24 Ocak 2020 tarihinden 06 Şubat 2023 tarihine…
Elâzığ ve Kahramanmaraş Depremleri…
Ve her iki depremin arasında, “pandemi dönemi…”
Cumhuriyet tarihinin belki de, en mahzun ve en hazin yılları…
Bütün sosyal, kültürel ve de iktisadi aktivitelerin durduğu yıllar…
Üretimin minimum seviyelere düştüğü yıllar!
14 ve 28 Mayıs 2023 yılında yapılan Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi!
Seçimler bitti… Milletvekilleri T.B.M.M’nde, yeminlerini ettiler!
Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’da, T.B.M.M’nde; yemin ettiler.
Ve en önemlisi, “Yeni Bakanlar Kurulunu…” açıkladılar.
Yeni Dönem; insanımıza, şehrimize, vatan coğrafyamıza, milletimize hayırlı olsun!
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan konuşmalarında, “Birlik ve Beraberlik vurgusu…” yaptılar.
İnsanımız, şehrimiz, vatanımız, gönül coğrafyamız için önümüzdeki yılların/ gelecek yılların hayırlara vesile olmasını yürekten temenni ediyoruz.
Şunu gayet iyi biliyoruz, “Türkiye bölgesinde güven, huzur ve istikrar coğrafyasıdır!”
Anadolu Coğrafyası konum itibariyle de, “yerküresinin cazibe merkezidir!”
Türkiye’siz bir Ortadoğu/ veya Türkiye’siz bir dünya düşünemezsiniz!
Stratejik olarak Anadolu Coğrafyası; “üç kıtayı birbirine en fazla yaklaştıran insanlık tarihinin medeniyet coğrafyasıdır!”
Birçok mütefekkir, “21.nci asrın; Türk Asrı olacağını…” ifade ederler.
Özelliklede, ‘aydınlarımızın sorumlulukları…’ daha fazla artıyor.
“Milli bir şuur etrafında…” milletçe kenetlenme dönemi de başlamıştır da, diyebiliriz.
Artık nerede ise bütün yazılarımızda üzerinde titrediğimiz temel hususlar var;
“Yüksek bir adalet, yüksek bir ahlak, yüksek bir ilim ve yüksek bir moral…”
Şu yaşadığımız şehirde/ vatan coğrafyamızda; “her türlü şüphe, tereddüt ve endişe duvarlarını yıkacağız!”
Bizim inancımızda, ‘ümitsizliğe…’ yer yoktur!
Ye’is/ veya Ümitsizlik; Batının bu toplum üzerine attığı bir ifrattır, iftiradır, her bakımdan da; kirli bir nefret ağıdır.
Bu millet, tarihi boyunca o kadar çok çetin imtihanlardan geçti ki…
Çanakkale’den Samsun’a… Samsun’dan Ankara’ya; bir asır öncesinin yolculuğunu yapınız!
1927’lerde, “13 milyon ihtiyar ve yorgun bir nüfus…”
Geliniz, o nüfusun; ‘iman ve ihlasla giydiği çelikten zırha…’ şöyle bir gönül gözüyle bakınız!
Birinci Meclis… İkinci Meclis… Büyük ufukları, büyük idealleri bizlere miras bırakan meclis…
2023 Yılı… “Türk Dünyasının her bakımdan birlikte/ beraber sosyal, kültürel, iktisadi, siyasi işbirliği alanlarında konuşulduğu…” yılların içerisindeyiz!
2023 Yılı… “bir millet…” kavramı etrafında; ‘irade oluşturduğumuz…’ yıllardayız.
Türkiye’nin, gönül coğrafyamızda yer alan kardeş ülkeler içinde, ‘rol model olduğunu da…’ söylemek isterim. Hâlihazırda ülke olarak mevcut sıkıntıların üstesinden gelmeliyiz.
Ülke insanının en fazla üzerinde titrediği sıkıntı şüphesiz ki, “halkımızın ifadesiyle pahalılıktır!”
Siyasi iradenin üzerinde çalışacağı en büyük mücadele, “ücretler ve enflasyondur!”
Türk- İş’in Mayıs 2023 ayı için açıkladığı 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı; ’10 bin 362 lira’ yoksulluk sınırı ise ’33 bin 752 lira’
Günümüzde ailelerin sıklıkla kullandığı bir kavram var; ‘geçinemiyorum…’
Şunu da ifade etmeliyim, ‘sıkıntıları olan bir insan huzurlu bir şekilde ibadet de edemez’
O halde, günümüzde siyasi irade; “85 milyon insanımızı can kulağıyla dinlemelidir!”
Bir yanda enflasyonla ciddi bir mücadelenin içerisine girilirken,
Beri tarafta da, ‘çalışanların ve emeklilerin ücretlerine refah payı getirilmelidir…’
Önümüzde, Kurban Bayramını birlikte idrak edeceğiz!
15 milyon emekliye acaba, “2 bin lira ikramiye mi verilecek…”
Yoksa günümüz şartlarına uygun ikramiye miktarı mı düşünülecek?
Önümüzdeki günlerde memur, işçi ve emekli ücretlerinin şekilleneceğini göreceğiz.
Gerçekten sıkıntılı bir süreçten geçmekteyiz.
Bu ülkenin en büyük iki düşmanı, “yoksulluk ve cehalettir!”
Bu iki düşmanı bizler, “milli bir şuur ve uyanışla/ veya dirilişle…” yenebiliriz.
Burada, ‘milletçe bir irade koyacağız’
Bizleri birbirimize bağlayan değerler üzerinde de, ‘titremeliyiz’
Şunu da ifade etmeliyim, “tarlada ki fiyatla pazardaki fiyat arasındaki fark/ veya değişim…”
Daha sağlıklı, daha istikrarlı, daha korunaklı bir kontrol mekanizması şart efendim!
Burada kim/ veya kimler kazanıyor sorusu üzerinde de duralım?
Belki de yıllardır unuttuğumuz bir gerçek/ realite vardı?
“Köylü milletin efendisidir…”
Kırsal kesimleri sadece konuşmaktan ziyade, ‘toprağa dokunacağız’
Toprağın kokusunu içimize çekeceğiz!
Daha düne kadar tarım sektöründe ‘ara sınıf elemanını yetiştiren’ Tarım Liselerine tekrar sağlıklı, esenlikli bir dönüşümü mutlaka yapmalıyız.
Her sektörde, mutlaka; ‘ara eleman…’ ve ‘mutlaka her sektörde eğitim…’