Yurdumda bunca sorun ve sıkıntı varken birde başımıza Suriyeliler çıktı. Yaşı otuzun üzerinde olanlar hatırlarlar, 1988 yılında Saddam zulmünden kaçan 8 bini aşkın peşmergenin Türkiye’ye sığındığı dönemde yaklaşık 4 bin peşmerge Muş’a yerleşerek yaklaşık 4 yıl boyunca Muş’ta kaldılar. Kaldıkları süre içerisinde benim hatırladığım kadarıyla toplumu rahatsız edecek derecede bir olumsuzluğa meydan vermedikleri gibi hemen hemen her iş kolunda çalışarak onurlu bir şekilde hayatlarını sürdürmeye devam ettiler.
O günlerden bugünlere uzun yıllar geçti. Şimdi de dünün Esad’ı bugünün Esed’i olan Suriye Devlet Başkanının zulmünden kaçan Suriyelileri ağırlıyor yurdum. Ülkelerindeki iç karışıklıktan kaçarak Türkiye`ye gelen Suriyeliler için yapılan ve kurulan konteyner kentlerde tüm imkanlara sahip olmalarına rağmen girin internete Gaziantep, Kilis, Akçakale, Hatay, Antalya, İstanbul, Şanlıurfa ve sayamadığımız nice bölgelerimizde karışmadıkları ve sayısını bile belirleyemeyeceğimiz birçok olaya karışarak memleketin huzurunu bozdular. Daha geçenlerde sınırı geçmeye çalışanların açtığı ateş ile bir polis memurumuzu şehit verdik. Bunlar basına yansıyanlar, birde basına yansımayanlar var.
Dilencileri arar olduk (!)
Bugün Muşumuza baktığımızda daha önceleri dilencilerden duyulan rahatsızlıklar bugünlerde fiziki olarak hiçbir kusuru bulunmadığı halde çalışmak yerine ellerine aldıkları bir kimlik ile ben Suriyeliyim söylemleriyle ev, işyeri, cami, cadde ve sokaklarda insanlarımızın dini duygularını su istimal ederek halka rahatsızlık veren Suriyelilerin elinden dilencileri arar olduk. 1988 yılında Saddam zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınan peşmergelerde sığınmacıydılar, 2011 Mart ayında dünün Esad’ı bugünün Esed’i olan Suriye Devlet Başkanının zulmünden kaçan Suriyeliler de sığınmacılar… Sizce de arada çok fark yok mu?