ÇANAKKALE GEÇİLMEZ DEDİK
Bir asır önce,
'Çanakkale geçilmez' dedik
Toprağa adağımız,
Kanlarımızdı!
Etten duvar olmuş bedenlerimiz,
Dağlar gibi geçit vermez,
Canlarımızdı!
Değişti, hal tercümesi...
Mefhumlar değişti
Değişti soluklar,
Gönül fermanları değişti!
Değişti, hayata bakışlar
Çehreler değişti
Değişti, aşkın tarifi
Vuslatın yolu değişti!
Toprağı işleyip sürmeye
Altını üstünü sormaya,
Kendi tacını, ikbalini sevmeye
Geldiler birer birer
Artık vatanımda,
Yabancı ser,
Yabancı sermaye!
'Yerli Malı'
Bir hicapsız,
Çapsız şarkı oldu
Dudaklardan dökülür,
Acı bir zemheri!
Türkülerle,
Yollara talihim dökülür
Yollardan tarihim sökülür!
Öfkesine tutsak etmişler
Kini, söz ile tartan;
Simaya!
Beynimde kusmuk,
Dilim dilim doğranır
Dilim, avare iklimlere,
Himaye!
Sırrım gitti,
Sükûtumun, Göz nuru gitti!
Vicdanım şerha şerha
Ağlamakta surlar!
Yaralar bağlamakta,
Onca güller, karanfiller...
Alın götürün evhamlarıyla
Gömün bir cami avlusuna
Gölge olsun, asırlık bir çınar
Kabuk bağlasın, dert üstüne!
Karanlıklar hıçkırsın,
Bir garip sessizliğinde...
Bir grup öksüzlüğünde!
ÇANAKKALE’Yİ ANLAMAK
Sen Anadolu’ya türbe
Arzın üzerinde seccade
Bir hurma çubuğu gibi
Kıvrılmış, başında duruyor, hilal…
Çanakkale,
Yedi iklim sende mahşer
Hesap vermekte bütün şer
Ne güzel imtihan yerisin
Mağrur dünya hala seninle melal
Çanakkale,
İki yüz elli bin şehit
Vatan oluşuna, şu boğaz harbi şahit
Bir kırık fay arasında,
Şu siperler kim bilir kaç yaşında?
Bataryalar, torpillerle;
Gözleri çimlendiriyor zülal