ANADOLU (DÖRTLÜKLER)
Bedrettin KELEŞTİMUR
Yeşil kilim gibi uzanır baktım,
Anadolu, bozkır yolunda bahtım
Gönül dünyasında çağlayan tahtım
Düşlerim sevgiyle yoğrula dursun
Gök mavisi serinliğinde adım
GANİRE PAŞAYEVA’YA…
Kahramanlar gölgesi uzun olur
İkindi güneşine benzer yüzü
Göçleri yüreklerde hüzün olur
Vatan gibi sevdaya benzer gözü
Yıldızlar kayarsa gün hazin olur
Yesevi ırmağına benzer sözü
YÜREĞE DOKUN
Yazdın mı hakikat, yüreğe dokun
Dokun hele ağlayan nağmelerle
Türküler, sineye saplanan okun,
Yarasını dağlayan nağmelerle
TÜRK ASRINA
Bir nesil geliyor, sessiz sedasız
Yirmi birinci asra, Türk Asrına;
Ufka, dolunayın doğuşuna bak;
Sağduyu yürüyor, vuslat yolunda
Yürekten yüreğe muştular bizi
Karanlığın çekilmesi yakındır
Gönül kanat çırpar, Türk Asrına
İKİLİK AZAPTIR
Birlik haktır, eliftir, yüceliktir
İkilik, ruha azap cüceliktir
Birlikten güç doğar, hayat doğar
İnsan olmaya murat, haceliktir
MÜSLÜMAN’IN VELİSİDİR
“Müslüman, Müslüman’ın velisidir”
Bu sevda, aşk yolunun delisidir
Gönlü irfan, marifet meclisidir
Her güzellik hakkın tecellisidir
Gönülden gönüle yoldur varana
YÜRÜMEK
Yalnız yürümek, yalnızlığa doğru
İz bırakmadan, sessizce yürümek
Ölüme yürümek, kadere yürümek!
Söz bırakmadan vuslata yürümek
Ne keder, ne korku halvete yürümek
Gözyaşı döker, deryaya yürümek!
HAFIZA
Kökünde kâh ‘hafız’ kâh ‘hafeze’
Her ikisi de kutlu kavram bize
Âdem, kâinatın sırrı, özeti
Akıl, beyin maveradan yol bize
GELSİN MUNZUR SUYU
Sevdanız Ferhat olsun, gelsin Munzur!
Sudan yana şehrimiz bulsun huzur
Bozkır Anadolu çöle dönmesin;
Derin kuyularda kalmasın mahsur
ŞİİR
Şiire, ‘nutku ilahi’ deriz biz
Kalbe ilham doğar, mutmain olur
Sözün sanatı, zarifi deriz biz,
Gönül çağlayanında emin olur
TURAN DEDİ
Doksan üç yıldır, Elâzığ ‘TURAN’ dedi
Dört nesil, idealim; ‘TURAN’ dedi
Sağduyunun sabırla sesi oldu;
Şehrin aksaçlıları, ‘TURAN’ dedi
Limana yaklaşan, “amiral gemisi”
Bir tatlı esintiyle, ‘TURAN’ dedi
OMUZLAR
Gün olur, kâinatı omuzlar
Gün olur, şehadeti omuzlar
Başlar, omuzlar üstünde;
Bir büyük vebali omuzlar
DUY BENİ HAKİKAT
Duy beni hakikat, dinle ey gönül
Kerem et, Aslı’na dön de gel gayri
Hani gül ikram eden dervişlerin
Ferhat yüreğini al da gel gayri
RESUL OKULU
Gökteki yıldızlar, Sahabe yolu
Yoldaki ışıklar, Kur’an’dan kelâm
Nur halkası onlar, Resul Okulu
Dert tebessümde, çileye selâm
EDİRNE’DEN ÜSKÜP’E
Edirne’den Üsküp’e, Kosova’dan Varna’ya
Türk’ün yüceliğini sorun uçan turnaya
Bir asma dalındaki akçeyle bakın Bosna’ya;
Yaraya merhem adlin gür sesinde duyulur.
İSİMLER
İsimler, biçilmiş elbise gibi
İnsan, o ismin özü, kimliği
Her iki âlemin bestesi gibi
Hafızalarda yerleşir kimliği