Turgut Demirel

Tarih: 17.08.2013 00:00

SİYASİ OTORİTE VE YAPTIRIM GÜCÜ

Facebook Twitter Linked-in

Yolsuzluklara baktığımızda, mutlaka bir ucunda kamu yönetiminde görevli bir memur bulunmaktadır. Bunun suçunun tespit edilip, yargı önüne çıkartılması ve yargılanması, mevcut sistem içinde istenilen sonucun sağlanması açısından birçok olumsuzluklarla doludur. Bir yolsuzluk ihbarı ya da şikâyeti önce kurumun en üst amirine intikal ettirilir. Bu amir iddiaların olası sonuçlarını düşünerek, şayet gerek görürse, konunun incelenmesini üst konumdaki bir memura ya da denetim elemanına verir. Görev verilen kişi incelemelerini yapar yine üst amire görüşünü bildirir.
Yalnız unutulmamalıdır ki; görev verilen kişi amirin emrinde bir memurdur. Görevi veren aynı zamanda onun sicil amiridir. Ona her türlü görev verme yetkisi vardır. Görevi yapanında üst görevlere atanma gibi bir beklentisi olabilir. Hatta amir ve görev yapan kişi aynı düşünceleri paylaşan kişilerde olabilir. Bunları her iki taraf da bilir. Bu şartlarda incelemeler yapılır ve görüşler bildirilir ve yetkili amir tarafından bir karar verilir.
Özellikle kamu ihaleleri ve edim sözleşmelerinden kaynaklanan, kamu görevlilerinin rüşvet, irtikâp ve zimmet gibi suçları işlemek suretiyle karıştığı, kamu kaynaklarının belirli çıkar gruplarına peşkeş çekildiği kapsamlı yolsuzlukların kararlılıkla üzerine gidilerek, bunların kamu kurumları ve toplum içerisindeki konum ve statüleri ne olursa olsun adalet önüne çıkarılmaları gerekmektedir.
Sonuç olarak; kamu görevlisi yargı önüne ya çıkarılır ya da çıkarılmaz. Yargı önüne çıkarılmayan kamu görevlisinin dosyası kapanır. Çıkarılan ise yargılanır. Yargılama aşamaları herkese açık olduğu için sonuçlar herkes tarafından bilinir.
Olayın sonucuna göre; ihbar ve şikâyet edenler ile kamuoyu, devletin yaptırım gücünü kullanarak bu kişiye gereken cezanın verildiğini veya işlenen suçun cezasız kaldığını ya da işlenen suçla dengeli olmayan bir ceza ile cezalandırıldığını düşünür.
Bu düşünce; kişilerin yolsuzluk ve suçlara yönelmesinde ya da yönelmemesinde en temel etkendir. Sonuçta kamuoyunun genel düşüncesi bu birikimden oluşur. Bu sonuçların doğmasında, siyasi otoritenin etkisi nedir diye sorarsak, bu noktaya gelmemizde siyaset kurumunun büyük yanlışlıklarının olduğu ve halen devam ettiği görülmektedir.
Ülkemizde siyasi otorite, kendisine bağlı kayırmacılık esasına göre atadığı yöneticilerden oluşan bir kamu yönetimi istemektedir. Bu yapılanma aşamalı olarak alt kademelere kadar inmektedir. Bu da siyasi otoritenin kamu yöneticileri karşısında tarafsız kalma iradesini ortadan kaldırmakta ve devlet yolsuzluklar karşısında yaptırım gücünü kaybetmektedir.
Dürüst, bilgili ve yetenekli insanların idare ettiği bir devletin kötü idare edilen bir devlet olması imkânsız olduğu gibi, kötü idare edilen bir devletin de iyi insanlar tarafından idare edilen bir devlet olması imkânsızdır.

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —