SAVAŞ VE BARIŞ
Bedrettin KELEŞTİMUR
Barış ve Savaş; gündüz-gece gibi
Savaş, çözülemeyen gece gibi
İçinde kâbus dolu düşler taşır
Rüzgâr, vücuda inen kamçı gibi
Savaşı murat eden, ölüm taşır!
Sulh sükûnetle düşen yağmur gibi
Toprağın kokusu yüreğe taşır
İnsana bahar sevinci aşılar
SAVAŞ İLLETİ
Bu illete, zulme dur demeli...
İçinde yoktur, insanın emeli
Sinsi bir firakla sarsan temeli
Firavun oyununa dur demeli
Tevhit yolundan kopan kopana
Gaflet pençesine düşen düşene
Hak bildiği yoldan sapan sapana
Şeytanın oyununa dur demeli
SAVAŞI RAMAZAN AYINA...
Savaşı, Ramazan ayında seçmek
Kalenin içinden gedikler açmak
Ayrılık tohumlarını saçmak!
Bu savaş; fitne, tefrika savaşı
"Böl, parçala, yönet" sinsi tuzağı
Basireti olmayan görmez uzağı
Kurulan tezgâh, keder, tutsak ağı!
Bu savaş; fitne, tefrika savaşı
21.NCİ ASIR
Yirmi birinci asır; esaret asrı...
Kimse demesin; liyakat, cesaret asrı?
Sulh ile korunan, maharet asrı
Tarihin en çetin, zorlu yılları
Bu asırda, Fatih olmak, Yavuz olmak
Asra hükümran, çetin ceviz olmak!
Kalpleri birleştiren havuz olmak
Tarihin en çetin zorlu yılları
ZALİMDİR...
İnsana değer vermeyen zalimdir
Her cinayet bizde, elim bir vaka
Ağaç der; gövdemde nice dalımdır
Ağacın gövdesinden dalı kesen
Hayata değer vermeyen zalimdir
Kurmalı,
Saatleri kurmalı
Sohbet ehli canlarla
Söz meclisi kurmalı
BÖLMEK...
Yahudi'nin savaşında, "bölmek..."
Ortadoğu'yu, lime lime bölmek!
Hedefinde, "Büyük İsrail" olmak!
"Baharı yaşamadan solmak" derler,
Çizmenin altında gezinenlere!
Yazıklar olsun, ihanet edenlere...
Şer güçlerle ittifak edenlere...
UNUTMAK
Unutmak, gönül defterinden silmek
Tebessüm eden yüzünü saklamak
Hatıraları birer birer silmek!
Unutmak! Hasretin yürek yangını
FİTNE
Fitne, son sürat dünyayı geziyor
Zulüm, nice mazlumları eziyor
Kâlem, kelâmı bırakmış yazıyor!
Özürlü baş, bedene yük olurmuş
Yüreksize şu dünya dar olurmuş
Candan yürekli, onurlu insanın,
Hali, duruşuyla ebrar olurmuş!
MÜSLÜMAN ACISINA YANMALI
Müslüman, Müslüman'ın acısına yanmalı
Hüsnü zan ile anılmalı...
Yüreğindeki acı, vahdete taşır!
Gözyaşı, acının üzerine merhem gibi
Yanarım için için İslâm diyarına...
N'olur, başını dik tut yarına...
AL YAPRAĞI ELİNE
Al yaprağı eline, rengine bak
Yeşili bahar, sarısı güz kokar
Üşüyen güneşi dalından kopar
Yıldızlarla birlikte göğsüne tak
MART AYI
Mart ayı, baharlara sefer ayı
Mart ayı, göçmen kuşlara balayı
Kanat çırpar ufkumdaki hülyalar
Çanakkale'de kutlu zafer ayı…
SAĞDUYU ÇAĞRISI
Sağduyu çağrısı sulha çağrıdır
Sulhtan kaçan bataklığa saplanır!
Şerre kürek çeken bizden gayrıdır,
Zulüm kendi belasına katlanır
BARIŞIN KENDİSİ YOK!
Barışın adı var, kendisi yok!
Gün boyu, yalana sürülmüş katık
Ucube her söz, nihayeti batık!
Zaman güğüm düğüm; kâbusa yatık
BARIŞIMIZ YOK
Sevgi yüreğinde, nefret arama!
Öfkeyle, nefretle, yarışımız yok
Kötü çığırlara, fırsat arama
Fesatla, fitneyle, barışımız yok
SAVAŞ
Savaş; simsiyah kara bulut gibi
Akar, ‘âdem’e cehennem rüzgârı
Veyl onlara; kötü çığır açanlar
Akılsızlar bu âlemden yüzgeri
Şura ehliyle ister gönlüm sulhu
SAVAŞ
Savaş; en son çare, nefsi müdafaa
Savaşla yıkılır; şehirler, canlar
Çocuk, kadın, yaşlı; çığlık çığlığa…
Feryadı, düştüğü yerleri yakar
Ülkeni, insanını sulhla koru…
BARIŞI ARAMAK
Barışı aramak, soylu insan işi...
Sabırla hele biraz sıkarsan dişi!
Görürsün zalimin sunduğu aşı
Zehirle pişmiş aştan kavruluruz
Akıbeti meçhul halde soluruz
BARIŞTAN YANA
Âlem, barıştan yana durulmadı
Barış için öfkeler durulmadı!
Bizden sonraya sual sorulmadı
Hiç kimse huzur için yorulmadı
Haksız yere her savaş cinayettir
İnsan katletme nasıl bir niyettir
Böyle bir romanın adı cinnettir
BARIŞ MI YOKSA…
Barış mı, yoksa savaş mı kazanır?
Rahmetten gazaba uzanır mı yol?
Mümbit toprak döner mi birgün çöle?
Sorular, kendi içinde kanıyor!
İnsan, savaşla ölüme yürüyor
Barış, gün ışığı gibi aydınlık...
Savaş, gece karanlığında yorgun...
Üzüm, iki gözüm, barışta, tadım
Bazen yaz sıcağı, bazen güz bağım!
Her mevsim kendi rengini nakışlar...
İnsandır, hikmete tutkundur adım!
Adımla kimliğim, akıldan kalbe..
Sabır ekseninde yürüsün derim!
Huzur dolu bir dünya hasbelkader
Barış iklimine yürüsün derim
BELALARI SAVARIM
Belaları savarım, infak ile ihlas ile
Hayırlara neferim, hizmet ile himmet ile
Cemre ol; havasına, suyuna, toprağına
Yüreğimle çekerim derdini, çile ile
Kan damlar gözyaşımdan;
Vatan oy, millet oy, can oy
SAĞDUYU
Sağduyu, ‘ferasete’ çağrı gibi
İfrat, tefrik; her biri ağrı gibi
Kanayan bir yara olmasın derim!
Derdim, halkımın yanık bağrı gibi
Gakkomun şiddetten arınmış huyu
Fırat gibi çağlar, serinmiş suyu
Öfkenin ördüğü derinmiş kuyu
Benlik duvarını yık da, gel gayri
Gakkom merttir, vefasında sefa var
Dostluğunda sımsıcak bir hava var
Tebessümünde sanki bir deva var
İkilik yolunu yık da gel gayri
