ÖLÜM VE DÜŞÜNCELER
Bazı ölümler var ki, sizleri zaman ötesine taşır.
Son bir asrı bütün derinliğiyle düşünür/ tefekkür edersiniz.
Elazığ eski milletvekili Tahir Öztürk’ün muhterem eşleri Prof. Dr. Mualla (Uz) Öztürk Hakk’a yürüdüler.
Rahmetli Mualla Öztürk Hanımefendi Harput’un büyük Velilerinden Hafız Osman Bedrettin ( İmam Efendi) Hazretlerinin torunu oluyorlar.
Biz aile olarak Ağın İlçesinin Saraycık Köyü Konak Mezrasında nesiller boyu hayat sürmüşüz.
Ecdatta bir Konak Kültürünün olduğunu özellikle de ifade etmek isterim. Bir asır öncesinden büyük dedelerimiz kardeşleri Sultani/ veya Medrese tahsili görmüşler.
Devlet ricalinde de önemli görevler üstlenmişlerdir.
Rahmetli Babam sıklıkla o günleri/ o dönemleri bizlere büyük bir tevazuu ile gönülden gelen bir hoş seda ile anlatırlardı.
Hakeza, rahmetli Babaannem de, yüksek bir kültüre sahipti. Yeni Türkçe’nin yanında, Osmanlıcaya vakıftı. Mektuplarını/ veya notlarını genellikle Osmanlıca tutarlardı. Babaannemizde, iyi bir şair, iyi bir hatip ve güçlü bir hoş sedaya sahiplerdi.
Yazımın burasında birkaç hatıradan bahsetmek isteyeceğim.
Harput’ta metfun döneminin büyük velilerinden İmam Efendi Hazretleri sıklıkla Konak Mezrasına gelirler. Burada halkı tenvir eder/ aydınlatırlarmış. Rahmetli Babamın büyük amcaları Hacı Keleş ve Hacı Osman Efendiler 1911 tarihinde İmam Efendi ile birlikte Hac farizasını yerine getirmişler. Hizmetlerde bulunmuşlar. İmam Efendi Hz. Konak Mezrasına son gelişlerinde aile ile vedalaşırken söyledikleri bir söz aileye de vasiyet niteliğindedir; “Hacı Efendi buraları satmayınız gün gelecek buralar sizlere de hayat kaynağı olacaktır!”
Gerçekten 24 Ocak 2020 Elâzığ Depremi ve sonrasında sosyal hayatımızı alt üst edecek olan Covid-19 belası ve 06 Şubat 2023 Kahramanmaraş Merkezli Depremler; “ecdat topraklarını güvenilir birer liman haline getirecekti…”
“Dönüş Var” şiirimizde şöyle sesleniriz;
“Köye, toprağa, sılaya dönüş var
Şehirden, kâbustan, dertten kaçış var
Dünya dönüyor, doğudan batıya;
Halden hale eskiye dönüş var
Uygarlık, edeple insan olma da;
İnsanlık aslına rücu etmede!”
Geçen bir ömrü düşünüyorum!
Meğer kıssalarla birlikte yaşanmış bir romanmış!
Ve o romanın nice kahramanları birer birer gözlerimin önünden gelip geçiyorlar…
İmam Efendi Hz. Konak Köyünde mürşidi Mahmut Samini Hz. oğlu sadettin Efendiyi Seyr u Sülûk’e koyacaklardı…
Rahmetli Babam, Palu İlçesinde görev yaptıkları yıllarda (1959-1965) bizler çocuktuk…
Murat Nehrinin karşı yakası, ‘bahçeler’ olarak anılırdı. Rahmetli Sadettin Efendinin muhterem eşleri Naciye Hanım hayattaydı… O yıllarda sıklıkla gidiş gelişlerimiz olurdu. Palu İlçemizin de yüksek bir manevi iklimi vardı. Halid-i Bağdadi hazretlerinden yürüyen tasavvufi bir silsile; “Şeyh Ali Septi, Mahmut Samini ve Harput’ta metfun İmam Efendi…”
Anadolu’nun her bakımdan farklı bir iklime sahip olduğunu vurgularız. O iklimin ruhaniyetiyle bizler; nefsimizi, öfkemizi yenebildik! İhlas ve İman çerçevesinde sevgi bağlarımızı güçlendirerek hayata tebessüm edebildik.
Rahmetli Babaannemin ninnileriyle ve Rahmetli Babamızın sohbetleriyle aile içerisinde güçlü bir eğitimden geçtiğimizi söyleyebilirim.
Rahmetli Babamız, “Oğul Devlet derlerdi…” bizler, devlete, bayrağa, ezana, bilumum değerlerimize bağlılıkla büyüdük…
Rahmetli Babamızın bir bakıma vasiyetleriydi, “baba dostlarını bulunuz/ ve onları gözetiniz!”
İşte o dostluklar nesiller boyu devam etti. Manevi harcı yüksek olan/ veya sadece Allah rızasını gözeten dostluklar kalıcıdır… Bizler, fani olana değil, ‘kalıcı ve ebedi dostluklara yöneleceğiz’ O dostluklarda, sıla-i rahim olduğunu da düşüneceğiz. Selam ve Muhabbetle