Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 05.06.2024 20:31

ÇEVRE HEPİMİZİN

Facebook Twitter Linked-in

ÇEVRE HEPİMİZİN

Bedrettin KELEŞTİMUR

“Çevrem çiçek, renk renk bahar olsun

Sevgi ruhumda esen seher olsun

Dost ol toprağa, ağaca, doğaya;

Doğa bizi birleyen değer olsun

Dağ, ova yeşil, yolum uygar olsun!”

Bir söz vardır; “Doğa/ veya çevre bekçi ile değil, sevgi ile korunur”

Rahmetli Barış Manço; “Çevre, çevrecilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir!”

Çevre, bütün varlığıyla/ değerleriyle hepimizin… Korunması bağlamında, ‘kırmızıçizgimiz’ olarak sürekli düşünmüşümdür. Falih Rıfkı Atay, “Her yıkıntı onarılabilir, doğanın yıkıntısı asla!”

Düşünüyorum da, bizim toprağa, suya, havaya, içerisinde yaşadığımız doğaya dostluğumuz ne kadar samimi? 

Çevrenin/ veya Doğanın katili insandır!” Uygar/ veya medeni bir millet olmanın yolu da, ‘doğanın bilumum korunmasından geçer’ 

Toprağın kirlenmesi, suyun kirlenmesi, havanın kirlenmesi… Bunun faturasını kim/ veya kimler ödüyor, “İnsanoğlu kendi canıyla ödüyor!”

Erzincan Ilıç’da olanlar… Sebep ve sonuçları itibariyle hepimizi korkutuyor… Fırat Havzası bir bakıma, ‘üzerinde kurulan barajlarıyla birlikte…’ ülkemizin can damarı su havzasıdır. 

Fırat İçin neler yazmıştık; “Fırat Anadolu’dur,/ Şefkatin damlayan gözyaşlarıdır/ Fırat’ta kana kana içtim zamanı/ Fırat’ta dinledim, bin bir cennet masalını/ Fırat’ta sevdim; hoyratı, miniyi, ninniyi/ Fırat’ta tanırsınız, şairin ruh güzelliğini/ Şiirin ihlas gücünü,/ Fırat’ta başlar,/ Türk’ün Anadolu’ya sadakat yolculuğu!”

2022 yılında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nce, “5.039 adedi arama, 9.949 adedi işletme ruhsatı olmak üzere toplam 14.998 adet maden ruhsatı verilmiş…”

M.İ. Genel Müdürlüğü kayıtlarında, “51 yabancı ortaklı şirket bulunuyor!” Ülkemizde, “77 çeşit maden çıkarılmakta…” Sadece, ‘bor minerallerinin dünya rezervlerinin yüzde 72’sinin Türkiye’de bulunuyor”

Bizim çevreyle olan bağımız, “üzerinde titrediğimiz vatan coğrafyasıdır!” Her karış toprağında, ‘şehitlerimizin kanı…’ bulunmaktadır. O sebepledir ki, ‘vatan sevgisi imandandır’ Vatan Coğrafyasının her karışını büyük bir nimet biliriz… 

Her yıl, 05 Haziran 2024 gününü, “Dünya Çevre Günü!” olarak idrak etmeye çalışırız.

05-11 Haziran 2024 tarihleri ise “Çevre Koruma Haftasıdır!”

Ülkemizde, ‘Çevre’ kavramı ancak 1970’li yıllardan sonra giderek önem kazanmaya başladı.

1972 yılında İsveç’in Stokhol kentinde yapılan BM Çevre Konferansında, alınan bir kararla 

5 Haziran günü, “Çevre Günü” olarak kabul edilir. Bizde ise 1920 tarihinde kurulan “Bayındırlık bakanlığı” 13 Ekim 1923 tarihinde, “İmar ve İskân Bakanlığı…” 29 Haziran 2011 tarihinde, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı” ismini alır. Günümüzde, ‘Çevre’ ve ‘Şehircilik’ birlikte anılmaya başlanılır.

Doğa hepimizin… “İnsanda arz gibidir…” sözü o kadar önemlidir ki… Mü’minun Suresi 12. Ayette ne buyruluyor; “Andolsun ki biz insanı çamurdan süzülmüş bir hülasadan (özden) yarattık” İfademizi tekrarlıyorum, “şu beden de arz gibidir!” Vücudumuzu nasıl koruyorsak, arzı da/ yerküresini de aynı şekilde koruyacağız! Bu bir şuurdur… Bu doğal bir reflekstir…

Hayatı öğrenelim… Kâinatın nasıl tezyin edildiğini öğrenelim…

Anasır-ı Erbaa, ‘dört öğe’ ‘dört element’ ‘dört güzeller’ demek. Toprak, su, hava ve ateş… 

Yerkürenin oluşumunu sağlayan dört unsur… Bir Veli ne diyor; “Ziya, hava, su ve toprak gibi, 

Kuvvetli ve şümullü dört anasır-ı esasiye olan; hikmet, adalet, inayet ve merhametin hakikatleri…”

İçerisinde yaşadığımız çevremize karşı/ yerküresine/ arza karşı; ilimle, adaletle, iyilikle ve şefkatle yaklaşacağız… Bizleri kuşatan çevremize karşı, ‘sevgiyle…’ yaklaşacağız Taşı, toprağı, bitkiyi, hayvanı, eşyayı seveceğiz! Asla ve kat’a, ‘asi olmayacağız…’

Kimsenin doğayı kirletmeye hakkı ve hukuku olamaz… Dağlar, nehirler, vadiler, ovalar… Ve soluduğumuz hava… Kirlenmesine nasıl izin verebiliriz? Ormanlar, ‘akciğerlerimiz…’

“Küresel Kirlenme…” Bu kavramın öznesinde, ‘insanlığı tehdit…’ vardır!

Rusya da, ‘Çernobil Faciası…’ Hindistan’da, ‘Bopal trajedisi…’ Romanya’da, ‘siyanür felaketi…’

Sayın sayabildiğiniz kadar… İnsan ve Çevre bir bütündür! Çevre felaketi, insanlık felaketi demektir…

Öncelikle, ‘sağlıklı yaşama…’ Soluduğunuz hava da, ‘güvenilir olma’ Toprağı nasıl katlediyoruz?

Hiç çekinmeden ve sıkılmadan, ‘kirleterek…’

Bilerek, ‘anız yakmak…’ katliamdır! Meyve, sebze ve hububat için kullanılan zehirler… En büyük katliam nedir; “Sanayi atıklarının önlenemeyen katliamı…”

Çevre konusunda ideolojiyi hiç düşünmedim… Çevre konusunda, ‘siyasi yaklaşımlarda…’ umurumda değil. Kim olursa olsun, “çevreyi katledenlerin…” kesinlikle karşısındayım!

Sorarım sizlere, ‘Küresel ısınmanın sebepleri…’ nelerdir?

Son yıllarda giderek artan; ‘doğal afetler…’ felaketler!

Kasırgaya dönüşen rüzgârlar… Canlar alan, ‘sel felaketleri…’

Gözlerin aşina olmaya başladığı, ‘hortumlar…’

Bütün bunlara, ‘doğanın intikamı mı…’ diyelim!

Defalarca altını çiziyorum; “Doğa hepimizin…” Umursamaz bir şekilde, hareket edemezsiniz!

Rant, başta İstanbul olmak üzere Anadolu şehirlerini ne hale getirdi? Marifet mi, “15 ila 25 kat arasında değişen binalar dikmek!

İnsanlar nasıl birbirlerine saygılı ise; Mekânlarında belli bir kimliği saygınlığı olmalıdır.

Tarihi/ kimlikli eserlere baktığınızda, ‘gözleriniz yorulmaz’ Toprağın kokusundan giderek uzaklaşan, ‘yüksek binalar…’ İnsana estetiği, tevazuu, hoşgörüyü, saygıyı unutturan; ‘yükselen binalar’

Şehrin; şehirlerin önünde; bir duvar misali …’ yükseliyor

Binalar, ‘birbirinin önüne geçiyor’ Ruhunuzu boğuyor…

İnsana, eşyaya ve çevreye zarar vermeden; kaynaklarımızı en sağlıklı bir şekilde nasıl kullanabiliriz?

İnancımız, “Vatan sevgisi imandandır!” diyor. Toprağında; ‘kanımız, alın terimiz, ecdat hatıralarının saklandığı…’

Coğrafyayı vatanlaştıran bilumum değerler… O değerlere bizler elbette ki, ‘sevgiyle ve saygıyla yaklaşacağız’ Her birimiz, ‘Millet Olma Şuurunda…’ olacağız… Şunu da iyi bileceğiz, ‘illet...’ bir hastalık/ veya zillettir… Vatan Coğrafyasını ne ile bütünleştiriyoruz; “gönlümüzle…” yüreğimizle, sevdalarımızla…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —