Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 20.10.2023 20:14

18 EKİM VE AZERBAYCAN

Facebook Twitter Linked-in

18 EKİM VE AZERBAYCAN

Bedrettin KELEŞTİMUR

(Azerbaycan'ın Bağımsızlığı Anısına)

İlk defa bu yazıyı 19 Ekim 2019 tarihinde kaleme almışım.

Karabağ’ın henüz Ermeni işgali altında olduğu yıllar…

Dağlık Karabağ, Ruslarında desteğiyle Ermeniler tarafından 1988-1994 yılları arasında işgal edilecekti. Azerbaycan topraklarının ‘yüzde 20’leri işgal sancılarını çekecekti’ Bir milyon insan yurtlarından olacaklardı. Tarihi Azerbaycan Şehirleri, “Hankendi, Şuşa, Terter, Hocalı, Ağdam, 

Hocavend, Fuzuli, Cebrail…” Ermeniler tarafından işgal edilecekti. Ve özellikle de, “Hocalı Katliamı…” insanlık âleminin yaşadığı en büyük dramdı/ soykırımdı. 

Türkiye ile Azerbaycan’ın güçlü ittifakı ile 44 günlük tarihi bir milli mücadele ile Dağlık Karabağ işgalden kurtarılacaktı… 27 Eylül- 10 Kasım 2200 tarihleri bir büyük efsanenin adıdır.

Filistin Gazze bugün İsrail’in mezalimi altında inlemektedir. Ve doğrudan doğruya ABD’nin desteğiyle… İslâm Âlemi tarihi bir dayanışma örneği verdiği takdirde, Filistin’de tıpkı Karabağ örneğinde olduğu gibi elbette, Filistin halkı kendi topraklarına hür iradeleriyle kavuşacaklardır.

19 Ekim 2019 Tarihli, “BİR MİLLETİZ” yazımızı sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum;

İlk defa Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ne diyorlardı;

“Biz bir millet, iki devletiz!” Tarihte, “ortak kaderi…” paylaşan iki devletiz!

Acılarımızı bir bildik, sevinçlerimizi de bir bildik!

1990’lı yıllardan itibaren Elazığ’da düzenlenen; “Uluslararası Hazar Şiir Akşamları…”

“Türk Dünyası Hizmet Ödülleri…” “Bakü- Elazığ Buluşması…”

“Küçük Hazar’dan, Büyük Hazar’a…”

Her biri tarihi organizasyonlarla; Elazığ’dan, dost ve gönül Azerbaycan’a; “köprüler…” kuruldu!

Yılların özlemiyle, “hasretle” tarihi yad ettik! İlk Hazar Şiir Akşamlarında Elazığlıların misafiri Nebi Hazri’ydi… Her mısraıyla; şiire zevk verdi, incelik ve sadelik kattı;

Sözü, “özünden” gelerek, “şefkat pınarlarıyla” besledi!

O yürek seslenişi hala hafızalarımızda;

“Muhabbet sonsuzdur, ömürse kısa/ Ne olur, sadakat ebedi kalsa!

Kimin yüreğinde bir tel kırılsa,/ Benim yüreğimdir, benim yüreğim…”

Bizler, “iki devlet- bir milletiz!”

Ankara’da, “yükselen bir bayrak bir daha inmez” diyen, 1918 tarihinde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin Kurucusu, Mehmet Emin Resulzade’nin de, “mezarı” bulunmaktadır.

Günümüzde Türkiye’nin en kadim dostu, “Biz bir millet, iki devletiz” diyen, Can Azerbaycan’dır.

Ankara, özellikle de Bakü için bir gönül, bir sevda rıhtımıdır. 

O dostluk, “Elazığ-Bakü hattında” 1990’lardan sonra; yıllar boyunca, “tarihi buluşmalarla” zirve yapacaktır.

Bahtiyar Vahapzade de ise “tarihe” şöyle bir yaklaşım getirir; “Geçmiş inkâr edilemez; geçmişine taş atanın, geleceğine gülle atarlar” Akif, “Ben de tarih okudum, âlemi elbet bilirim”

“Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Tarihimizi iyi okuyacağız, özellikle de, “son bir asrı!”

Acılar, sevinçler her iki ülkenin, “ortak paydası” Karabağ, Azerbaycan’ın ‘can damarı’

Yüzölçümü olarak da, Azerbaycan’ın 1/5’i büyüklüğünde!

Yıllardır, Rusya destekli “Ermeni saldırıları” ve işgali altında!

Azerbaycan ve Türkiye, Tarihi birlikteliği olan, “iki kilit ülke…”

Rusya destekli, Ermenistan; Kafkaslarda rahat durmuyor! Bu coğrafyada, ‘sular durulmadı’ 

Durulmayacak da! Erivan, bugünkü Ermenistan’ın Başkenti…

Erivan gerçekte, tarihte de önemli yer işgal eden, tarihi Türk Şehri, “Revan Şehrinden” başkası değildir! Ermeniler, “Revan’dan tarihi hiçbir iz bırakmamışlardır”

Bütünüyle yakıp yıkmışlardır… Aynı Ermenistan, “Hocalı Katliamını…” yapacaktır!

Yüzlerce, ‘masum sivili’ acımasızca öldürecektir! Batı dünyası sürekli, “çifte standart” uygulamaktadır! Aynı yüzsüzlüğü, edepsizliği günümüzde de yapmaktadır!

Her iki ülke; “Azerbaycan-Türkiye” birlikte, ittifak içerisinde olacaklar: “Biz bir millet, iki devletiz” Azerbaycan, bu milletin “Ata Yurduna açılan penceresidir!” Kafkaslar, tarih boyunca; “ortak paydamız” olmuştur. “Mehmet Emin Resulzâde…” Azerbaycan’ın ilk Cumhurbaşkanı;

“Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözü ona aittir.

