Bedrettin KELEŞTEMUR

Tarih: 08.02.2024 19:59

DEPREM, O ANA DOKUNMAK

Facebook Twitter Linked-in

DEPREM, O ANA DOKUNMAK

Bedrettin KELEŞTİMUR

06 Şubat 2023 tarihinde, ‘asrın felaketiyle…’ milletçe büyük acılar yaşadık. 

Elbette ki, “O ana dokunmak…” yürek ister. O tarifsiz acıları içinize çekmek ne mümkün?

Nesrin bittiği yerde, ‘edebiyle, adabıyla, irfanıyla, ihlasıyla şiir başlar’

“Keder Düştü…” şiirimizde, ‘o ana dokunmak istedik’

“Uykuların üstüne keder düştü!

Gözler bir büyük kâbusa açıldı

Akıllara gizemli soru düştü

Yandı yürekler kâbusa açıldı

Kar düştü, hey gidi vatan üşüdü!

Omuzlarda bin bir keder taşındı

Ağla matem et yanan yüreklere

Nereye dönsem makber, canlar düştü!”

31 Mart 2024 tarihinde, ‘yerel seçimler…’ yapılacak. Bizler diyoruz ki, ‘acılara gömülen deprem bölgesinde…’ daha dikkatli, daha duyarlı, daha itinalı olalım.

“Günü Değil…” şiirimizde şöyle diyoruz;

“Gün, acıları, yaraları sarma…

Hamaset, dedikodu günü değil

Gün, elimizi taşın altına koyma…

Yüreksizlere meydan günü değildir

Bugünden güzel yarınları görme

Zamanı, zayi eme günü değildir.”

Gün, ‘siyasetin ötesinde bir ve beraber olma günü’ 

“Gün birlikte, hayra uzanma günü 

Vakarla birlikte, arlanma günü 

Halden hale zorlu bir imtihanda;

Sabırla ey can, durulanma günü 

 

Korku, endişe dağları sarmış

"Güvendiğim dağlara kar mı yağmış"

Kızıl bir kıyamet ufkuma varmış

Sabırla ey gönül, derlenme günü”

Geliniz 85 milyon insanımızla birlikte, ‘derlenip toparlanalım’ 

İnsanımız bu günlerde, ‘yüksek bir moral, güven istiyor…’

“Güven” başlığını taşıdığımız şiirimizde şöyle diyoruz;

“Güven, uhrevi bir tılsımı taşır

Gönül gözüyle bakarsan görürsün!

Hangi renk, hangi ışıkla ulaşır?

Marifetle dokunursan görürsün!

İster sözünü Kaf Dağı’ndan aşır,

Süzülmüş bir bulut gibi görürsün

Niyetinle yüzün düşer aynaya…”

Bu memleket insanı ne Erzincan Depremini, ne Marmara Depremini ve ne de “06 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremini…” o derin yarayı/ o yaranın feryadını nesilden nesillere taşıyacak!

“Kızıl kıyamete uyanmak ne zor

İnsanım, ‘asrın felaketi’ diyor

İçimde kanayan yangın sönmez ki

Yüreğimde her an depreşen dert zor

Erzincan’dır, Marmara’dır, Maraş’tır

Zihnimde sorular yumağını sor

Gel, aynı vebalin günahını sor!”

Omuzlarımızda taşıdığımız büyük cüreti, ‘günah ve sorumluluğu düşündükçe…’ eyvah diyorum.

“Kibir Harikası!” başlıklı şiirimizde şöyle sesleniriz;

“Yüksek binalar kibir harikası

Yurdumu kibir sardı bilir misin?

Anadolu bir gönül haritası

Kibir, gönlü sormadı bilir misin?

Kibir bir kurt gibi dadandı köke

Kemirdi aşkı, sevdayı âdemi!

Ağlarım şimdi gözyaşı döke döke!”

“Kibir Yangını…”dörtlüğümüzde ise şöyle diyoruz;

“Binalar yükselir, kibir yangını!

Alev almış şehrin dört bir yanını

Ruhumun feryadı, mustarip insan;

Arar bu dünyada gönül dengini…”

Kibir ile gönlü bir araya getiremezsiniz… 

Getirmek istediğiniz zaman, ‘tevazuu katledersiniz…’ 

Bu benim kanaatimdir;

Bir ülkede, “eksilerin çarpanı, artıların çarpanından büyük olursa felaketlerde büyük olur!”

Kahramanmaraş Merkezli, ‘asrın felaketi’ veya ‘büyük yıkımı’ olarak nitelendirilen, 

Depremin daha henüz birinci yılındayız…

Herşey saniyelerle; “4.17’de…” olmuştu!

“Bilmem ki, kaç saniye vurgun yedi

Koca şehirler depremle yerle bir

Nice canlar, âlemden sürgün yedi

Korkunç uğultu, çığlıklar yerle bir

Gökyüzü kıpkızıl toprağa düştü

Hayaller, umutlar hepsi yerle bir

Canlara, ölüm kasırgası düştü!”

Derinden bir, “AH!” çekiyorum. 

İnşallah, “50 bin insanımız şehadete erdiler…”

Başımız Sağ olsun… Amin


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —