DEPREM ÇIĞLIKTIR
Deprem çığlıktır, feryattır, acıdır, felakettir, yıkımdır, ölümdür!
Ülkemin Doğusu, güneydoğusu ‘deprem felaketiyle sarsıldı’
Ecdat, “ateş düştüğü yeri yakar!”
Öncelikle candır, canlardır, hayattır…
Canlar gitti, nice ocaklar söndü!
A benim dostlar, ‘feleğim döndü’
Ne ağır imtihandır, Yârabbi!
“Bizleri belâlarla imtihan etme!”
Beşeriz Yârabbi, zayıf yaratılmışız!
Gün geçtikçe, “Acısı Artar” daha derinlere işler!
“Gün geçer acısı artar depremin
İlim göç etmiş marifet yanında!
Nice yıldılar kayar bu âlemden
İhlas göç etmiş kanaat yanında!
Ülkemin doğusu kalbi sükûnet;
Âlim göç etmiş hamiyet yanında!
Gün geçer acısı artar âlemin
Nice yıldızları kayar dünyanın!”
Haberler geliyor… İlim ve hikmet sahibi, ihlas ve infak, takva sahibi nice yürekler göç etmişler
Düşünsenize! Bir ömür gitti, bir/veya iki nesil gitti, onlarla birlikte nice şuur, akıl, hafıza gitti!
Yürekten gelen bir seda ile söz söylemek isterim!
“Belâları savarım, infak ile ihlas ile
Hayırlara neferim, hizmet ile himmet ile
Cemre ol; havasına, suyuna, toprağına
Yüreğimle çekerim derdini çile ile
Kan damlar gözyaşımdan;
Vatan Oy… Millet Oy… Can Oy… Canlar Oy…
Zor, o kadar zor bir dönemeçten geçiyoruz ki,
Nefsi bırakacağız! İhtirası, gururu, kibri, husumeti ayaklar altına alacağız!
Başka çare yok… “Kendimiz olacağız!”
Nisa Suresi 148 ayette ne buyruluyor;
“Allah, kötü sözün (bilhassa) açıkça söylenmesini sevmez, ancak zulme uğrayan müstesna.
Çünkü Allah Semi (söylediklerinizi tamamen işiten)dir. Âlim (kalplerinizdeki her şeyi bilen)dir”
Nifak, fesat, husumete kapı aralayacak her türlü sözlerden ısrarla kaçınacağız!
Gıybeti terk edeceğiz. Zan peşinde koşmayacağız…
Kalbi huzur, kalbi sükûnet, kalbi ihlas…
Her zaman için, ‘Yüksek binalara…’ kibrin birer âlameti olarak bakmışımdır.
Ecdat, yüksek binaları tercih etmediler. Her zaman toprağın kokusunu içlerine sindirmek istediler.
Toprağın kokusunda, ‘nefsin âlametleri yoktur’
Ecdat bizlere, “toprak gibi mütevazı ve hamiyetli ol!” diyor.
“Yüksek binalar kibir harikası
Yurdumu kibir sardı bilir misin?
Anadolu bir gönül haritası
Kibir, gönlü sormadı bilir misin?
Kibir bir kurt gibi dadandı köke
Kemirdi aşkı, sevdayı âdemi!
Ağlarım şimdi gözyaşı döke döke”
Şu günlerde kendimizi kaybetmeyelim.
Nisa Suresi 135 ayette şöyle buyruluyor;
“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan(hâkim)ler
Ve Allah için şahitlik eden kimseler olun!”
Şu günlerde bizlere düşen en büyük görev nedir?
Âl-i İmrân Suresi 200 ayet bu konuda bizleri uyarıyor;
“Ey iman edenler! Sabredin! Sabırda (düşmanlarınıza) üstün gelin!
(Her an cihada) hazırlıklı olun ve Allah’dan sakının umulur ki kurtuluşa erersiniz!”
Asrın en büyük felaketi!
Şehirlerimiz yıkıldı…
Nice canlar gitti…
Bu zor geçitte bizlere düşen sabır ve tahammül!
Millet olarak bugünlerde, “hayırda yarışanlar zümresinden olma!”
İnşallah birlikte ayağa kalkacağız!
Geleceği daha emin ve güvenilir şekilde inşa edeceğiz.
Her binaya/ her mekâna artık, ‘kimlik…’ diyoruz!
Her kimliği artık, ‘sorgulayalım’
“Hesaba çekilmeden öncede kendimizi hesaba çekelim!”