YİRMİ DOKUZ HARFİ SAYSAM!
Bedrettin KELEŞTİMUR
Onları anlamak/ onların zihniyetine dokunmak için Bakara Suresi 74.ncü ayetini okuyalım;
“Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu.
Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır.
Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar.
Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer.
Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.”
Kalplerinde Allah korkusu olmayanlara, sizler ’29 harfin her birine mana elbisesi giydirseniz yine onlara ne sözünüzü işittirebilir ne de anlatabilirsiniz?’
Bakara Suresi 18.nci ayet onların hallerini anlatır;
“Onlar sağırdırlar (hakkı işitmezler), dilsizdirler (imanı ikrar etmezler), kördürler (anlayış gözü ile hakkı ayırt etmezler), artık onlar (bu hallerinden) dönmezler”
İnsanlık âlemi böylesine şuursuzca, insafsızca, merhametsizce, insan olmanın erdemlerinden uzak bir körlük içerisinde…
“Yirmi dokuz harfi bir saysam mı?” şiirimizi sizlerle paylaşmak istiyorum;
“Yirmi dokuz harfi bir saysam mı?
Azap düştü, belâ düştü dertlendim!
Endişe, küfür küfür esti, yazsam mı?
Gurbet düştü, hasret düştü hislendim!
Kırıldı, incindi, daraldı kalpler;
Misal mi düştü bütün efkârıma?
Yaslı uyandı güne, canlar düştü!
Düştü, düşürüldü; kanlı tuzaklar,
Bu kanı ne rüzgâr siler, ne yağmur
Kaskatı taştan daha katı kalpler…”
Gazze’de akıl almaz, insanlık hududunu aşan ve neticede büyük bir soykırıma dönüşen vahşet…
Maide Suresi 82.nci ayeti birlikte okuyalım;
“İnananlara en şiddetli düşman olarak, insanlardan Yahudileri ve Allah’a eş koşanları bulursun.
Onlardan, inananlara sevgice en yakın “Biz Hristiyan’ız” diyenleri bulursun.
Bu onların içinde bilginler ve rahipler bulunmasından ve büyüklük taslamamalarındandır.”
(İslâm tarihinde ilk hicret Habeşistan’a olacak. Habeşistan Kralı Necaşi’nin Müslümanlara gösterdiği yakınlık önemlidir)
Medine’de bulunan Beni Kurayza Yahudilerinin Hendek Savaşı’nda, Mekkeli müşriklerle Müslümanlara karşı anlaştıklarını unutmayalım!
Gazze’de, ‘fıtrat aynı fıtrat…’ hiç mi hiç değişmemiş!
Kinin, öfkenin bir yanardağ patlaması gibi insanlığa verdiği zarar da, dikkate şayandır.
Camilerin, Okulların, Hastanelerin, Pazarların, masum evlerin hedef alındığı bir Gazze düşünün!
Bakara Suresi 114.ncü ayette ne buyruluyor;
“Allah’ın mescitlerinde, O’nun isminin anılmasına engel olan ve oraların yıkılması için çalışan kimseden daha kötü kim olabilir?
Hâlbuki onların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir.
Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap var.”
Şu vahşet/ veya insanlık suçu karşısında, onların; ‘insanlara bakabilecek yüzleri yoktur!’
Kendi içlerinde bile bir büyük nefret dalgasının nasıl yayılmakta olduğunu görmekteyiz!
Gazze, neticede insanlığın imtihanıdır!
21.nci asrın duruşunu bizlere tasvir eden bir imtihan!
“Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir!”
“Bir insanı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmak gibidir!”
Gazze’de, insanlık ölüyor, merhamet ölüyor, şefkat ölüyor, bilumum iyilikler, güzellikler, erdemlikler ölüyor/ veya öldürülüyor… Tin Suresi 4-6.ncı ayetlerde şöyle buyrulur;
“Biz gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık
Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik
Ancak, iman edip sâlih ameller işleyenler başka. Onun için devamlı bir mükâfat vardır.”
İnsan, “Esfeli Safilin!” veya “aşağıların aşağısı” bir seviyeye düşebiliyormuş!