SOĞUK DÜŞLERİN FERYADI
Bedrettin KELEŞTİMUR
Kar düştü saçlarıma ölüm nişanıdır, bu!
Üşüyorum ta derinden, ayrılık anıdır
Göçmen kuşlar gibiyiz, kelebek canıdır
Kış ve bahar; iki dünya; gel-git devranıdır
Kâinat zikir halinde, arzın şükranıdır
Kışı ‘Lahavle’ dedirtir, kulun hüsranıdır
Soğuk düşlerin feryadı, ruhun hicranıdır!
Özlemimiz baharadır, canların düğünüdür, bu!
DURUŞUMUZ
“Yoksulluk nerdeyse küfür olacaktı!”
Görün, kimmiş en büyük düşmanımız!
Küflenmiş, taassup kokan zihniyet
Akif, bu asırda sağ olacaktı (!)
Gayretimiz, sâlih amelle, niyet…
O niyet, duruşumuz olacaktı!
İZ BIRAKSIN
Öyle şeyler söyleyin ki, ‘iz bıraksın’
“Gönülden gönüle muhabbet aksın”
Asırlar sır gibi saklasın seni!
Erenlerle vuslat hırkası taksın
ŞEHRİN BÜYÜSÜ
Ne dağ kaldı, yeşil canlı ovalar!
Bina bina, yeşil yurdu kovalar
Kibirle yükselen şehrin büyüsü,
Toprakla bağını kesen yuvalar
ŞEHİR
Şehir, özümde bir bayrak gibidir
Vatan toprağının kutlu beldesi
Sevdan izinde, kor ateş gibidir
Yakar ta derinden içli bestesi!
ŞEHİRDE
Şehirde bağsız, bahçesiz evcikler
Çocuklar büyür, topraksız emzikler
Havaya, suya, doğaya hasrettir
Ufuksuz şehirde yüreğim sızlar
BEYAZ BİR SAYFA
Geliniz, beyaz bir sayfa açalım
Dilimiz, kalbimiz aynı ahenkte
Asrın kirinden, pasından kaçalım
Gül kokusu berrak çizgide, renkte!
AHLAT’A…
Yolunuz düşerse bir gün Ahlat’a
Derviş gazileri gör de gel gayri
Orada sevdan bürünür, ihlasa
Zafer taçlarını gör de gel gayri
Alparslan’la, ‘yoldaş ol da gel gayri
PERTEK KÖPRÜSÜ
Harput’tan dalar gözlerim Pertek’e
Derin vadilerde sular yükselmiş
Gönülden dolar gözlerim Pertek’e
Perteklinin ahı arşa yükselmiş
Yol verin der, geçeyim karşı yakaya
Köprüdür derdim gelmez şakaya!
YALANCI
Dinleyin yalancının narasını
Açarmış iki kardeş arasını
Yalan kılıfına sarılan dünya;
Dökermiş iki de bir safrasını
DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKMIŞ
“Dünyanın çivisi çıkmış” gördün mü?
Bir düşenin hatırını sordun mu?
“Bakar kör olmuş!” insan dünyasına
Sevgi üzerine köprü kurdun mu?
İÇİNDEN AT ZİLLETİ
Divanesi olacaksın milletin
Üzerine gideceksin illetin
“Çalış, didin, çırpın” demiş ecdadın;
İçinden at, esir eden zilleti(n)
TAKVAYLA ÖRTÜN
Alnın açık, başın dik olmalı bütün ömrün
Hakk’a eğik, halka tevazu içinde görün
Ne makamdır, ne mevki insana değer veren;
Güzel ahlak elbisen olsun, takvayla örtün!
SAHTE
İçimize yeni mi girdi, “sahte!”
Demode olmuş kaypak bir kavram
Her sahte kimlikte koca bir yalan;
“Kızıl kıyamet kopuncaya kadar”
Yalana sarılır, yalana sahte!
SELÂMET BULURSUN
Sabra niyet et, selâmet bulursun
Hayra niyet et, hidayet bulursun
Tebessüm et, hayatın çilesine;
Şükründe nice alâmet bulursun
VATANIN SICAK KOLLARINDA
“Belaya karşı metin ol!” der, ecdat
Kutlu davanın çetin yollarında
Nefsinden yana isteme istimdat;
Hür ol, vatanın sıcak kollarında!
DESTAN YAZALIM
Sevgi harmanında destan yazalım
Asrın boyasında mavi sonsuzluk
Gönül şarkısını baştan yazalım,
Toprak kokusunda hâki tebessüm