyle der; “saadet ülkesi, muvaffakiyet diyarının biraz daha ilerisindedir.”
Malazgirt’te ki, İstanbul’un Fethinde ki, Milli Mücadelede ki ruha… Oradaki aksiyoner güce bakıyorsunuz;
“Alperenlik ruhu…” Şahadete giden yolculukta, ‘sadakat’ vardır. “Bir olma, Diri olma, İri olma…” şuurunda, tabiatıyla kendinizi mutlu hissediyorsunuz. Moral değerlerinizde oldukça yüksektir. İnsanı yüceliklere taşıyan, “cihangirlik ruhu!” O ruhla beslenmek, deha insanları da kendi içerisinden çıkarır.
Burada Lev Tolstoy’un bir sözünü hatırlatmak isteyeceğim; “Mutlu olmak istiyorsak, hayatın cisimde değil, ruhta olduğuna inanmalıyız!”
Vatan coğrafyası için sıklıkla hangi ifadeyi kullanırız; “Gönül Coğrafyamız!”
Asırları içerisine alan, ‘tefekkür dünyamız’ Sevinçlerimi kadar acılarımız, “o dünyada yoğrulur!”
Francesca Reigler ne diyor; “mutluluk tavırdır!”
İbn Sina ne diyorlar; “Hakiki mutluluk, varlığın yaratılış hikmetini kavramak suretiyle, Yüce Yaratana yükselmek ve ona inanmak,ilahi âlemi tefekkür etmektir.”
İnsan kâinatı kavradıkça, bilimde derinleştikçe;
Ve kendi yaratılışının sırrına vasıl oldukça; “Mutluluk ruhuna aksedecektir!”
Aksaçlı, bilge insanların yüzlerine bakınız; Hayata sürekli, onun bütün tavrına, ‘tebessüm etmektedir’
“Saadeti ihtiraslarda değil, kendi kalbinizde arayın, saadetin kaynağı dışımızda değil, içimizdedir.”
Mutluluğun kaynağı, hayatı sevgiden ibaret görmek, “Yaratılanı sev, Yaratandan ötürü…”
Aydınlarımız, ‘mutluluk kavramı…’ üzerinde artık sıklıkla beyin jimnastiği yapmalılar.
Âl-i İmrân Suresi 104.ncü ayette şöyle buyrulur; “Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır!”
Toplum içerisinde, ‘uyarıcı radarların olması da…’ elzemdir.
“Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz!” şuurunda olacağız. Bir binanın temel taşları misali kenetlenmek, bir akıl ve bir yürek haline gelmek… Yüksek moral değerleriyle birlikte, mutluluğun gözesine ulaşabiliriz…
Selam ve Muhabbetle