Bedrettin KELEŞTEMUR


RAMAZAN’IN SON GÜNLERİ VE BAYRAM HAZIRLIĞI

FİKİR BAHÇESİ


RAMAZAN’IN SON GÜNLERİ VE BAYRAM HAZIRLIĞI

Bedrettin KELEŞTİMUR

Ramazan’ın gelişine huzur içerisinde, “Merhaba!” dedik

“Reyhan kokulu günlere merhaba

Sabrı yudum yudum içmeye geldim

 

Gül desenli yüzlere merhaba

Kadir kıymet bilen dostlara geldim

 

Merhaba Şehr-i Ramazan merhaba

Sukutla hasatı biçmeye geldim”

Zaman su gibi aktı... Ramazan ayının son on gününde, mahzun bir edayla, sedayla, “Elveda Şehri Ramazan” diyeceğiz

“Elveda, Şehr-i Ramazan elveda

Hakkın rızasını kazanmak için

Zamanı, ruhumda eritmek için

Seferber olduğum günler elveda

Beş vaktin hürmetini anmak için

Oruçla, ihlasa uyanmak için

Zikrinde doyduğum günler elveda

Yolunda bir saf, yürek olmak için

Rahmetin, kalbe huzur dolmak için

Sükûta erdiğim günler elveda”

Yüce Rabbimize Hamd ü Senalar olsun... Ramazan’ın son on gününe sağlık ve esenlikle gelmiş bulunuyoruz. Allah Resulü (sav), “Ramazan’ın evveli rahmet, Ramazan’ın ortası mağfiret, Ramazan’ın sonu cehennem ateşinden kurtuluş…” olarak buyururlar. Ramazan’ın son on günü, “cehennemden azad günleri…” “kurtuluş günleri…” olarak da ifade edilir. 

Mevlana ne der, “Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun.”

Bir büyük, “nefis terbiyesinden…” geçtik... O saflarda, “ene”lerimizi…” kırdık, “biz…” olduk.

İftar Vakti, Sahur Vakti; “nur üstüne nur yağdı semadan…”

Bir vecd hali bütün ruhaniyetimizi kapladı; “Allah’ın ipine sarılmak…” “İslam’ın boyasıyla boyanmak…” Bütün endişeleri, şüpheleri kalbin siperlerinden kaldırıp atmak... Ne âlâ eyler efendim

Bir bakıma, temizlenmek, arınmak, yıkanmak… Gayelerin, gayesine ermek... Bu bir vuslat, bu bir aşk hali… Bakara Suresi 138nci ayette öyle buyrulur; “Allah’ın (verdiği) rengiyle boyandık. Allah’dan başka daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O’na kulluk ederiz (deyin)

Ramazan’ın son on günü; ‘ateşten kurtuluş’ günleri... Bu günlere, “Arafat’tan iner gibi” idrak edeceğiz.

Yüce Yaratan buyuruyor; “Ben gizli bir hazineydim; bilinmeyi istedim Ve bunun için mahlûkatı yarattım” Yunus Emre yalın bir dille ne güzel ifade ediyorlar; “Şeriat, tarikat yoldur varana/ Hakikat meyvesi andan içeri”

Ramazan’ın son on gününde, gül yüzlü, tebessüm eden yüzlere merhaba diyoruz.

Hz. Mevlana; “Hamdım, piştim, yandım” diyorlar. Şunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu ay bizleri, ‘olgunlaştırıyor, hamlıktan kurtarıyor’ efendim 

“İslam boyası” nedir? İnsanı, pişiriyor. İnsanı, kâmil bir konuma taşıyor. Evet, sayılı günler su gibi akı geçti. Tabir yerinde ise, ‘manevi itikâfa’ girdik. Gaye nedir, ‘hakikat meyvesi’ 

Marifetin dereceleri vardır; İlmel-yâkin (bilmek), Ayne’l yakin (bulmak), Hakkal yakin (olmak),

Oruç ibadeti bizleri böyle bir zirveye taşıyor. “kendini bilen insan” Orucun verdiği, ‘olgunluk’

Ramazan’ın son on günü, rahmet damlalarının kabından taştığı günler. Bu günlerde, “camilerde, mescitlerde itikâfa girilir” Bu bir, ‘sünnettir’ Allah’ın Resul’ü, “Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerlerdi” İtikâfa, ‘derin tefekkür’ ismi de verebiliriz 

Ramazan’ın Son On Gününde; “Şüphe yok ki biz onu (O Kur’an’ı) Kadir Gecesinde indirdik Kadir Gecesinin ne olduğunu (onun kıymetini) sana ne bildirdi? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır

Melekler ve Ruh (Cebrail), onda (o gecede) Rablerinin izniyle her bir i için peyderpey inerler. O (gece) fecrin doğuşuna (gün ağarana) kadar selamettir” (Kadir, 1-5)

Bin aydan ‘daha hayırlı gece’ Bu geceyi, layıkı veçhe idrak etmek; “Bir ömre bedel…” “Sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu gece” Bu ayın biz, “mü’minlere hediyesi…” Kadir Gecesi, şehrin birçok camilerinde; ‘Hırka-ı saadet ve Sakalı Şerif…’ ziyarete açılır.

O ziyaret anı; getirilen tekbirler, salâvatlar, ilahiler yaşamaya değer…

Ramazan’ın son on gününde. Ramazan’ın son on günü, ‘hazırlık’ olarak da anılır Artık, evler, mescitler, camiler ve pazarlarda bir farklı heyecan başlar. “Sabır Yolculuğu” kendini, bayram sevincini yaşamaya/ o sevince kavuşmaya hazırlar. “Zekât, Sadaka, Fitreler” nasibine doğru artık kutlu bir koşudadır. Dinimizin emri, “sıla-ı rahim” bu ayın bereketidir. Mescitlerde, ‘kandil kandil nur yağar’ En güzel ilahiler, bu günlerde yorumlanır. Bugünlerde, “alış veriş merkezlerinde tatlılar, şekerler, görücüye çıkmaya başlar. 

Ramazan’ın son on günü, bir yılın, ‘en içten, gönülden serüvenidir’ Tabir yerinde ise, ‘içerisinde geçirdiğimiz bir yılın en bereketli, en verimli günleridir’ Bu günlerde, “Sabırla atılır adımlar/ Tesbih tesbih çekilir adımlar/ Gonca gül gibi açılır adımlar/ Adımlar, yüreğin kendisi/ Sükûtun inlemesi.

 

Ramazan’ın son on gününe; , İmsaktan iftara, ‘sabrı yudum yudum içerek geldik’ Evlerimizle Camilerimiz arasında, ‘köprüler kuruldu’ O köprülerle sadakatle ve ihlâsla , ‘huzura yürüdük’

Elazığ’ın Merkez Camisi, İzzet Paşa Camisi bu günlerde o kadar coşkulu ki…

Her iki rekâtta bir, ‘tekbirlerle bir ruhani nefes…’ “Elveda Şehri Ramazan” “Elveda bizden sana ey Şehri Rahmet Elveda…” Ve devamında İlahiler… İzzetpaşa Camisinin kutsi havası gerçekten farklı…

Harput Ulu Camii, bir diğer adıyla da; ‘fetih camisi…’ Orada divana durmak; ‘dokuz asrın manevi havasını soluklama gibi…’

İmkânı olan Elazığlı, Harput’ta; Ulu Camide, Kurşunlu Camide veya Saray Hatun Camisinde teravih namazını idrak ediyorlar…

Elazığ’da, ‘hatimle teravih kıldıran…’ camilerimizde doldu taştı.

Ve özellikle, ‘genç hafızlarımız…’ bizlere heyecan verdiler. Ve ‘sabah cüzlerinde…’ aynı manevi heyecanı yaşadık.

Ramazanlı günler, ‘tefekkür yolculuğu’

Ramazanlı günlerimizde, İftar vaktinin farklı güzellikleri, komşularımızla paylaşılan yemekler,

Şehrin belli yerlerinde açılan iftar sofraları... Camilerimizde ki, ‘omuz omuza veren saflar…’ Selamlar, salatlar, tekbirler, dualar ve yakarışlar…

Zekâtlar, sadakalar, sosyal dokunun tamiri…

Rahmet esintilerinin manevi rıhtımında; kendisiyle buluşan insanımız…

Bütün Türkiye’de, ‘rahmet esintisi…’ toprağın dirilişini müjdeleyen yağmurlar…

Elazığ’da Barış, huzur, güven dolu günler…

O günlerin doluluğuyla; ‘gözler ve gönüller…’ bayrama yöneldi!

Ramazan Bayramı, “Cenab-ı Allah’ın bizlere lütfu ve ikramı…”

O manevi hazla, Elazığ’da; “Bayram hazırlığı…”

Evlerden sokaklara, mahallelere, bütün şehre taşındı... Bir ulu seferberlik sanki…

Tebessüm eden yüzlerde, ‘gönül rahatlığı…’ hissediliyor.