Bu kahraman insanın kabri, Ankara’dadır…

Nuri Paşa, “Bakü’nün Rus ve Ermeni katliamından kurtaran” kahraman insan!

Tarihimiz iç içe… İki can kardeş devlet! Birbirinin acısına da, sevincine de koşan iki devletiz…

“Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” Bu üç ifade, bir büyük ideali özetliyor;

O idealin sahibi, Diyarbakırlı bir büyük mütefekkir; Türkiye’de, “sosyolojinin kurucusu” Ziya Gökalp’tir. İşte, Azerbaycan’ın; “üç renkten oluşan” bayrağı; Bu idealin, “resmi devlet felsefesi” haline gelmiştir ideal, her iki ülkeyi ortak bir paydada buluşturmaktadır.

Her iki ülkenin, “ortak kaderi” dedik;

Gazi Atatürk, bir büyük coğrafyayı, mısralarda o kadar veciz bir şekilde ifade eder ki,

“Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,/ Avrupa'nın Alpler' inde Oğuz torunları,/ Doğudan çıkan biz, batıda yine biz; /Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz.”

Ortadoğu’nun kimliğinde, “bu asil millet” Duruşunda da, aynı asaletin verdiği, “vakar!”

Bakü ile Elazığ’ı birleştiren bir, “vatan şairimiz” Elmas Yıldırım! Onun anısına, “Uluslararası Hazar Şiir Akşamları” düzenlendi! Onun anısına, “Elazığ-Bakü” ve “Bakü-Elazığ” buluşmaları gerçekleşti! O kadar güçlü bir köprü kuruldu ki, O tarihi buluşmalarda, “her iki ülke seferber oldular!” Can içre birbirleriyle kaynaştılar…

Elmas Yıldırım, “Kara Destan” şiirinde ne diyorlardı?

“Kimse bilmez Tanrıdağın yaşını 

Düşman almış Altayların başını

Uçurmuştur baştan dövlet kuşunu

Satvetine üz çevirmiş zaman hey!

Koca Türk’ün düştüğü dert yaman hey!”

**** ***

Ahmet Cevat Ahundzade, Azeri şairidir. Onun hayatında; “büyük bir çile, eza, cezaevi ve şehadet!”

O’nun bütün sevdasında, “Milletinin Hürriyeti…” Hürriyet Sevdası vardır. O kendisini şiirlerinde de tarif eder; “Soranlara ben bu yurdun/ Anlatayım nesiyem;/ Ben çeynenen bir ülkenin/ “Hak” kışkıran sesiyem!”

“Ses olmak” bir milletin “haykıran sesi!” olmak

Ne diyor, Hüseyin Cavit;

“Kimlerin oğlusun? Nesin? Kimsin?

Sürünüp durma böyle bir yüksel!

Bir düşün, gör beş altı asır evvel

Ne idin? İmdi neredesin? Bu ne yas?

Acaba yok mu sende izzet-i nefis”

Gözlerim elbet, Yunus kokacaktır, elbet, Piri Türkistan’ı özleyecektir, elbet, Mevlana gibi zinde bir ufuk açacaktır. Elazığ Şehri, 32 yıl boyunca özünde; “kutsal bir davayı” taşıdı!

Bir büyük ideale, “sakalık” yaptı

Destanlarımıza bakınız; “Demiri Dövdük, Dağları erittik, ayaklarımızın altına serdik, insanlığa hediye ettik koskoca medeniyetleri... Masallarımız, kahramanlarla çocuklarımızın gözlerini büyüledi. 

Anne sütü gibi gönüllerini ferahlattı.. Gürbüz yiğitler çıktı, vatan coğrafyasında… 

Ses verdiler, Ötüken yaylasından.. Ders aldılar, Ahmet Yesevi ’den… 

Semerkant, Buhara rüyalarını süsledi, her dem.. Kaşgar, dillerini bezedi.

Aktılar, doğudan batıya doğru.. Bahar coşkusu içerisinde Yunusça dillendiler, 

Ahi Evran Konağı’nda yenidünyalar/ yeni iklimlerle tanış oldular.

Şeyh Edebali, Emir Sultanlarla hayata barış oldular.

Fuzuli’den Nesimi’ye.. Şeyh Galip’den, Yahya Kemal’e bir yay kirişi gibi gönül iklimini sevdalarına gerdiler. Bir hayat ki, Dede Efendiler de, Itrileri de billurlaştı…

Ne diyoruz, 

“Gala'dan Gala'ya köprü kurmuşum 

Her iki Gala, yüreğim, can evim 

Vatan sevgisi imanım demişim 

Tutuşturur tüm cihanı alevim!”

Onlar, birer 'abide şahsiyet...' Onlar, söz sanatında birer 'Ulu çınar' Onlar, inancın 'kale duvarları...' 

Onlar, bir milletin 'ar perdesi...' Onlar, edep yolunun sevda önderleri!

Onlar, Azerbaycan'ın yanan istiklal meşaleleri! 

Can Azerbaycan'ı bu yüksek sevdayla tanıdım... 

Bahtiyar Vahapzade, o şiirinde;

“Bir ananın iki oğlu, bir âmâlın iki kolu 

O da ulu, bu da ulu Azerbaycan-Türkiye…” 

Ve bu güçlü, sevda yüklü mısralar devam ediyor.

Ahmet Cevat Ahundzade’yle ilanihaye kardeş Azerbaycanlar birlikte; 

“Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk'ün bayrağına 

Ah ölmeden bir görseydim düşebilsem toprağına…” 

Birlikte, inşallah her zaman ve mekânda, tarihi yâd ederek söyleyeceğiz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —