CEMRELER DÜŞMEYE BAŞLADI
Bedrettin KELEŞTİMUR
2024 yılı Kış Mevsimi, ‘bahar havasında geçmeye devam ediyor!’
Halkımız arasında, “Zemheri…” olarak da ifade edilen “22 Aralık ile 30 Ocak arasındaki 40 günlük Kara Kış Günleri…” Anadolu Coğrafyamıza ne kadar yaşandı?
İlk Cemreler, 20 Şubat Günü Havaya düşüyor.
Türkiye’de en fazla kar alan illerimiz arasında yerini alan, “Muş İlimizde de Bahar Havası…” son günlerde kendisini gösteriyor.
Gerçi bizim güzel bir atasözümüz var; “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır!”
Şunu söylemek isteriz, “Cemrelerle birlikte kış mevsiminin heybetli duruşu sona eriyor!”
Birer hafta aralarla, “Önce havalar ısınıyor, onu suların ısınması takip ediyor. En geç ısınan ise kara toprak oluyor!”
Toprağın ısınması, ‘toprağa can yürümesidir’ .
Cemre sözlükte, “yanmış kömür parçası, kor.” olarak geçer
Arapça kökenli bir kelime olan “cemre”nin sözlük anlamı, kor yani ateştir.
Halk arasında cemre düşmesiyle birlikte;
Hıdırellez ve nevruz kutlamaları başlamaktadır.
Divan edebiyatımızda, “cemreviye…” şiirleri yer alır!
Cemreviye, “Divan edebiyatında şairlerin cemrenin düştüğü dönemlerde yazdıkları bir kaside türüdür.” Bosnalı Şair, Sabit tarafından yazılan cemreviye meşhurdur.
Divan Şairlerinden Fıtnat Hanım’ın bir şiirinde cemrenin düşmesini bir bilmece şeklinde sormuştur;
“Yılda bir kerre gelirler âleme
Makdemiyle kesb-i feyz eyler cihân
Kimseler görmüş değildir yüzlerin
İsmi vardır, cismi ammâ ki nihân”
Bizim geleneksel halk takviminde yıl,
”Kasım Günleri” ve ”Hızır Günleri” olarak kış ve yaz diye ikiye bölünüyor.
Kasım günleri, miladi takvime göre 8 Kasım’da başlıyor…
Ve 179 gün sonra 5 Mayıs’ta sona eriyor.
Hızır Günleri ise 6 Mayıs’ta başlıyor ve 7 Kasım’a kadar 186 gün sürüyor.
Cemrelerin düşmesi, Kasım günlerinden Hızır günlerine,
Şimdi derinden bir oh çekiyoruz! Zorlu kış günlerinin vedalaşma zamanı…
Cemre ile ilgili sıcaklığı mısralara da, ‘aşılamak’ istedik.
“Cemreler düşer, yedi adımda bir
Ateş topu düşer, canlara tekbir
"Ölümlü-Dirimli" dünyadır, hak bir
Zikir terazisinde mizan bulur…”
“Her mevsimin bir rengi, bir yüzü var
İlk Baharın, "çiçekten çelengi" var
İnsanın, "dirilişe özlemi" var
Özlemini, "kalbine çizen" bulur!”
Bu özlemle bizler, “cemrelerle birlikte dirilişi tasvir ediyoruz!”
“Bahar bir çiçek gibi!
Çiçek vuslatın nur perdesi…
Cennet bir bahar gibi!
Bahar Hak’tan rahmet muştusu…
Ağaç çekirdek gibi!
Çekirdek varlığın hülasası…
Kâinat bir ağaç gibi!
Âdem kâinatın soyağacı…”
Bağınız, bahçeniz varsa bir uğrayınız…
Her sabah uyandığınızda, ‘sürgün veren o yemyeşil görkemli bağlarınızın şu kış aylarında çer-çöp haline gelişi…” Hadid Suresi 20.nci ayetinde şöyle buyrulur;
“Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir…”
Toprağa yakın olanlar, “20 Şubat tarihi, cemrelerin düşüşünden; 21 Mart Nevruz Gününe baharın gelişine kadar geçen o günleri çok iyi takip ederler…”
Ecdat, “Her Kışın bir sabahı…” veya “Her gecenin bir gündüzü…” olduğuna vurgu yapar…
Kışın soğuğuna elveda diyoruz. Merhaba, Baharın sıcaklığına, dirilişine…
BUZ ÜSTÜNDE NE DÜŞ KALIR NE DE İZ
Buz üstünde ne düş kalır ne de iz
Cemre düşünce buzlar çözülürmüş
Başından duman eksilmeyen dağlar
Gözyaşları sel olur karılırmış
Yıldızlar öksüz, kışın ayazında
Güneş tat vermeyince üzülürmüş
Öper, toprağı beyaz duvaklarla
Bir mahşerin kaderi yazılırmış
Geceler perde perde açılır hüzne
Dertlerim, damar damar gezinirmiş!
Cemre; ışık, su, ateş ve nişandır
Arzın rahminde hayat kazınırmış
CEMRE DÜŞTÜ TOPRAĞA SESSİZ SESSİZ
Kor düştü yüreğime maveradan
Gün döndü, mevsim döndü zaman hey!
Cemre düştü toprağa sessiz sessiz
Bu bir vuslat şarkısıdır aman hey!
Bir müjdedir, perde ötesi hakikat
Diriliş rahlesindedir, devran hey!
“Ölümlü dirimli dünya” deriz ya,
Solan gül değil, bahtım yaman hey!
Nasıl örtüyor, geceler gündüzü?
Ak duvakların öptüğü ferman hey!
Garip bir dünyanın izdivacında
Sürme çeker gibi, toprağ sürmen hey
Düşer gönlüme düşer ilk cemreler
Işıktan sel olur yürek, iman hey!