ÖMER OLMAK
Bedrettin KELEŞTİMUR
Ömer olmak, "ölmeden önce ölmek"
Nokta kadar şüpheyi sorgulamak!
Nefsi hevesleri yerle bir etmek
Hak bildiği yol; teraziden şaşmamak!
Dert ile dertlenmek, Ömer'in yolu...
Ömer, asrının ‘adalet ışığı...’
Var mı, günümde; o yolun aşığı?
Yangınıdır, ‘mum gibi erir yağı...’
Adalet aşkıdır, Ömer’in yolu...
BİLİR MİSİN?
Günah nedir, vebal nedir, bilir misin?
Masum nedir, mazlum nedir, bilir misin?
Ah çekenlerin, ‘ahını…’ duyar mısın?
Dağlarında kökleri var derinlerde!
İnsanın kökü başında, bilir misin?
Yanarım ben, köksüzlere yanarım
Otlar gibi sağa sola savrulana
RAMAZAN GELDİ...
Ramazan geldi, haneme şen geldi
İftar sofralarında, neşen geldi
Sahur vaktinde, ayrı bir güzellik,
Hayır ve hasenatta coşan geldi
Sahurda bereket, iftarda nusret
Gün boyu sabırda, şükrana hasret
Yedisinden yetmişine meserret
Hasretle iyiliğe koşan geldi
RAMAZAN AYININ MANEVİ ZIRHI
Ramazan ayının manevi zırhı,
Öyle bir koruyucu kalkan ki,
Cehennemden azad olma mührü,
Gönül kafesinde hissedersin!
Kalbi huzur, kalbi sükûn muradın,
O murada vasıl olma durağın!
Kâh imsak vaktidir, kâh iftar vakti...
Geceler, sükûtun sessiz çığlığı
Tesbih tesbih ruhuma işler zaman
Sabırla, tahammül çeker varlığı
Kâmil insan olmanın özleminde...
Maveraya tebessüm eder düşler
AĞLARIM
Gece oldu mu, uykularım kaçar
Ağlarım geçen günahkâr ömrüme
İnşallah kapımı, dualar açar
Dualar, bedel olur mu ömrüme?
"Yarab! Rahmetin gazabını geçti"
Senden, yine sana iltica ederiz
GECELER...
Geceler, sükûtun sessiz çığlığı
Tesbih tesbih ruhuma işler zaman
Sabırla, tahammül çeker varlığı
Kâmil insan olmanın özleminde...
Maveraya tebessüm eder düşler!
O düşerde, kedersiz güne uyanmak...
SÜKÛT İNLERMİŞ
Rüzgâr sert esermiş bizim illerde
Hoyratlar yeşermiş bizim dillerde
Derin vadilerin serinliğinde;
Sükût inlermiş bu ıssız yollarda
Fırtınalar, ruhumun derinliğinde…
VATAN
Vatan imanla yükselen sevdamız
O sevda candır, kandır, terimizdir
Şan, şöhret, makamda yoktur adımız
Hak yoluna feda nefesimiz
Haram azık yolunda iz sürenler
Gaflet içinde hayat sürenler
Sürünür elbet yerlerde ihanet
İhanete her yerde öfkemizdir
ADIM
Yetmişine merdiveni dayadım
Dört mevsimi aynı ruhla boyadım
Kâh sabır, kâh ahde vefa adım
Tebessüm eden yüze selâm verdim
Gün doğarken, batarken imtihanım
Bir romana sığacak kadar anım
Seyrü seferdir hayatta imanım
Kâh şükür, kâh hakka şükrandır adım
KAPALI ÇARŞI
Kurulur tezgâhlar büyük özenle
Açılır her dükkân hayır duayla
Paylaşır yürek tartısı mizanla
Aşk ile şevk ile işine hayla
Layıktır şehre tarihim izanla
Işığı Elâzığ’ın doğasıyla,
Çarşımız tadını rengini taşır
Ak alınlar ter döker adaletle
Resmini çizer, bu gönül hasretle
Şarkısıdır, “dükkânlar karşı karşı”
İçinde eser şehrin latif rüzgâr
YAKARIŞ
Dilimizde selâm, selât, yakarış
Kederli dünyamıza karış karış
Gece-gündüz demeden gayret, hizmet;
Anadolu'mun gözyaşına varış
Deprem iki hece; ölüm kusan gece
Göçükte asıl kopan kıyamet nice
Kızıl kerpetenler sığmaz avuca
Bedri hamiyetli ellerle yarış
CUMA SABAHI
(Akrostiş Şiir)
Cem eder gönüller, Cuma Sabahı
Uzanır güne, feyz-i ikramıyla
Minberden mihraba taşınır sükût
Âlemi rabıta eder şu gönül
Selâm günün vaktine, selâmete…
Asırların edep yürüyüşüne…
Birlik şuurunda, saf tutanlara…
Arifler, Sıddıklar, Şehitlerle bir…
Hür olmanın edep izzet menzilinde
İhlasla kıyamda durmanın hazzı
MALAZGİRT’TE BULUŞMAK
Malazgirt'te buluşmak, bir hoş seda
Bin yetmiş birden; bin dokuz yüz yetmiş bire...
Erhan Saraçoğlu, Arif Nihat Asya;
Ve ötekiler... Ruhumdan bir payda...
O seda, günümüzde yankılanır...
Hafızalarda... Hatıralarda... Yüreklerde...
Dede Nüzhed ile birlikte olmak...
Vatan sevdasının asırlara taşımak!
HER SABAH
Her sabah, yeni güne uyanırız
Her sabah, yeni bir başlangıçtır
Acaba, hangi renge boyanırız?
Filleri durduran kuşlar, kırlangıçtır!
Kaderi, kendimiz yazmış sanırız?
Ağır imtihanlardan sınanırız!
SEVGİNİN TARİFİ...
Beyaz gül, kırmızı gül
Utancın, al al rengi!
Şefkat, rahmet damlası
Ab-ı hayat bengi!
Sevgi, safi ve duru
Süt beyazı ahengi!
Şemse bak, nurdan rahle
Rahleye, düşer dengi!
İlahi Vecdi üstünde
Sema, yüreğime mihengi...
Sevgi, ‘tebessüm eder’
Tebessümü, ‘sadaka’ bil!
Sadakat ile kıyamda,
Hak içre bu tende can!
“Her insan bir âlemdir!”
Gözyaşı mürekkep gönül kalemdir
Güller arasında sevdam lalemdir
