Bedrettin KELEŞTEMUR


TÜRK DÜNYASI HAZAR’DA BULUŞTU

FİKİR BAHÇESİ


TÜRK DÜNYASI HAZAR’DA BULUŞTU

Bedrettin KELEŞTİMUR

Bazen bir gazeteci, bazen bir eğitimci yazar ve bazen de bir şair olarak,

Ama bir şey var ki, sürekli Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının içerisinde oldum.

Hazar Şiir Akşamlarının ilki, 1992 tarihinde Av. Fikret Memişoğlu anısına;

“Fırat Şiir Akşamları…” olarak yapılacaktı!

07 Ekim 2023 tarihinde arkadaşlarla birlikte Sivrice’deydik…

Göl kıyısında kapalı bir mekân… Afişlerle süslenmiş güzel bir dekor…

Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının en önemli özelliği nedir?

Türk Dünyasını bir ses, bir yürek etrafında birleştiren şiirin o esrarengiz havası…

O atmosferin içerisinde sizlere tebessüm eden, ‘erdemli bir şehir…’ görüyorsunuz!

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Kırım, KKTC ve Kosova’dan…

Şairlerimiz, Elâzığ Şehrinde, “Küçük Hazar’da bir araya geliyor…”

Her okunan şiirin edasında, ‘insan sevgisinin tohumları atılıyor’

Her okunan şiirde, ‘milli bir tefekkür…’ O tefekkürün cereyanı sizleri sarıyor!

Öyle bir sarıyor, sarmalıyor ki, “fütüvvet diline…” dönüşüyor.

İnanınız, ‘gecenin bir solukta nasıl geçtiğinin farkına bile varamadık…’

Şiirin müthiş bir gücü var… Allah Resul’ü, “Şiirde hikmet var!” buyuruyor.

Şiirin tecellisinde/ İlham kaynağında, ‘maveradan esintiler…’

“Ah! Bizi bölen nefis duvarları,

Öyle yıkmalı ki, edepten yana

İnsanın yürek dolu seferleri,

İhlasla akmalı, vakardan yana!”

Her şairin yürüyüşünü, kürsüye çıkışını, sesine kulak verirken,

Tarihimin nice kahramanlarını görür gibi oluyorum…

“Akıldan pay alalım, bölüşelim

Bir dilekte kalalım, üleşelim

Ufku seyre dalalım, gülüşelim

Bahtımıza yarence yürüyelim!”

1992’lerden 2023’lere doğru, “dünü ve bugünüyle Hazar’ı konuşalım!”

Bozkır Anadolu’nun bu güzel, nezih insanların yaşadığı erdemli şehrinde;

Türk Dünyasının dört bir yanına, ‘vuslat köprüleri kuruluyor’

O köprülerde, bu milletin geleceği inşa ediliyor…

Rahatlıkla 21.nci asra, “Türk Asrı…” diyebiliyorsunuz!

Dün ülkesini terk etme durumunda kalan bir Elmas Yıldırım,

Günümüzde, “bir milli kahraman…” bir büyük vatansever şairdir…

Uluslararası Hazar Şiir Akşamları bizlere en yakınımızdan, en uzağımıza kadar,

Bizleri, ‘kahramanlarımızla…’ buluşturuyor.

O tavır içerisinde bir ses yükseliyor, “kendin ol!” diyor.

Şunu gayet iyi bilelim, “Hazar’da, istisnai bir devlet politikası…” vardır.

Elâzığ’ın aksaçlı, bilge insanları, sesiz ve sükûtla, sabır ve ihlasla yola çıkmışlar…

O yolculuk, şehrin bütün kılcal damarlarıyla, tarihi bir serüvene dönüşmüştür.

Ecdat, “niyet hayır olursa, akıbette hayır olur!” diyor.

Elbette ki, Hazar’ın dününe bakacağız… Tavrına ve edasına bakacağız!

Her Hazar Şiir Akşamının ardından, “büyük bir itinayla Güldeste hazırlanırdı!”

Ecdat, “söz uçar, yazı kalır!” 

Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının tarihi seyrine, “Güldestelerle…”vakıf olabiliyoruz.

Bizim milletçe bir özelliğimiz vardır, “geçmişe karşı duyarsız kalırız!”

Bir atasözümüz vardır; “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür”

Öyle ki, “İnsan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır!” 

Kalem ve kâğıt hiçbir zaman elimizden düşmemelidir. 

Hazar Şiir Akşamlarının Hafızası, “Güldestelere…” devam diyelim.

2024 Yılında, inşallah Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının 27.cisini yapacağız.

Şura Suresi 38.nci ayette şöyle buyrulur;

“onlar işlerini kendi aralarında birbirlerine danışarak, istişare ile yaparlar!”

Bu şehrin aydınıyla, yazarıyla, şairiyle, konusunun uzmanıyla birlikte, “mutlaka istişare!” diyorum.

26.ncı Hazar Şiir Akşamlarını birlikte/ beraberce konuşalım…

Bir sonraki yıl neler yapabiliriz, sorusu üzerinde birlikte duralım!

Makedonya’nın Struga şehrinde 1966 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde düzenlenen “Struga Şiir Akşamları!” yıllardır UNESCO’nun destekleriyle yapılıyor. Her yıl prestijli bir ödül, “Altın Çelenk Ödülü!” veriliyor. 1974 yılında Altın Çelenk Ödülünü Türkiye’den Fazıl Hüsnü Dağlarca almışlardı…

2007 yılında Filistinli Şair Mahmoud Darwish bu ödüle layık görülmüşrü!

Uluslararası Hazar Şiir Akşamları 1992 yılından günümüze doğru istikrarlı bir şekilde gerçekleştirilen bir organizasyon… UNESCO’nun kapıları niye çalınmasın?

Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarını Elâzığ Şehrimizden Türkiye’ye ve Gönül Coğrafyamıza nasıl taşıyabiliriz?

Elbette ki, İletişim Teknolojilerini en iyi bir şekilde kullanarak… Yerel Basınımız (gazete, dergi, radyo ve televizyon), Yaygın Basınımız ve Özellikle de, her biri fikir ve düşünce kaleleri olarak yorumladığımız Dergilerimiz ve Gazetelerin Kültür-Sanat Sayfaları… O halde, basınımızla içiçe olmanın yanında, “Dergilerimizin katılımını sağlamak…

Uluslararası Hazar Şiir Akşamları sadece, “bir merkezde mi yapılacak?” Geçmiş yıllarda olduğu gibi önümüzdeki yıllar içerisinde de, “İlçelerimizde ve Okullarımızda yereldeki şair ve yazarlarımızın da katılımıyla daha da zenginleştirebiliriz!

Geçmiş yıllarda, “ses ve söz bir aradaydı…” Şairlerimizin bestesi yapılan eserleri Devlet Korosu tarafından icra edilemez mi? Elâzığ’dan TRT repertuarına taşınacak o kadar nezih eserler var ki…

Uluslararası Hazar Şiir Akşamları her geçen yıl kendisini yenileyerek yoluna devam etmelidir.

27.nci Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının Ganire Paşayeva adına yapılmasını da bir gazeteci-yazar ve şair olarak teklif ediyorum.

Özellikle de, Fırat Üniversitesi, daha fazla katkı vermelidir. Bu katkıyla birlikte, “birkaç oturumdan oluşacak sohbet toplantıları/ paneller/ konferansların gerçekleşmesi…”

Şehrin bu prestijli faaliyete katılımı elbette ki, ‘tanıtımın daha da güçlendirilmesi ile…’ olur kanaatindeyim… Şiir Akşamları, arabada, durakta, sokakta, kahvelerde, Sivil Toplum Örgülerinde vesaire yıl boyu içerisinde konuşulmalıdır… 

Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının her bakımdan “ŞEHRİN FAALİYETİ OLDUĞUNU” bileceğiz. Elâzığ Şehrinin, “ŞİİRİN BAŞKENTİ!” olduğu temasını da sıklıkla işleyeceğiz. 

Ganire Paşayeva Elâzığ Şehri için ne diyorlardı; “ANADOLU’DAKİ AZERBAYCAN!” 

Cengiz Aytmatov ise Elâzığ Şehri için, “TÜRK DÜNYASININ MANEVİ AZIĞI” diyeceklerdi. 

Bu tarihi olgunluk içerisinde yüksek bir moralle; “HAYDİ ELÂZIĞ!” diyelim.

“Şiir ve Şair” başlıklı şiirimizde şöyle diyoruz;

“Resulün hırkasını taşır, şair

“Şiir de hikmet gibidir” der, Resul

Anladım, “sanat Allah’ı aramak…”

Bildim, “çelik çomak işimiş, sair…”

Şiir, dua gibi süzülür gönlümden

Hikmet pınarı gibi kaynar, özümden

İlham kaynağı gibi taşar, özümden”