Bedrettin KELEŞTEMUR


ŞİİRİN LİMANINDAN

FİKİR BAHÇESİ


ŞİİRİN LİMANINDAN

Bedrettin KELETİMUR

Hayat çok kısa, üç güne sığarmış

Kar yağmış sanki saçlara, ağarmış

Güneş, gölgelerimizle batarmış

Ömür boyu secde eder gölgeler

Nefsimize dokunurmuş gölgeler

 

BİR YILDIZ KAYDI

Bir yıldız daha kaydı şu âlemden

Ey fani âlem, gözyaşı elemden,

Gayri ne kaldı ki, ellerimizde?

Sükûtla, koca bir sabır yolcusu!

"İlber Ortaylı!" Hoş bir seda bıraktı

Nehir gibi doğdu, kendi mecrasında;

Lütufkâr edayla, deryaya aktı...

 

PALU DEDİKLERİ

Palu dedikleri, bir "Veli Şehir"

Cennetle beslenen, "heybetli nehir"

Vadisindedir, sükûtun cevheri!

Akar gider öteye şanlı nesiller 

Okurum tarihi derinden duyarak

Hissederim, ondaki manevi azığı

Deruni ikliminde tefekkür etmeyi

 

ELÂZIĞ’A

Elâzığ, gözümün nuru üstünde 

Derler ki, gönlümün suru üstünde

Türküler yakıldı hep seni okudu!

Kâh Yemen, kâh Çanakkale üstünde 

O yollar ihlas kokar, toprak kokar

O yollarda gözüm tüter üstünde

 

SAVAŞ HABERİ

Gece sükûtu bozar savaş haberi 

Oruç bize, iç dünyamıza seferi

Seferin üstüne nefis düşmesin!

Hiç bir mü'min kardeşim üşümesin...

Gurbet zor, garip daha zora düşmesin?

Sabrım, sükûtum, sadakatim yolu...

Aman, çirkin tuzaklara düşmesin

 

ÇANAKKALE’Yİ ANLATMAK

Çanakkale'yi anlatmak o kadar zor ki?

Her anı manevi ihtiramla dolu

Akıl kifayetsiz, gönüller diyor ki;

Sükûtun önünde ince bir perde var...

Perde ötesi hakikat maveradan ses verir;

Kur'an buyuruyor, "şehitler ölmez!"

Çanakkale, yurdumun manevi kalkanı...

Sıradağlar gibi beğenmişler, alkanı

 

DÜNYA BİR ELEM

Dünya bir elem, keder, salıncağı

Ömrün dört mevsiminde sallanırız

Gün bazen acı doğar, dilleniriz!

Bazen sevinç çığlığı, hisleniriz

Gün doğumundan, gün batımına;

Geliriz birlikte, söz atımına...

 

ELVEDA ŞEHRİ RAMAZAN

Elveda, Şehr-i Ramazan elveda

Hakkın rızasını kazanmak için

Zamanı, ruhumda eritmek için

Seferber olduğum günler elveda

Beş vaktin hürmetini anmak için

Oruçla, ihlasa uyanmak için

Zikrinde doyduğum günler elveda

Yolunda bir saf, yürek olmak için

Rahmetin, kalbe huzur dolmak için

Sükûta erdiğim günler elveda

 

ELVEDA KIŞ GECELERİNE…

Uzun kış gecelerine elveda

Baharın elvan kokulu neşesi

Çarpınca ruhumda ılık telaşa

Sarar hanemi sardunya cilvesi

 

Şubat soğuğundan kaçar hülyalar

Bir bahar desenidir rayihalar

İçimizde nefeslenir selviler

Çağaladır baharın ilk meyvesi

 

Kanat çırpar, göçmen kuşlar bahara

Sıcak düşlerden uyanır sehere

Işık düşer akan suya, nehire

Canlar için arınmaktır hevesi

 

Beyaz ihramını çıkarır dağlar

Yeşil elbisesini giyinir bağlar

Sanki gönlümde kurulur otağlar

Yaylagüzelinde, kuzular melesi…

 

Her mevsimin ayrı rengi, deseni

Duyar gönül, kâinatı çizeni

İnsanı yaşatır, ameli hasen

Kalbe nur düşer, ihlas boyası

 

ELVEDA DEMEK

Gecesi, gündüzden daha aydınlık

Zikirle uyanıktır, bütün geceler

Gönüller bir olmuş, tevhidi heceler

Saflara düşer, ışıl ışıl aydınlık

 

Elveda demek, aydınlık günlere

Kolay mı ayrılık, mahzun düşeriz!

Huzurla kulaç atarken günlere

Günler tükenir, zora düşeriz...

Ramazan... Her adımında kurtuluş

Asıl hürriyet, marifete eriş...

Gönül içinde muradını buluş

Ayrılış! Bilirim dara düşeriz...

 

NETANYAHU ÖLDÜ MÜ?

Netanyahu, şer merkezi öldü mü?

“Diller, sayfalar, satırlar

“Ebu Leheb öldü” diyorlar;

Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;

Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!”

 

Kin, öfke, gurur; kıtalar aşıyor

Çocuk-yaşlı demeden, ölüm taşıyor

Küfür, bütün dehşetiyle yaşıyor

“Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!”

 

Cehalet mi, küfür küfür esiyor

İlmin-Hikmetin önünü kesiyor!

Zulmün narını,’ zalimler besliyor

“Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!”

 

Gazze, Türkistan kan gölüne döndü

Konca gülün rengi kızıla döndü

Aşağılık tuzaklarda, başlar döndü!

“Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!”

 

Savaş mı diyelim, yoksa cinnet mi?

Netanyahu’dan, Trump’a minnet mi?

O azim, gayretin adı himmet mi?

“Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!”

 

Tarihin en zorlu dönemecinde...

Kanlı eller, nelerin amacında?

Güvenilir yer kalmadı acunda!

“Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!”

 

Yoksa insanlık mı öldü cihanda?

Merhametsiz hayat çöldü cihanda!

Aşksız âdem, susuz kaldı cihanda!

Cihan, aşka can ister, canan ister...

Sevgiyi yudumlayan nihan ister

 

“ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİK”

Bayramlarda, “çocuklar gibi şendik!”

Nefsimizi, gururumuzu yendik

Oruçla, sabır suyuyla yıkandık

Sıla-ı Rahimle ecdadı andık

Rabbımızın, ikramıdır, Bayramlar

 

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

İki bayram bir arada ne âlâ...

İnşallah huzur, güven, barış kala...

Kâh omuz omuza; kâh kolkola;

Dönsün dünyamız, erdemli okula

Gelin, ta yürekten selâm verelim

İzzet ve ikramla kelâm edelim

İlim, marifet sofrası serelim

 

BAYRAM GİBİ LÜTUFKÂR

Bayramınız, bayram gibi lütufkâr

Dağılsın, insanım üstünden efkâr

İnsanın evlâsı, âleme hizmetkâr

Haşa! Olmadık âdeme sitemkâr

Bizim meşrebimiz yazar, vefakâr

Bayram bize, "vefalı yâr gibidir"

 

BAYRAM, KADİM DOST

Sefalar getirdin, kadim dost bize

Hakkın izzet ve ikramı has bize 

Bayram, iyilikte gayrettir bize 

"Sabrın sonu selamete çıkar"

Şükür sedası, âlâmete çıkar

Tevbe kapısı, nedamete çıkar 

Bayram, erdemlikte gayrettir bize