Evler dedik ya, ‘bayram temizliği…’ Ve o temizliğin sokaklara kadar taşınması…

Şehrin alış-veriş merkezleri; ‘bayram heyecanında…’

Şehrin, “marka ürünleri…” vitrinleri doldurmuş.

Elazığ Kapalı Çarşı, ‘farklı günlerinde’ “Nohut Ekmeği, Peynirli Ekmeği, Badem Şekeri, Çedene Kahvesi” Şehrin, ‘yerli doğal gıda ürünleri…’ 

Şunu iddialı olarak söyleyebilirim; esnafın, tüccarın en fazla ciro yaptığı günler; “Bayram Günleridir!”

Biz buna, “Ramazan Bereketi…” diyebiliriz...

İktisatçılar için güzel bir araştırma konusu; “Ramazanlı Günler ve Piyasa Ekonomisi…” Bayram arifesinde zirve yapıyor!

Ramazan ayının son günlerinde bir farklı heyecan; “Fakirin, yoksulun, yetimin, zayıfın…” sorulması…

Onların, ‘maddi ve manevi olarak…’ hatırlanması...

Özellikle de, ‘çocukların sevindirilmeleri…’ “Sosyal Mühendislik…” işte buna derler!

Bu günler, toplum barışında ‘manevi lehim…’ oluyor.

Bizim inancımızda, “Sıla-ı Rahim’in…” önemli yeri var...

Sıla-ı Rahim’i, ‘ibadet olarak…’ bilir ve düşünürüz.

Anne ve Babaların, evlatların ve yakınlarına birbirlerine olan özlemi…

Aileler bu günlerde, ‘bütünleşiyorlar…’

Özellikle de altını çiziyorum; “küskünler bugünlerde barışıyor!”

Türkiye’de, “Bayram öncesi ve sonrası…” Milyonlarca insanın, ‘Sıla-ı Rahim Yolculuğunda…’ oluşu! Bu farklı bir duygu, farklı bir heyecanı insanda yaşatıyor.

Arife Günü, Elazığlılar; “Yasinlerle, Fatihalarla…” Harput’ta, Asri Mezarlıkta; ‘dualarını…’ gönderirler... Ölüme yakın olmak, ‘geçmişi tefekkür etmek…’

Bu da, bir bakıma “Sıla-ı Rahimdir!” Çünkü bizler, ‘ebedi hayata…’ inanıyoruz...

İnancımız, “kabristanlara gidiniz ve dersler alınız!” diyor

O dersler, bizlere belli anlamda çekidüzen veriyor.

Bayram, “paylaşma kültürüdür!” O kültür, bütün kırgınlıkları alır götürür...

O kültür, ‘sevgi iklimini…’ insanımıza/ ve topluma aşılar...

O kültür, ‘şefkati ve merhameti…’ canlı ve de diri tutar.

O sebepledir ki, “Bayram, bayramlarımızdır!”

Bayram, ‘sosyal barışın da…’ genel tanımıdır. Bayramlarda, her evde genel bir hazırlık yaşanır…

Aileler, imkânlarına göre, ‘giyiminden kuşamına…’ Bütün bireyleriyle o heyecanı yaşarlar…

Bayram ve ‘yemek kültürü…’ oldukça önemlidir...

Şehrimizde, ‘geleneksel tatlılar…’ Bayrama özel diyelim, ‘yöresel yemekler…’ ön plana çıkar...

Elazığ’da, her evimiz kendisini, ‘misafire…’ hazırlar... Bu bizim, ‘birlikte yaşama kültürümüz’ olarak da ifade edilir.

 

GÜL KOKULU GÖZYAŞI...

Rahmet, mağfiret, ateşten kurtuluş

Bilseler, zamana kelepçe takarlar

Sabrın kamçısı, nefsin üzerinde

Bir nehir ki, çelebice akarlar

Götür bizi, masmavi ufuklara

Ufuklar üstüne, kandil yakarlar

İçimizdeki sevda erenleri

Gül kokulu gözyaşları dökerler...

Garip mi geldin, Ey Şanlı Ramazan

Yolculuğuna hasretle bakarlar...

Dualar, yakarışlar, âminlerle...

Mahzun kalplerin huzuru zikirler

İftar vakti evler, sükûta ermiş

Gözü tok, ihlâsı seçmiş fakirler

Selalar, selamlar, ezanlar, saflar...

Sadakat burcunda döşenmiş fikirler...

Bugünden 'Elveda' diyemem sana

Ne yapar aşk vaveylası zakirler

Çağla ey zaman, dökülsün vebalim

Sevda dolu yürekleri çekerler