Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 22.11.2023 20:38

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNE

Facebook Twitter Linked-in

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNE

Bedrettin KELEŞTİMUR

 

Ey hakikat geldim önüne, bugün diz çöktüm! Yakardım, gözyaşlarımla dil döktüm! Bugün, bu güzel günde, semanın altın tasını öptüm! Birçok yazılarımızda ve sohbetlerimizde özellikle, 11–13. asrı örnek veririm! Ve 21. asrında, Türk Asrı olacağı inancını tekrarlar dururum. Dünden bugünlere, ‘cihanın gösterdiği ayna’ bizlere; cihan hâkimiyeti ve bilginin ikiz kardeş olduğunu haykırıyor. 

Öğrencilerimiz A. N. Asya’nın şu dörtlüğünü manasıyla hayatına yol arkadaşı edinmelidir;

“Âlim dedi; ‘Bir harika öğrenciydi’

 Şair dedi; yer yer sözü bir inciydi

 ‘Fatih Sultan’ adıyla andık onu biz

 Tarih dedi; Fatihlerin en genciydi”

Yürekten sesleniyoruz; “Anlat bana, ecdadını bir defa olsun/ ‘Ben kimim’ sorusu hayatınla bir olsun/ Unutma, unutulmak ölümden de beter/ Ki, seni yaşatacak ‘yüce ülkün’ olsun” 

Gayesiz, hedefsiz, ilkesiz, rağbetsiz, isteksiz, arzusuz bir insan veya bir toplum ‘ölü’ olarak anılır! Bizim, millet olarak ve ‘inandığımız değerler’ olarak böyle bir lüksümüz yok! Olmamalı da! Bir dörtlüğümüzde ne diyoruz; “Dinle, tarihle, halkla barış/ Hizmette zamanla yarış/ Zinde bir mazinin izinde;/ İmar et vatanı karış karış” 

Böyle bir yürek, böyle bir arzu bizlere elbette ki, ‘üç kıtayı birbirine yaklaştıran fetih ruhunu’ hatırlatır. Bir gün, İstanbul’dan Kafkasların ötesine, yüksek dağların/ bulutların üzerinden süzülerek uçtuğumuzda, acaba dedim, atalarımız ‘at sırtında’ üç kıtaya nasıl hâkim olmuşlar? 400 çadırlık bir aşiretten koca bir imparatorluk çıkaran o ruh, nasıl bir ruh! 

Böyle bir ruhun elbette ki, 21. asırda daha fazla hasretindeyiz! Böylesine bir yürek yangınının tamamıyla içerisindeyiz. İstiklâl Marşımızın şairi Akif’i dinleyelim;

“ ‘Muallim’ diyen olmak gerektir imanlı

 Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı,

 Bu dördü olmadan olmaz; vazife çünkü büyük”

 ‘yeniden bir dünya’ düşündüm! Allah Resulünün çevresinde halkalanan 120 bin Sahabenin ancak on bin civarındakinin kabirleri Medine’de, Cennet’ül Bakiye’de! Ya diğerleri… İşte, ahire kadar uzanan yolumuzdaki asıl ve asil işaret taşlarını onların manevi ihtişamında okumaya başlarız. O ihtişamlı yürüyüşün kökleri toprağın derinliklerine öylesine sürgün vermiş ki, tarihin seyri değişmiştir. İlmin, Hikmetin, Sanatın ve İrfanın cazibe merkezi bir anda doğuya taşınmıştır! Maveraünnehir ve Anadolu asırlara öylesine hükmetmiştir ki, tarih yeniden bir bahar müjdesiyle doğmuştur. 

Anadolu’nun ve Balkanların ‘manevi fatihleri’ olarak, ‘Horasan Erenleri’nden söz ederiz. Türkistan’dan Anadolu’ya doğru kayan, ‘yıldızlar’ olarak anılırlar. Bahtımızı ve tahtımızı aydınlatan ‘irfan mektepleri’ olarak da anarız onları! 

İlim dedik değil mi? Cihana hâkimiyetin tek yolu, ‘ilim ve marifetten’ geçer! Anadolu artık, kendi kabından süratle taşmalıdır. Binler, on binler dünyanın dört bir yanına, ‘Sahabe Meşrebiyle’ donanarak, artık 11–13. asırlarda, Horasan Erenlerinin oynadığı rolü, ‘aynı mayayı çalarak’ oynamalıdır! 

İnancımız, Yüce dinimiz ilmi ve ilim sahiplerini ‘teşvik’ ediyor. Onları toplum nazarında taltif ederek yüceltiyor. Ayet; “Eğer gerçekten yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizde mürekkep olup arkasından yedi deniz daha ona yardım etse Allah’ın kelimeleri (yazılmakla tükenmez) muhakkak ki Allah Aziz (kudreti daima üstün gelen) dir. Hakim, her işi hikmetli olan)dır.” (Lokman süresi)

Tek çıkar yolumuz ve tek çaremiz var, o da; ‘eğitim’ İnancımızı besleyecek bir neslin yarınlara talip olması! Öğretmenlik mesleği o kadar kutsal ki, ‘öğretmen fakında olacak’ O farkındalık, ‘gelecek nesillerin muallimi olarak kendisini tarif eder…’ 

Konuyla ilgili ‘dörtlüklerimizi’ sizlerle paylaşmak istiyorum;

Tuzak olur! 

Toprak hâki, tuz ak olur 

İlim/Hikmet göç etti mi? 

Nefis cana tuzak olur!

 

Okul olur, 

Millete ocak, okul olur 

Tüter bacası nefesinden; 

İlme’l yakin O/ kul olur! 

 

Kimin fermanı, Islahat! 

Yüz elli yıllık maslahat 

Yakarışımız Huda’dan, 

Bizi hayırla ıslah / et! 

***

Oku, 

“İkrâ” ilk emir oku 

Kelimeler ışıl ışıl; 

İlmin sadakta ki oku! 

***

Cehaletin taassup kokan 

Evladını gömdüğü o / kuma 

Pusatlanır kelimeler 

Kalbe huzur verir okuma! . 

***

Bir kitaptır kâinat, her ayette hakikat 

‘İlimsiz hayat’ İslam’a kurulan barikat 

Gönül gözü, peygamber; nuru arayan nesil 

Asrımız, sana muhtaç; seninle ebed kalır

***

Anlat bana ecdadını bir defa olsun 

‘Ben kimim’ sorusu hayatınla bir olsun 

Unutma, unutulmak ölümden de beter 

Ki, seni yaşatacak ‘yüce ülkün’ olsun

***

Yemyeşil tabiat nasıl da kömürleşiyor 

Ana rahminde cenin, can bulup ömürleşiyor 

Bir vücut veren var, kudret eli şu nizamda; 

Bir fidan ki, ilahi filtrede gürleşiyor…

***

“Alnın açık, başın dik olmalı..” bütün ömrün 

Hakk’a eğik, halka tevazu içinde görün 

Ne makamdır, ne mevki insana değer veren; 

Güzel ahlak elbisen olsun, takvayla örtün…

***

Akif’in nazarında öyle bir nesil ki, Asım… 

Düşürmeyecek asla kendi kültürüne hasım 

Medeniyet irfandır, şol kaynağında marifet 

Ahlak ve seciyeye rağbet her yirmi dört Kasım! 

***

İlim, Müslüman’ın yitik malı” denildi 

Akılsız baş, ‘bedenin hamalı’ denildi 

İbret almayana, şu dünya zelil-rüsva 

Amelsiz ilim, hiç olmamalı denildi…

***

İlmin hikmet gözesinden ‘çağ...’ oynadı 

Çer-çöp haline gelince, ‘bağ...’ oynadı 

İlahi.. Her tecellide nur ayetin; 

Bir çığ düşünce yerinden ‘dağ’ oynadı


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —