Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 27.04.2023 16:48

COĞRAFİ DEĞERLER VE YURTDIŞI…

Facebook Twitter Linked-in

COĞRAFİ DEĞERLER VE YURTDIŞI…

Bu köşemizde, coğrafi işaretlerimizi bir nakış misali işlemeye çalıştık. 

Coğrafi zenginliğimizi dile getirdik. O zenginliğimizi ne kadar biliyoruz!

O zenginliğimizi özellikle de, “Yurt Dışında…” ne kadar tanıtabiliyoruz?

Şüphesiz ki önümüzdeki yıllarda, ‘şehirlerimiz patentleriyle/ veya marka ürünleriyle anılacaklar’

Maalesef hâlihazırda, Avrupa Birliği nezdinde, coğrafi işaret alan ürün sayısı, sadece 9

Coğrafi İşaretlerde başvuru sayısına baktığımızda, “45’lere ulaşmış bulunuyor!”

AB tarafından tescillenen ürünler şunlar; “Aydın inciri ve kestanesi, Malatya kayısısı, Milas Zeytinyağı, Gaziantep baklavası, Giresun tombul fındığı, Taşköprü sarımsağı, Bayramiç beyazı, 

Sırada bekleyen 45 Coğrafi İşaret arasında; Elâzığ Şehrimize ait ürünleri göremiyoruz!

Bunu yerelde birlikte sorgulayalım! 

Çok zengin bir coğrafyamız, coğrafyamızın bizlere bahşettiği nadide ürünlerimiz var…

Türkiye’de hâlihazırda Coğrafi İşaret Sayısı 1350’lere ulaşmak üzere…

Daha fazla gayret diyoruz… Daha fazla çaba ve emekle coğrafi işaret sayısını katlayarak artırmak!  Her coğrafi işaret bizlere katma değer sunmalı! Endüstrileşme hareketinde yeni mesafeleri, yeni adımları atmamızda şevk ve heyecan vermelidir.

Daha önce kaleme aldığımız bir yazımızda şu ifadelere yer veriyorduk;

Bir geziye çıkacaksın. O gezi ile ilgili ilk soru, “gideceğimiz yerlerin neleri meşhur!”

O soru bizlere şüphesiz ki, “Coğrafi işaretler!” kavramını getirecektir. Ülkemizde, “Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yöresel ürünlerin geleneksellik ve kalite bakımından değerlendirilmesi sonucu bu ürünlere coğrafi tescil belgesi verilmektedir!”

Coğrafi işaret tescili, bizlere ürünün kalitesini, niteliğini, yöresel özelliklerini ifade eder.

Türkiye, dünyada en fazla bilinen bir ülke konumunda… “2021 yılında Dünya Turizm Örgütü’nün açıkladığı resmi verilere göre, 2021’de dünyadaki turizm hareketliğine 421 milyon kişi katılıyor. Türkiye, 29,9 milyon turist sayısı ile dünya da dördüncü sırada yerini alıyor.”

Türkiye’miz her bakımdan yerküresinin; ‘tarihi ve kültürel kaynaklarıyla en zengin ülkesi…’ 

İşte, “tarihi ve coğrafi işaretler!” vatan coğrafyamızın zenginlikleriyle birlikte, ‘tarihi ve kültürel kimliğini…’ gözlerimizin önüne sermekte ve insanımızın ufkunu açmaktadır. Bu konularda, arkadaşlarımızla sohbetlerimiz oluyor. 

Dr. Hüsamettin Kaya dostumuz bizlere, geleceğin şehirlerinin artık, “markalarıyla birlikte anılacağını’ ifade ediyorlar. Çok doğru! Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde, “Türk Patent ve Marka Kurumu…” tarafından “Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürünlerin…” patent çalışmaları yapılmaktadır. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde geçtiğimiz yıllarda, “Elazığ Ticaret Odası Coğrafi Tescil Müdürlüğünün…” kurulduğunu ve önemli çalışmalara imza attıklarını biliyoruz.

Bu çalışmalar, Elazığ sofra kültüründe Türkiye’de en zengin şehirlerimiz arasında yer aldığını göstermiştir. O dönemin çalışma grubu, Harput yemeklerine, “Ata Oğuz Yemekleri…” ismini vereceklerdi. Ürünler üzerinde büyük bir titizlikle çalışılıyor. Bulgurdan, ‘badem ezmesine…’ onlarca patent bekleyen ürünler olduğunu bizlerde gözlemliyorduk. 

2007 yılında, ‘öküzgözü’ 2009 yılında, ‘boğazkere ve tahannemi’ 2009 yılında, ‘güneşin meyvesi orcik…’ bunların patentleri alınmıştı. Ekonomik değeri olan birçok ürünün de çalışmaları devam ediyordu. Bunlar arasında; “Şinfoni, Ağın beyazı, Ağın kırmızısı da…” yer aldığını biliyoruz.

Elazığ vişnesi, ‘patenti alınmış’ Sırada; ‘vişne dondurması, peynirli ekmek, taş ekmek, gömme…’ geliyor. Ağın Kaymakamlığı tarafından, “Ağın Leblebisi…” Çemişgezek Kaymakamlığı tarafından da, “Ulukale dutunun…” patentleri alınmış bulunuyordu.

Çedene Kahvesi, Baskil Kayısısı, Gömme, Palu Tavası, Maden Kuru Tavası, Bulama, Kara Kavurma, Ayranlı Çorba…” Her biri, ‘bu yöreye ait yemekler…’ 45 ürün üzerinde patent konusunda çalışmalar devam ediyordu. 

Bütün bu çalışmalarla birlikte millî sınırlarımızı aşmalıyız! Bu ne demektir? Bir bakıma, “aile veya ev ekonomisini de…” şehrin gündemine taşımaktır. Daha fazla istihdam, daha fazla üretim, daha fazla KATMA DEĞER demektir.

Elazığ’ın meşhur, “Çaydaçıra…” oyunu;  Avrupalı bu oyuna, ‘mumlu dans’ diyor. Rahmetli Av. Fikret Memişoğlu zamanında, “Avrupa’da yarışmalarda ödül alan bir oyunumuz!”

Bu oyunu şimdi, “Unesco’ya taşıma gayretleri…”  devam ediyor. Dr. Hüsamettin Kaya bu oyun için, “Işığı Elinde Tutan Şehir!” diyorlar. 

 “Bizim kendi mahalli müziklerimiz; Çaydaçıra, Güvercin, Harput Peşrevi vesaire… Her birinin tanıtımı açısından daha fazla gayret gösterilmeli…

Elazığ insanını bir bakıma tarif eden 8 köşeli şapka; “yiğitlik, mertlik, çalışkanlık, cömertlik, dürüstlük, misafirperverlik, alçak gönüllülük, doğruluk…” gibi değerler bu şehrin, ‘ahilik kültürüyle…’ ne kadar iç içe olduğunun da göstergesidir. 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —