Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 02.02.2024 20:21

BİR RAMAZAN HOCA VARDI

Facebook Twitter Linked-in

BİR RAMAZAN HOCA VARDI

Bedrettin KELEŞTİMUR

Şu âlemde, Diyarbakırlı Ramazan Hoca vardı

Sözleri dalda dalga yayıldı gönüllerde;

“Korkumu Allah’a verdim, korkumun efendisi oldum.

Korkumu insana verseydim korkumun esaretine girecektim!”

Allah korkusu insanı, ‘kâinatın efendisi’ yapar.

Allah korkusu insanı, ‘yer ehline de, gök ehline de sevdirir’

Diyarbakırlı Ramazan Pişkin, 1972 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelir.

Onun dünyasında, ‘tesbih…’ vardır.

Diyarbakır Ulu Cami’de yaptığı sohbetlerle, bilindi/ tanındı…

Sohbetindeki farklılıklar sebebiyle de Diyarbakır halkı arasında,

“Filozof Ramazan…” olarak, anılmasına vesile oldu.

Ramazan Hoca şu fani âlemde öyle sözler eder ki,

“Akıl baştan çıkarsa ‘deli’ diyorlar

Dünya senden çıkarsa, ‘veli’ diyorlar

Sen dünyadan çıkarsan, ‘ölü’ diyorlar!”

Bizim Yunus’un gönül diline ne kadar yakın değil mi?

Şu âlemde, her an bir akın var değil mi?

Her insanın hayatı, “içerisindeki kıssalarla birlikte bir romandır!”

O romanı ancak, ‘yaşayan ve hal ehli dostları bilirler…’

Bizim üzerinde titrediğimiz sadece, ‘hüsnü zandır’

Güzel, halis, dupduru bir niyetle o hayata dokunabilmektir.

İbrahim Hakkı Hazretleri ne diyorlar;

“Hakkı gel sırrını eyleme zahir,

Olmak ister isen bu yolda mahir,

Harabat ehlini hor görme şakir,

Defineye malik viraneler var!”

Diyarbakır’dan sessiz sedasız İstanbul Cerrahpaşa’ya göç eden,

Ramazan Pişkin Hocamız, aynı mahallede; “Ramazan Çay Evi…” açarlar.

O çay evine, gönülden kopan bir sesle, “Velime Sofrası…” diyorum.

Bu mazlum insanın şehadet haberini alınca da,

İçimden dökülen mısraları sizlerle de paylaşmak istedim;

“Demlenir çayın sohbet niyetinde

Canlar mutmain, halvet nöbetinde

Ramazan Hoca bir, pir-i derviştir

Gönül yüzü has ipek kıymetinde

 

Şu âleme nazar et, ne görürsün?

Gönüllerde bin bir hürmet görürsün

Gül Bahçesi’nde, şehadet görürsün

Her biri sâlih âdem kıymetinde

Ervaha vefalı bir dost kıymetinde…”

Geceler, bazen ürpertir insanı…

Gecenin şerri, yıldırımlar gibi

Düşerse, mazlum çığlığına uyanır!

Bir haber salındı, “Ramazan Hocanın şahadet haberi!”

“Nehir gibidir insan, sessizcene akıp gider bilinmez!”

“Gece yorgandır, yorgunluğun üstüne

Sükûtun sessiz çığlığı üstüne

Seher vakti bülbülün şakıması,

Gönül teli titreşir selâlar üstüne!”

Diyarbakır’ın yetiştirdiği ender şahsiyetlerden biri olan,

Cahit Sıtkı Tarancı’nın, “Memleket İsterim!” şiiri o kadar dokunaklı ki,

“Memleket isterim

Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;

Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim

Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun.”

İnancımız, “bir insanı öldürmek, bütün kâinatı öldürmek gibidir…”

İnancımız, “bir insanı kurtarmak, bütün kâinatı kurtarmak gibidir…” 

Bütün gayretimiz, ‘insanı yaşatmak üzerine olsa…’ 

Onun için de imanla bütünleşen, ‘yüksek bir sevgiye, ihlasa ihtiyacımız var’


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —