Bedrettin KELEŞTEMUR


NEDİR BU ATATÜRK İLKELERİ

FİKİR BAHÇESİ


NEDİR BU ATATÜRK İLKELERİ

Rahmetli Necmettin Erbakan’ın kendi sesinden dinliyoruz.

Erbakan Hoca konuşmalarına bir soruyla başlıyor;

“Nedir bu Atatürk İlkeleri?”

Bu ana sorunun temel yaklaşımını Eski Başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan/ kendi sesinden dinliyoruz.

Erbakan Hoca şu ifadeleri kullanıyorlar;

Atatürk bu ülkede, 1923’lerden 1038’lere kadar Cumhurbaşkanlığı yaptılar. 

Atatürk, Cumhurbaşkanlığı döneminde hangi politikaları takip ettiyse ilkeleri de onlardır.

O dönem içerisinde takip edilen ilkeler/ temel esas politikalar neler oluyor?

Atatürk Döneminde Okullarda, “Yerli Malları Haftası…” kutlanırdı.

Yerli Malları Haftası bizlere şu şuuru veriyordu, 

“Bizler kendi gücümüzle kalkınacağız!”

Kabotaj Bayramı Yapılıyordu?

“Limanlar arasında yabancılar sadece nakliyat yapabiliyordu. 

Bunlar kaldırıldı. Biz kendi Limanlarımız arasında, kendi gemilerimizle, nakliyat yapabilecektik!” 

1927 tarihinde Kayseri’de, “Uçak Fabrikası Kuruldu!” 

Bunun manası nedir? 

“Kendi savunma sanayimizi biz kendimiz kuracağız!”

Şahsiyetli bir dış politika takip edilmiştir.

En mühim unsur olarak, “Bağımsızlığımız!” vurgulanmıştır.

Atatürk’ün, “Gençliğe Hitabesini…” dikkatle okumalarını gençliğe tavsiye etmişizdir.

Atatürk, Cumhurbaşkanlığı yıllarında, “Dış Seyahat yapmadı…” 

Kimsenin ayağına gitmedi!

İngiltere Kralının Atatürk’ün ayağına geldiğine dair önemli bir vurguyu yine rahmetli Erbakan Hoca yapıyorlar.

Atatürk Dönemi Politikalarını, “Bağımsızlık, kendi gücüyle kalkınma, şahsiyetli dış politika!” olarak özetliyorlar. 

Anadolu Coğrafyası tarihin en zor coğrafyası… Bu coğrafyada çok çetin mücadeleler yaşandı. 

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin son bölümünde şu ifadeler kullanılıyor;

 “Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.  Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır.”

1990’lı yıllara gidelim… O dönemde; 20 Ekim 1991 tarihinde, Refah Partisi, MÇP, IDP İttifakı olacaktı… O ittifaka dışardakiler, ‘kutsal ittifak’ diyeceklerdi. O tarihi ittifakta oyların “yüzde 16.87’leri alınacaktı…”  Bu ülke insanı dün olduğu gibi günümüzde de, ‘sesli konuşmalıdır’ Bu ülkenin yetişmiş aydınları, ‘daha mücadeleci’  ve ‘daha müdahaleci’ olmalılar. 

14 Mayıs 2023 seçimleri bizleri, ‘milletin iradesine taşıdı’  O irade de, ‘sağduyu…’ ve ‘istikrar’ mesajlarını aldık. Öyle bir, ‘Milli Şuur Cereyanı…’ oluşturalım ki, kendimizi ‘keder ağına atmayalım…’ 

28.nci dönem Milletvekili Seçimlerinde ilk hafızalara gelen nedir; “Birinci ve İkinci Meclistir!” 

Birinci Meclis, “Milli Mücadeleyi bir fiil yöneten Meclistir!” O Meclise ve O Meclisin Başındaki şahsiyete bu millet, “Gazi…” unvanını verecektir. O sebepledir ki, bu milletin nazarında da bu Meclis, “manevi hissiyatı yüksek bir yere sahiptir!”

Sıklıkla, “Milli Tarih Şuurundan…” bahsederiz. Öyle bir şuur ki, hislerine yenilen bir öfke değildir!

Akıl ve Vicdanların müşterek beslediği bir öfkedir… 

O şuur bizlere, “köklü bir maziden daha güçlü bir atiye…” bizlerin seferber olmasını ister. Hamiyetli ve haysiyetli bir duruşu aynı minvalde bizlerden isteyecektir. 

Dinimiz, Aklımız ve Örfümüz bizlerden, “bölünmeyiniz” ve “parçalanmayınız!” der. 

Nefislerinizle değil, ‘gönlünüzle/ veya yüreğinizle’ vakarınızla birlikte, ‘geleceğinizi koruyunuz’ der. Bugünler,  bizlerin mevcut eksikliklerini görme günüdür. “Millî!” kavramını ülke bandına yerleştirelim!” 

Dört temel unsur, “yüksek bir adalet, yüksek bir ilim, yüksek bir ahlak ve yüksek bir moral…”

Değişim de olsa, dönüşüm de olsa, bu temel değerler üzerinde inşa ve de ihya edilmelidir.

İnancımız, “yapamayacağınız şeyleri niye söylersiniz!” 

Birbirimize karşı, ‘dürüst ve samimi…’ olacağız. Daha da önemlisi, ‘güvenilir…’ olacağız.

Sevgimizde, muhabbetimizde sadece, Allah rızası için olacaktır.

Siyaset, “birleştirme, uzlaştırma, kaynaştırma sanatıdır!” 

Bu milletin her zaman için sağduyusuna güvenelim. O güveni istismar etmeyelim, 

İnancımız bizlerden, “işi ehline vermemizi ister!” 

İnancımız bizlerden, “adil olmamızı ister!”

İnancımız bizlerden,  “her an, her nefes alış verişimizde hesabı verebilecek bir olgunlukta olmamızı ister…”

“Dünyaya Harç Dökenler” şiirimizde ne diyoruz;

“Kin, nefret, haset tohumu ekenler

Hikmete, marifete set çekenler

Gayreti dünyaya harç dökenler

Dizlerine vura vura gittiler

Bin ahla, savrula savrula gittiler!”